|
AFRİKA: Demokratik Kongoda Her Gün 1,000 Kişi Hayatını Kaybediyor |
|
|
|
|
Yazar Fatma TUNÇ YAŞAR
|
Uluslararası Kurtarma Komitesi’nin Aralık ayında açıkladığı rapora göre 18 aydır yürürlükte olan barış anlaşmasına rağmen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde her gün 1,000 kişi hayatını kaybediyor. Uzun süren çatışmalar nedeniyle hastanelerin kullanılmaz hale gelmesi, barış anlaşmasına rağmen tarafların silahlarını bırakmaması Demokratik Kongo’da ölü sayısını her geçen gün arttırıyor. Bundan önce de, altı yıl süren ve 2002’de sona eren çatışmalar sırasında bölgede çok büyük bir insani kriz yaşanmış ve yaklaşık dört milyon kişi açlık ve hastalık nedeniyle yaşamını yitirmişti.
Aralık 2004’de yeniden alevlenen çatışmalar dikkatleri bölgeye çekti. Ulusal Kongo ordusu ile resmi olarak ordunun bir parçası olarak görülen Ruanda kökenli Goma güçleri arasında meydana gelen çatışmalarda 100 binin üzerinde kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo hükümeti Kasım ayından bu yana Ruanda askerlerinin doğu sınırından ülkesine girdiğini iddia etti ve krizden Ruanda hükümetini sorumlu tuttu. Ruandalı yetkililer ise suçlamaları reddetmekle birlikte, 1994 yılında 500 bin kişinin yaşamını yitirdiği Tutsi soykırımını gerçekleştiren ve Demokratik Kongo’ya kaçan Hutu milislerini yakalamak üzere Demokratik Kongo topraklarına girme hakkının olduğunu ve isyancıların silahsızlandırılmaması durumunda bu hakkını kullanabileceği tehdidinde bulunması iddiaları destekler mahiyette gözüküyor. Nitekim bundan önce de 1996 ve 1998 yıllarında da Ruanda güçleri isyancıları desteklediği gerekçesiyle iki kez Demokratik Kongo topraklarına girmişti. Çatışmaları tetikleyen diğer önemli unsur bölgenin altın ve elmas gibi oldukça değerli yer altı kaynaklarına sahip olması. Bölge, bir taraftan ekonomik ve askeri kontrolü ele geçirmek isteyen silahlı rakip grupların çatışmasına sahne olurken, Ruanda ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti güçlerini de karşı karşıya getiriyor. Buna, Demokratik Kongo güçleri ile bu bölgeyi kontrol eden Ruanda, Uganda ve Kongolu isyancı gruplar arasında meydana gelen çatışmalar da eklenecek olursa bölge aynı anda ikiden fazla ateş arasında kalıyor ve bu da insani krizin çok ciddi boyutlara ulaşmasına neden oluyor. Yaklaşık 60 milyonluk nüfusun dörtte birini oluşturan Müslümanlar ise bir taraftan hükümet ile yeterince temsil edilememe, dinlerinin resmi düzeyde tanınmaması ve ibadet hürriyetlerinin kısıtlanması gibi sorunlar yaşarken diğer taraftan da kendilerini bu çatışmaların ortasında buluyorlar. Bölgedeki Müslümanlar geçmişte de Uganda, Ruanda ve Burundi tarafından gerçekleştirilen işgallerin genellikle Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bölgeleri hedef aldığını ifade ediyorlar. |
|
|