|
Tüm baskılara ve tehditlere rağmen Darfur’da BM gücünün görev yapmasına aylardır direnen Sudan Hükümeti’nin sonunda BM Barış Gücü’nün Darfur’a konuşlandırılmasını kabul ettiği açıklandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Addis Ababa’da hükümet yetkilileri ile yaptığı toplantının ardından BM Barış Gücü’nün Darfur’un batısına yerleşeceğini açıkladı.
21 yıldır devam eden Darfur sorunu, son birkaç yıldır, dünya
gündeminden özellikle de BM gündeminden düşmüyor. Batı’nın ‘soykırım’,
‘etnik temizlik’ ve ‘yüzyılın insanlık dramı’ gibi ifadelerle
tanımladığı sorunu çözmeye yönelik şimdiye kadar önemli adımlar atılmış
olmasına rağmen bunlardan hiçbiri ‘kalıcı ve nihai’ barışı getiremedi.
Son olarak geçtiğimiz Mayıs ayının başında Sudan Hükümeti ile en büyük
muhalif grup olan SLA (Sudan Kurtuluş Hareketi) arasında barış
imzalandı. Nijerya’nın başkenti Abuja’da imzalanan anlaşma, Sudan
Hükümeti tarafından desteklendiği iddia edilen Cancevit milislerinin
silahsızlandırılmasını ve isyancı militanların Sudan ordusuna
katılmasını öngörüyordu. Ancak ne bu anlaşma ne de bundan önceki diğer
anlaşmalar Batı tarafından kabul görmedi. Batı, kendi eliyle olmayan
hiçbir çözümü çözüm olarak kabul etmedi.
Temmuz ayının başında toplanan Afrika Birliği Zirvesi’nde de en önemli
gündem maddesi Sudan’da Afrika Birliği askerlerinin yerine BM gücünün
yerleştirilmesiydi. Zirvede konuşan Annan, Afrika Birliği gücünün
yetersiz kaldığını ileri sürerek Sudan’da istikrar ve barışın
sağlanması için BM gücünün bölgeye yerleştirilmesinin şart olduğunu
savunmuş; buna karşın Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, Sudan’a BM
gücünün yerleşmesinin ülkesinin yeniden sömürgeleştirilmesi anlamına
geldiğini ve isyancıların isteklerinin maksadını aştığını savunarak BM
gücünü reddetmişti. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise Darfur’a
BM’nin barış gücü göndermesine şiddetle karşı çıkan el-Beşir’i
"Çatışmayı seçerse, sonuçlarına katlanır!" diyerek uyarmıştı.
Batı Darfur krizinde tek suçlu olarak Hartum Hükümeti’ni görüyor.
İslam dünyası da dahil olmak üzere uluslararası kamuoyu buna ikna olmuş
durumda. Öyle ki, uluslararası arenada yalnız bırakılan ve ambargo ile
tehdit edilen Hartum Hükümeti’nin barış yönünde attığı tüm adımlar ve
ülkenin bölünmesi pahasına verdiği tavizler görmezden gelindi. Hartum
Hükümeti önce güneyin ayrılmasına göz yumdu, sonra da Darfur’da
muhaliflerle masaya oturdu. Ancak ne Batı, Sudan’ın bu tavrını takdir
etti, ne de muhalif gruplar kendilerine verilenleri yeterli buldu.
Batı’ya göre Hartum Hükümeti’nin Darfur’da barış için yapması gereken
tek şey BM askerlerinin bölgeye yerleşmesini kabul etmekti.
Dünya basını Annan’ın açıklamaları doğrultusunda nihayet Hartum
yönetiminin BM Barış Gücü’nü kabul ettiğini duyurdu. Öte yandan Hartum
Hükümeti’nden yapılan açıklamalar Addis Ababa’da yapılan toplantının
çarpıtıldığı ve Hartum’un hala BM gücünü reddettiği yönünde. Nitekim
Hartum, daha önce olduğu gibi şimdi de Darfur’a uluslararası güç
konuşlandırılmasını reddediyor. Darfur’a konuşlandırılacak olan güç
Annan’ın da açıkladığı gibi yine Afrika Birliği ülkelerinden olacak. Bu
ise Hartum’un şimdiye kadar kabul etmiş olduğu barış anlaşmalarında da
yer alıyordu ve zaten Sudan’da Afrika Birliği gücü mevcuttu. Yeni olan
bir şey varsa o da bu gücün BM tarafından yönetilecek olması ve
sayısının arttırılması. Fakat bu konuda da iki temel soru zihinleri
meşgul ediyor. İlk olarak BM denetiminde olmakla birlikte Barış
Gücü’nün başında kimin olacağı hala belirsiz. İkinci ve daha da önemli
bir soru(n) ise söz konusu gücün büyüklüğünün ne olacağı. Birliğin
yerleşmesi ile ilgili olarak BM’nin sunduğu taslağa göre 17 bin asker
ve üç bin polisin barış gücünde yer alması planlanıyor. Ancak Sudan
yönetimi bu rakamı abartılı buluyor ve sayının görüşüleceğini ifade
ediyor.
Her şeye rağmen Hartum Hükümeti’nin Afrika Birliği ülkelerinden de olsa
BM liderliğinde bir barış gücünü kabul etmesi önemli bir ‘geri adım’
olarak değerlendirilebilir. Şimdiye kadar çok açık bir dille BM gücünü
reddeden ve bunu yeniden sömürge olmayla eşdeğer tutan el-Beşir’in
böyle bir anlaşmaya yanaşmasının arkasında nasıl bir neden yatıyor
olabilir? Öncelikle ABD’nin Dışişleri Bakanı Rice’ın sözleriyle açığa
vurduğu ambargo ve savaş tehdidi, Sudan’ı Batı kamuoyunu yumuşatmaya
yönelik bir adım atmaya zorlamış olabilir. Öte yandan son birkaç
haftadır çatışmaların arttığına dair bölgeden gelen haberler, Sudan
Hükümeti’ni çaresiz bırakmış ve bu sorunla tek başına mücadele
edemeyeceğine ikna etmiş olabilir. Nitekim 18 Kasım’da Darfur’da
hükümet tarafından desteklendiği iddia edilen Cancevit milislerinin bir
köye saldırdığı, en az 30 kişiyi öldürdüğü ve 40’tan fazla kişiyi
yaraladığı haberleri dünya basınında geniş yankı buldu ve gözler yine
Hartum Hükümeti’ne çevrildi. BM kontrolünde bir barış gücü Darfur’da
neyi değiştirir bilinmez ama Hartum Hükümeti’ne yönelen tepkileri bir
nebze olsun hafifleteceği aşikar.
|