İran seyahatinin anımsattıkları PDF Yazdır E-posta
Yazar Halit Sarıcan   
Yanı başımızdaki coğrafyaya "dayanışma" için gitmiştik. Gördük ki, devrim yanlısından devrim muhalifine herkes dayanışma diyor, kardeşlik diyor, komşuluk diyor.

Komşu ülke ile ilişkilerin nasıl olması gerektiği hususu, hem tarihi hem dini hem de sosyal bağlamlarıyla ayrı ayrı ele alınabilir. Hangi bağlamda ele alırsak alalım, komşunuzla ilişkiniz, aynı zamanda kendinizle ilişkinizi yansıtır.

Komşu ülkelerimizle olan ilişkimizi, biz, “düşman ile ilişki/ilişkisizlik/karşıtlık” bağlamında ele alma talihsizliğini yaşadık uzun yıllar boyunca. Bunu aşma gayretleri elbette olmadı değil. Fakat kimi gayretler, komşu-komşu ilişkisi olmaktan çok aşık-maşuk ilişkisi şeklinde oldu. Hatta daha da ötesi bazen platonik aşka büründü adeta. Bu ilişkinin yanlışlığı kadar, “düşman komşu” yaklaşımıyla düşman-düşman ilişkisi de kayıpla dolu yılları bıraktı geriye.

Türkiye-İran ilişkisi; iç içe geçmiş iki kültürün, bu kültürlerden bağımsız olmayan bir siyasetin ve birbirine muhtaç iki ekonomik gücün tarihiyle bugüne gelmiştir. Karşılıklı korkular üzerinden bu ilişkiyi devam ettirmek mümkün değildir. Her iki coğrafyanın birbirine ihtiyacı var. Ve en önemlisi iki ülke halkının birbirine ihtiyacı var. Emperyalist güçlerin, modern sömürü enstrümanlarıyla dünyayı her açıdan ateşe verdikleri böyle bir dönemde komşuluğun gereği olan adımları her iki taraf da atmalı ve modern dönemin hem devletlere hem de bireylere dayattığı “pragmatizm”den kurtulmaya çalışmalıdır.

İHH ekibi olarak gittiğimiz İran’da görüşmeler yaparken ya da sokaklarda gezerken, İslam dünyasının dramatik tablosunu görüyoruz. İstanbul’da da aynı manzara ile karşı karşıyayız, Beyrut’ta da, Amman’da da. “Adalet”i simgeleyen İran devriminde hala Kuzey Tahran-Güney Tahran ayrımı aşikar bir şekilde yaşanabiliyorsa, fakir hala fakir, zengin hala ayrıcalıklı ise bu önemli bir sorundur. Bunu hak etmiyor bu devasa coğrafyanın insanları.

İran’ı gezerken acılarımız depreşiyor, Türkiye’yi gezerken depreştiği gibi. Fakat bu yara bizim yaramız. İran, komşumuz. Hatasıyla sevabıyla bizim komşumuz. Yanı başımızdaki coğrafyaya “dayanışma” için gitmiştik. Gördük ki, devrim yanlısından devrim muhalifine herkes dayanışma diyor, kardeşlik diyor, komşuluk diyor. Ve her iki coğrafyanın insanı da Amerika’nın şahsında zulme karşı çıkıyor.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...


DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...