|
Dağlık Karabağın akıbeti hala belirsiz |
|
|
|
|
Yazar Aslıhan Akman
|
Ermenistan işgali altında bir Azeri toprağı durumunda olan Dağlık Karabağ’ın statüsü, dolayısıyla Azerbaycan toprakları içerisinde zor koşullar altında yaşayan yerinden edilmiş Azerilerin akıbeti konusunda bir anlaşmaya varılamadı.
2006 yılı, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yıllardır çözülemeyen
Dağlık Karabağ sorunu için çözüm yılı olarak gösterilmekteydi. Altı
yıldan fazla süren, 35 binden fazla kişinin ölümüne ve bir milyon
civarı Azeri’nin yerinden edilmesine yol açan Dağlık Karabağ sorunu,
1994’te imzalanan ateşkesle çözümü ertelenen bir sorun olarak iki
ülkenin gündeminde yerini aldı.
Bu yıl içerisinde, ABD, Rusya ve Fransa’nın içerisinde bulunduğu
AGİT Minsk Grubu’nun öncülüğünde Azerbaycan ve Ermenistan arasında iki
görüşme yapıldı. Görüşmelerin ilki 10-11 Şubat tarihlerinde Fransa’da,
ikincisi ise 4-5 Haziran’da Romanya’da gerçekleştirildi. Ancak, Ermenistan
işgali altında bir Azeri toprağı durumunda olan Dağlık Karabağ’ın
statüsü, dolayısıyla Azerbaycan toprakları içerisinde zor koşullar
altında yaşayan yerinden edilmiş Azerilerin akıbeti konusunda bir
anlaşmaya varılamadı. Yine de 2001 yılındaki görüşmelerden buyana
tarafların duruşlarında bir yumuşama görüldüğü de yadsınamaz.
Azerbaycan o dönemde Dağlık Karabağ’a özerklik statüsü verilmesine
karşı çıkarken, bugün Aliyev’den bölgeye Azerbaycan sınırları dahilinde
kalmak koşuluyla özerklik verilebileceği yönünde açıklamalar duymak
mümkün. Yine de, referandum, bölgeye uluslararası barış gücü
askerlerinin yerleştirilmesi ve “göçkün” Azerilerin yurtlarına geri
dönmeleri gibi temel konuların masaya yatırıldığı görüşmelerde henüz
bir sonuca varılamadı. 19. yüzyıldaki Rus politikalarının ve savaşın
bir sonucu olarak bölge nüfusunun çoğunluğunun Ermenilerden oluşması,
Azerbaycan yönetiminin referanduma sıcak bakmasını engelliyor.
Ermenistan ise Ermenilerin yönetimde olduğu bağımsız bir Dağlık
Karabağ’ı tercih ediyor.
İki görüşmenin de sonuçsuz kalması ve bu
yıl iki ülkenin de askeri harcamalarını arttırması barış yönündeki
umutları azaltsa da, tarafların nihai barışa adım adım yaklaştıkları
söylenebilir. Ancak başkanlık seçimlerine yaklaşan iki ülke
liderlerinin, iç kamuoyunda milliyetçi kesimin desteğinden yoksun
kalmak istememeleri ve verdikleri tavizleri asgariye indirmek
istemeleri, görüşme sürecinin uzamasının başlıca nedenlerinden. Bu
şartlarda 2006 yılının çözüm yılı olması şimdilik zor gözüküyor.
|