Orta Asya: Nazarbayev Washington'daydı PDF Yazdır E-posta
Yazar Sevinç Alkan Özcan   
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 29 Eylül’de ABD Başkanı George Bush ile görüştü. Beş yıl aradan sonra ABD’ye ilk ziyaretini yapan Nazarbayev’in görüşmesinde daha çok ekonomik konular öne çıktı. Ülkesinde insan hakları ve demokratikleşme konularında eleştirilen Nazarbayev’in ABD ziyareti Kazakistan yönetimi tarafından bir başarı olarak lanse edilmeye çalışıldı. Ziyaret sonrasında yapılan ortak açıklamada tarafların küresel enerji arzına yönelik ortak çabalarına yapılan vurgu, gezinin gerçek içeriği ile ilgili bilgi veriyordu. ABD yönetimi Kazakistan’ın Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına katılma kararını memnuniyetle karşılarken, Nazarbayev Hazar Denizi altından geçen yeni bir boru hattı projesine destek vereceklerini dile getirdi.
Enerji meselesinin yanı sıra Kazakistan yönetiminin vurgulamak istediği diğer bir konu da ülkenin silahsızlanmada attığı adımlardı. Bush’un ‘barış adamı’ olarak tanımladığı Nazarbayev’in ziyareti sırasında, Kazakistan’da bulunan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun nükleer silahların yapımında kullanılamayacak hale getirilerek seyreltilmesi konusunda ilke anlaşmasına varıldı. Kazakistan’ın bağımsızlık sonrasında kendi isteğiyle nükleer bir güç olmaktan vazgeçmesi de ABD yönetimi tarafından olumlu karşılanmıştı. kazakistan_2.jpg
Nazarbayev’in ziyaretinin ekonomik yönünü vurgulayan bir diğer gelişme de Cumhurbaşkanı’nın 650 milyon dolar değerinde 310 adet dizel lokomotif alımı anlaşmasını bizzat imzalamasıydı. Bunun yanında Nazarbayev’in -şu anda yabancı yatırımlarda en büyük paya sahip olmasına rağmen daha çok petrol endüstrisinde yoğunlaşan ve diğer alanlara yayılmayan- ABD’li yatırımcılara yönelik çağrılarının çok da başarılı olamadığı belirtildi.
ABD’nin Kazak yönetimini övmesi ve insan hakları, demokratikleşme gibi konulara vurgu yapmaması uzmanlar tarafından Washington’un bölgedeki önceliğinin güvenlik ve istikrar olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen Astana yönetiminin ABD ile ilişkilerini Rusya ve Çin aleyhine geliştirme konusunda ne kadar hazırlıklı olduğu cevaplanmayı bekleyen bir soru olarak duruyor.
 
< Önceki   Sonraki >