İsrail’in saldırı siyasetinin başında alt yapı sistemlerini, elektrik şebekelerini yıkmak geliyor.
Filistin’de 60 yıldır süren işgal sırasında, İsrail’in öldürme,
tahrip, yerinden etme, yıkım başta olmak üzere denemediği yol kalmadı.
Tarihi, dini, insani ve ahlaki değerleri hatta uluslararası kanunları
hiçe sayan bu vahşi uygulamaların hepsini bilfiil gerçekleştirdi.
1948’den bu yana geçen yıllar, İsrail’in Filistin’de
gerçekleştirdiği insanlık dışı saldırılarla doludur. Bu saldırılar Aksa
İntifadası’ndan sonra daha da artmış ve Filistin’deki şehirler, köyler
ve kamplar saldırılarda hedef alınmıştır. İşgal güçleri yeşillikleri
hatta kurumuş bitkileri bile kökünden sökmüş, insanları katletmiş, taşa
toprağa saldırmış ve bütün bunları Filistin halkını cezalandırma
siyaseti çerçevesinde yapmıştır.
İşgal askerlerinin uçaklar, tanklar, füzeler ve bombalar kullanarak
Filistin’de gerçekleştirdiği saldırıların sebep olduğu yıkımın hacmini
tasavvur edin. İşgal güçleri buralardan çıkıp gittiğinde buralar adeta
hayalet şehirlere dönüyor. Adeta güçlü bir deprem bu şehirleri yerle
bir etmiş gibi. Ne bir ses ne de bir kıpırtı var, duyulan sadece
Cenin’de ve Cebeliya’da olup bitenler. Bu anlatılanlar asla abartı
değil. Hepsi hakikat ve bir toplumun yaşadığı gerçek hadiseler.
İsrail’in saldırı siyasetinin başında alt yapı sistemlerini, elektrik
şebekelerini yıkmak geliyor. Yıkılan elektrik şebekeleri ise yangınlara
sebebiyet veriyor. Karanlıklara gömülen Gazze yangın ışıkları altında yaşıyor.
Dünya sahilde masumca vakit geçirirken ailesinin yedi üyesi gözleri
önünde katledilen küçük Hüda’dan ne bekliyor? Ve dünya babalarının
gözleri önünde bombalarla öldürüldüğü, evlerinin yıkıldığı,
tarlalarının bahçelerinin harap edildiği çocuklardan ne bekliyor? Dünya
saldırılar sonucu evlerini terk etmek zorunda bırakılan binlerce
aileden ne bekliyor? Ve düşmanca işgal siyaseti yüzünden üçte birinin
fakirlik sınırının altında yaşadığı halktan ne bekliyor?
Dünya Filistin’den ne bekliyor? Dünya İsrail işgal kuvvetlerinin
bombalarının karanlığın içinde nasıl evler bıraktığını ve aileleri tüm
fertleriyle nasıl öldürdüğünü kendi gözleriyle gördü. Gazze’deki Şeyh
Rıdvan bölgesinde Doktor Ebu Selemiye ailesinin, Beyt Hanun’da Haccac
ailesinin başına gelenlerde olduğu gibi… İsrail işgal güçleri Haccac
ailesini yemek sofrasında yakaladı ve İsrail bombaları ailenin boşalan
tabaklarının tekrar dolmasına izin vermeden yemeklerine kan karıştırdı.
Peki dünya İsrail askerlerinin elinde can vermiş 5000 şehidin
yakınlarından ne bekliyor? Yaralanan 50 bin kişinin ailelerinden ne
bekliyor? Meskunlarının başına yıkılmış binlerce evin ve altı üstüne
getirilmiş tarlaların sahiplerinden ne bekliyor? Başı sonu belli bu
uzun kurban taburundan ne bekliyor? Susmasını mı?
Burada dünyanın ne beklediğini soruyorum. Filistin’de meydana gelen olaylar, artık uluslararası toplumun, BM gibi kuruluşların sorumluluğundadır.
İntifada boyunca katledilmenin, yerinden edilmenin, yıkımın acısıyla
büyüyen Filistinli çocuklar, bundan 10 yıl sonra birer yetişkin olacak
ve babalarının, kardeşlerinin, evlerinin ve arazilerinin intikamını
alma duygusunu taşıyacaklar. Bu intifada, 1987’deki ilk intifadadan da
büyük ve şiddetli olacak. Bu intifadanın başlamasına sebep olacak olan
bu nesil, ilk intifada günlerinde küçük birer çocuktular.
Geçen altı sene boyunca hiçbir İsrail askeri kaçırılmadığı
halde aynen bugün olduğu gibi Cenin’deki kamplarda hangi gerekçeyle
katliam yapıldı? İsrail neden Cebeliya’ya saldırdı ve altını üstüne
getirdi? Neden Rafah ve Nablus gibi Filistin’in önemli şehirlerini
yakıp yıktı? “Yaz Yağmurları” adındaki son operasyon, İsrail’in işgal
çerçevesinde Filistin halkını toplu olarak yerlerinden etmek için
uyguladığı kasıtlı bir operasyondur. Ve Filistin halkını yıllardır
süren kanlı savaşlara boğmuş olan İsrail artık Filistin’e diz
çöktürmeyi hedeflemiştir. Çünkü İsrail Filistin halkı için uydurduğu
çirkin söyleminden hala vazgeçmedi: “Halksız toprak için topraksız
halk!” Eğer İsrail kendi halkını kurtarmak istiyorsa Filistinli
esirleri serbest bırakmalıdır. İsrail, esir askerini kurtarma
bahanesiyle akıttığı kanı durdurmalıdır. Gençlerini, bizim gençlerimizi
ve çocuklarımızı katletmek için Gazze’ye göndermekten vazgeçmelidir.
Bizler Filistin’i hayatımız pahasına koruyacağız, ondan
vazgeçmeyeceğiz. Topraklarımıza sahip çıkmak yataklarımızda ölmekten
daha şereflidir.
|