|
Ortadoğu: Filistin: Ulusal ittifak hükümetinin önünü kesen isyan |
|
|
|
|
Yazar Ahmet Varol
|
Filistin’deki farklı grupları siyasi cephede bir araya getirmeyi amaçlayan ulusal ittifak hükümetinin oluşturulması ile ilgili görüşmelerin sonuca yaklaştığı bir aşamada isyanın patlak vermesi tesadüf değildi.
Filistin uzun süreden beri bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veriyor. Mücadelenin bu kadar uzun sürmesinin en önemli sebeplerinden biri karşısındaki düşmanın sadece siyonist işgalcilerden ibaret olmayıp, tüm çağdaş emperyalist güçlerin bu işgalcilerin arkasında saf tutmuş olmasıdır. İkinci önemli sebep ise başta Arap dünyasının ve dahası tüm İslam aleminin bu mücadelede Filistin halkını büyük ölçüde yalnız bırakmasıdır. Son dönemde yaşanan bazı olaylar ise Filistin cephesinde bir fitne ateşinin alevlenmeye başladığı endişelerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Böyle bir gelişme zikrettiğimiz iki vakıadan daha büyük bir tehlike arz ediyordu; ancak gerçekler medyanın kamuoyuna yansıttığından bayağı farklıydı.
Filistin’deki farklı grupları siyasi cephede bir araya getirmeyi amaçlayan ulusal ittifak hükümetinin oluşturulması ile ilgili görüşmelerin sonuca yaklaştığı bir aşamada isyanın patlak vermesi tesadüf değildi. İşgalci Siyonist devlet ve onu himaye eden ABD, Filistin cephesinde içinde Hamas’ın bulunacağı bir siyasi ittifakın gerçekleşmesini kesinlikle istemiyordu. Olayların patlak vermesinde Siyonist işgal güçleriyle gizli ilişkiler içinde olduğu bilinen çete başı Muhammed Dahlan ile adamlarının birinci derecede rol oynaması da arka planla ilgili şüpheleri ciddi şekilde artırıyordu. Çıkarılan isyanın gerekçesi başkanlığa bağlı emniyet güçlerinin maaşlarının ödenmemesiydi. Oysa işin gerçeği farklıydı. Polislerin maaşlarının %60’ı ödenmişti. Kalan aksamanın da hükümetten değil uluslararası emperyalizmin uygulamalarından kaynaklandığı biliniyordu. İkinci olarak da bu güçler tümüyle hükümetin kontrolünden alınarak başkanlığa bağlanmış; hükümetin bunlara en ufak bir emir verme yetkisi bile kalmamıştı. Bu durumda maaşı da başkanlıktan almaları gerekirdi. Kaldı ki başkan ABD ve AB ile ilişkilerini değerlendirerek bu görevlilerin maaşlarını ödeme imkanı da bulabilirdi. Hatta ABD’nin Hamas hükümetini yıpratma amacıyla özerk yönetim başkanına maddi destekte bulunmayı planladığına dair haberler ve geçmiş döneme ait kaynakların başkanın kontrolünde olduğuna dair iddialar böyle bir şeyin mümkün olduğu kanaatini güçlendiriyordu. Bu durumda söz konusu güvenlik görevlilerinin emri başkanlıktan alıp da maaşı hükümetten istemeleri haksızlıktı. Fakat gerekçesi ne olursa olsun, sonuç itibariyle bu isyan “ulusal ittifak hükümeti” görüşmelerinin sonuçsuz kalmasını sağlamak suretiyle amacına ulaştı.
Olaylar dünya kamuoyuna Hamas ve el-Fetih arasında bir çatışma olarak yansıtıldı. Oysaki yukarıda da belirttiğimiz üzere, seçim sonrasında yapılan değişiklik nedeniyle hükümetin emrinden alınıp doğrudan başkanlığa bağlanan güvenlik organlarına mensup görevliler isyan etmiş ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik mekanizmasında çalışan görevliler de olaya müdahale etmişti. Ancak başkanlığa bağlanan organlarda el-Fetih, içişlerine bağlı organlarda ise Hamas mensuplarının ağırlıklı olmaları sebebiyle gelişmeler farklı yansıtıldı. Tabii bu arada geniş çaplı bir Hamas - el-Fetih çatışmasından yana olan Siyonist işgal devleti ve onu himaye eden uluslararası emperyalizm de kendi arzularını vakıa gibi yansıtmaya çalışmış, medya üzerindeki etkilerini de bu amaçları için değerlendirmişlerdir. İşin gerçeğinde el-Fetih’in ileri gelenlerinden birçok kişinin polis isyanına tepki gösterdiği, üstelik isyanda Muhammed Dahlan başta olmak üzere el-Fetih’te “istenmeyenler” listesine alınmış kişilerin parmaklarının olduğu bilinmektedir. Fitne ateşinin büyümesini önlemek amacıyla içişleri bakanlığı güvenlik görevlilerini arka plana çekmeyi tercih ederken, isyancılar saldırı ve tahribat faaliyetlerini sürdürerek el-Fetih açısından olumsuz imaja yol açacak manzaralar oluşturdular. Bu yüzden halktan gelen tepkiler ve isyanı onaylamayan örgüt mensuplarının itirazları isyancı güvenlik görevlilerini yuvalarına çekilmeye zorladı. Aksi takdirde hadiseler belki bir süre daha devam edebilirdi.
|