İsrail ve Amerika Ortadoğu’daki çatışmayı bölgesel hale getirmek ve Suriye ve İran’ı kapsayacak haritaları çizmek için Lübnan’ı kontrol altına alma çabası içerisindedir.
Siyonist işgal rejimi İsrail’in, Filistin ve
Lübnan’da eş zamanlı olarak sürdürdüğü yasa dışı saldırılar, öteden
beri ABD ile birlikte yürüttükleri sistemli gerginlik politikasının en
önemli ayağını oluşturuyor. Daha önceki aylarda İran ve Suriye’ye
yönelik saldırı tehditlerinde bulunan Siyonistler, ABD’den aldıkları
onayla bu operasyonun ilk aşamasını başlatmış görünüyorlar.
İsrail ve Amerika’nın önümüzdeki 10 yıllık süreçte Irak
tarzı bir darbeyle yok etmek istedikleri ülkelerin başında Suriye
geliyor. Suriye’ye yönelik planları için en önemli sıçrama tahtası
durumundaki Lübnan’ı kontrol altına alma çabası içerisindeler. Bu
amaçla BM’yi harekete geçiren Washington yönetimi, bundan bir buçuk yıl
kadar önce tek bir kurşun dahi harcamadan Suriye birliklerini bölgeden
çıkarmayı başarmıştı. Lübnan’daki ikinci pürüz olan Hizbullah’ı tasfiye
etmek üzere geçen yıl BM Güvenlik Konseyi’nden benzer bir karar çıkaran
Amerikan yönetimi, bunu Lübnan yönetimi üzerinde baskılarını arttırarak
hükümet eliyle yapmayı planlamıştı. Bununla yetinmeyen Batılılar, bir
taraftan da son bir yıldır Lübnan’daki Hıristiyanları silahlandırmaya
başladılar. Suriye’nin çekilmesinin ardından hapisteki bazı Hıristiyan
milis liderlerini serbest bıraktıran ABD, Hizbullah karşısında denge
oluşturmak amacıyla Hıristiyanların silah gücünü arttırmaya koyuldu.
Ancak son bir yıl içinde yaşananlar, emperyalistler
açısından küçük taktiklerin istenen sonuçları vermeyeceğini gösterdi.
Lübnan Hükümeti’nin Hizbullah’ı tasfiye etmemesi, Lübnan’da Hıristiyan
grupların kendi içlerinde parçalanmış olmaları, Filistin’de Hamas’ın
iktidara gelmesi, İran’a yönelik uluslararası baskıların istenen
boyutlarda olmaması, Suriye’de istenen rejim değişikliğinin
uzayacağının anlaşılması, ABD’yi ve İsrail’i harekete geçirdi.
Askerlerin kaçırılmış olması, onlar açısından gerekli bahaneyi de
oluşturunca, denklemi tamamlamak üzere silahlar konuştu.
İsrail ve ABD ikilisinin şimdiki hedefi ise çatışmayı
bölgesel hale getirmektir. Suriye’ye saldırı için gerekli zeminin
oluşturulması ve sonrasında İran’a yönelik saldırı için gerekli
bahanenin olgunlaştırılması birkaç yıl alabilir. Bütün bu süre içinde
bölge insanının kanı akmaya devam ederken, tüm bölgenin
“Iraklaştırılması” süreci devam edecek. Tüm bölge kaosa teslim
olduğunda ise, her türlü müdahale için zemin müsait hale gelmiş olacak.
Bundan sonraki adımda, hali hazırda Batılı stratejistlerin
zihinlerindeki yeni haritaların hayata geçirilmesine sıra gelecek ki,
asıl çatışmaların o zaman yaşanması kaçınılmaz.
|