|
Ortadoğu: Kuzey Irak hesapları |
|
|
|
|
Yazar A. Emin Dağ
|
ABD’nin son günlerde PKK’yı bitirme hesapları arkasında tüm Kürtleri Barzani’nin kontrolüne verip daha güçlü bir Kürdistan yaratma düşüncesi var.
Irak’ın ABD tarafından işgalini üç farklı düzeyde ele alabiliriz. Irak’ın işgali küresel ilişkiler düzeyinde, ABD için Avrupa ve Rusya ile rekabet, petrol ve hammadde kaynaklarına hakimiyet ve Avrasya’da tutunma olgularını barındırırken; yerel ilişkiler düzeyinde, İran’ın kontrol edilmesi, İsrail’in güçlendirilmesi ve Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin zayıflatılarak bölünmesi amacını taşımaktadır. Irak’la ilişkiler düzeyinde ise Saddam’ın yok edilmesi ve Kürt devletinin kurulması gibi dinamikler işgalin hedefleri arasındadır.
Bununla bağlantılı temel strateji, Kürtlerin her üç İslam ülkesine (Türkiye, İran, Suriye) alternatif olarak güçlendirilmesidir. ABD ve İsrail’in neredeyse 1991’den beri değişmez taktiği olan bölge ülkelerinin sürekli rahatsız edilerek şantajla kontrol altında tutulması süreci ise sürmektedir. ABD’nin son günlerde PKK’yı bitirme hesapları arkasında tüm Kürtleri Barzani’nin kontrolüne verip daha güçlü bir Kürdistan yaratma düşüncesi var. Bu gerçekleştiği takdirde, Barzani aracılığıyla Türkiye’deki Kürt gruplarla iş birliği yapma avantajı yakalaması işten bile değil.
Türkiye, bu meselenin sadece Kürt meselesi olmadığının farkına vararak gelişmelerin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde yaşanan sürecin bir uzantısı olduğunu ve bölgesel haritaların değiştirilmek istendiğini anlamalı. Yeni Ortadoğu haritalarının yayınlandığı bir dönemde, bölgede yaşananların Avrupa’nın görmek istediği gibi “Kürt” meselesinden ibaret olmadığı açık şekilde gün yüzüne çıkmıştır.
Zaman zaman şiddetlenen ve Telafer kenti çevresinde yoğunlaşan askeri operasyonların temel hedefi, 36. paralelin üzerinde Suriye, Türkiye ve İran içine dağılmış vaziyette bulunan tüm Kürt etnik unsurları birleştirmektir. Bu birleşme, önümüzdeki dönemde İsrail ile buluşarak ayrı bir güç ekseni olacak ve bölgede sorunları derinleştirecektir.
Diğer yandan, Kerkük petrollerinin çıkış noktaları ve Türkiye’ye kadar olan tüm boru hatları, Kuzey Irak’taki Kürt grupların denetimindedir. İsrail ile dost bir Kürdistan’ın bu petrol kaynağını Siyonistlerin hizmetine sunacağını, bunun da ötesinde, Türkiye ile ilgili hesaplarda oynayacağı jeopolitik rolü şimdiden görmek gerekiyor.
Nitekim, işgalin ilk haftalarından itibaren Kerkük-Hayfa (İsrail) petrol boru hattının yeniden açılması gündeme getirilmişti. Bilindiği gibi bu hat 1948’te İsrail’in kurulmasından sonra kapatılmıştı. Şimdi yeniden açılması an meselesi. Kerkük-Yumurtalık hattına alternatif olarak, Irak petrolünü önümüzdeki dönemde işgali gündemde olan Suriye topraklarından geçirerek Akdeniz’e ulaştırmak için en azından fikirsel anlamda çalışmaların yapılması dikkatlerden kaçmıyor. |