Orta Asya: Özbekistan ve Kırgızistanın ortak operasyonu PDF Yazdır E-posta
Yazar Enes Gökalp   
halk arasında çok sevilen bir din aliminin bu şekilde ve iki ülkenin işbirliğiyle öldürülmesi ilk kez gerçekleşiyor.

ABD’nin “küresel terör” söylemi, tüm dünyada olduğu gibi Orta Asya ülkelerindeki yönetimlerce de benimsenmiş durumda. Orta Asya ülkelerindeki yönetimlerin söylemlerinde ‘düzeni’ tehdit eden düşman, Hizb’ut-Tahrir cemaati olarak karşımıza çıkıyor. Cemaat, bugün Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’da yasaklanmış durumda. Bilhassa Özbekistan ve Kırgızistan, bu ‘düşmanı’ farklı söylemlere eklemleyerek keyfi uygulamalarına zemin hazırlamaya çalışıyor. Özbek yönetimi, Mayıs 2005’teki kanlı Andican olaylarından bugüne değin cemaate karşı sıkı önlemlerini sürdürürken, aynı yıl Kırgızistan’da Batı yanlısı bir devrimle iktidara gelen Kurmanbek Bakıyev, “Ülkelerimiz uluslararası terörizmle ve dini aşırılıkla mücadele etmek için güçlerini birleştirmelidir.” şeklinde açıklamalarda bulunuyor.

Bu bağlamda son haftalarda Kırgızistan ve Özbekistan güvenlik güçleri ‘terör karşıtı operasyon’ adı altında Kırgızistan’ın güneyinde yaşayan Özbeklere yönelik yüzlerce operasyon düzenledi. Operasyonlar, 25 Temmuz’da iki ülkenin güvenlik güçlerinin ortak operasyonlar ve istihbarat paylaşımı konusunda imzaladığı bir anlaşmaya dayanıyor. Kırgız güvenlik güçleri, operasyonlar sırasında pek çok kişiyi öldürdü. 6 Ağustos’ta öldürülen üç kişi arasında, halk tarafından sevilen bir imam olan Muhammedrefik Kemalov da bulunuyor. Özbekistan sınırında bulunan bir kasabada imamlık yapan Kemalov’un hoşgörüyü ön plana çıkaran Cuma vaazları binlerce kişiyi camiye çekiyordu. Öldürülmesinin muhtemel sebebi ise bu vaazlara Hizb-ut Tahrir mensuplarının katılmasına izin vermesi ve Orta Asya liderlerinin dini politikalarını eleştirmesi. Kemalov’dan önce de Özbek imamlar baskıya uğramış, hatta Özbek gizli servisince kaçırılmıştı. Özbek güvenlik güçleri, Kırgızistan’ın güneyinde yıllardır operasyonlar gerçekleştiriyor, bazı kişileri tutukluyor ve bu durum Kırgız yönetimi tarafından sessizce kabul görüyordu. Ancak halk arasında çok sevilen bir din aliminin bu şekilde ve iki ülkenin işbirliğiyle öldürülmesi ilk kez gerçekleşiyor.

Kırgızistan’da sarı devrimle iktidara gelen Batı yanlısı yönetim ve Özbekistan’daki devrim karşıtı otoriter Kerimov yönetimi ABD’nin küresel emellerini besleyecek şekilde ortak hareket ediyorlar. Bu durumda, ABD yönetiminin ABD’de bulunan Özbek muhalefetin “ABD Kerimov’un baskıcı politikalarına niçin ses çıkarmıyor?” şeklindeki çıkışını duymaması oldukça anlaşılabilir bir durum. Zira pek çok kez örneği görüldüğü üzere, ABD’nin baskıcı bir yönetime karşı gelmesi ancak kendi politik çıkarlarına uyduğunda mümkün oluyor.

 

 
< Önceki   Sonraki >