|
Eriha baskını sadece kurulması düşünülen müstakbel HAMAS
yönetimiyle İsrail arasındaki güveni değil, aynı zamanda Filistinliler
arasındaki iç güveni de bir kez daha sarsmıştır.
İsrail'in gün ortasında Eriha'da Filistinlilere ait hapishaneyi
basarak ve toplarla işgal ederek 2001 yılında Filistin halkına
“böcekler” diyerek hakaret ettiği için öldürülen İsrailli Turizm Bakanı
Rehavam Zeevi'nin zanlıları Ahmet Saadet ve beş adamıyla birlikte 61
kişiyi kaçırmasını nasıl vasfetmeli? Yanında korsanlık tabiri bile
hafif kalır. Ama İsrail bunu hep yapıyor. Eriha baskını sadece
kurulması düşünülen müstakbel HAMAS yönetimiyle İsrail arasındaki
güveni değil, aynı zamanda Filistinliler arasındaki iç güveni de bir
kez daha sarsmıştır. The Guardian gazetesinin de yazdığı gibi “Birçok
Filistinli, Batılı ülkelerin ve özellikle İngiltere'nin baskında
İsrail'le gizlice işbirliği yaptığını düşünüyor. Bu talihsiz bir durum.
Zira bu ülkeler HAMAS'la İsrail arasında arabulucu durumundaydı.
Hapishanede gözlemcileri bulunuyordu. İsrail, Arafat'tan olduğu gibi,
HAMAS'tan da İsraillilere yönelik şiddete son vermesini istiyor; ama
karşılığında onlara hiçbir şey vermiyor...”
Hapishane baskını Abbas ile HAMAS arasında da güveni bir kez daha
torpillemiştir. Abbas'ın da baskın operasyonunda dolaylı olarak
işbirlikçi pozisyonuna düştüğü ifade ediliyor. İngiliz ve Amerikalı
gözlemcilerin çekileceklerini önceden haber aldığı halde bunu gerekli
mercilere yansıtmamış, bundan dolayı göstericiler hem Abbas'ı hem de
İçişleri Bakanı Mahmud Dahlan'ı protesto etmişlerdi. Baskını yorumlayan
The Guardian gazetesi sonucu şöyle özetliyor: “Bu bir felaket
reçetesidir. Dışarıdaki birçok kişinin açıklıkla anlayabileceği bu
gerçeği, İsrail'de yeni hükümeti kuracak olan liderler göremiyor...”
Acaba? Benim göremediklerine dair şüphem var. Görüyorlar ama
işlerine gelmiyor. Tekzip etseler de bu açık saldırı bir seçim
yatırımı. The Guardian'ın yazmadığını İsrail basını yazdı. Haaretz
gazetesi: “Olmert, Eriha Operasyonu’nu imaj tazelemek için mi yaptı?”
diye sormuş ve sorgulamıştır. Üstelik seçim anketleri, bu imaj tazeleme
işinin işe yaradığını da ortaya koyuyor. İsrail'in Ankara Büyükelçisi
Pinhas Avivi gibilerin oy kullandıkları gün İsrail'deki kamuoyu
yoklamaları cezaevi baskını sonrası Kadima'nın oylarını artırdığını
duyurdular. Yani baskının arkasında ince hesaplar var.
İsrail basınında yer alan anketlere göre, salı günü gerçekleştirilen
operasyon sonrası, Kadima'nın oylarında gözle görülür bir artış
kaydedildi. 36 olarak beklenen sandalye sayısını 38-39'a kadar
çıkardığı gözlendi. Yediot Ahronot gazetesinde yer alan son kamuoyu
yoklamasına göre, Kadima 120 sandalyeli mecliste 39 milletvekilliği
kazanabilecek güçte. Ankete göre, Amir Peretz liderliğindeki İşçi
Partisi ise 19 sandalye çıkarabilirken, aşırı sağcı Likud, 15 sandalye
kazanıyor. Maariv gazetesine göre ise Kadima 39, İşçi Partisi 20, Likud
ise 15 milletvekili çıkartıyor. Demek ki maksat hasıl oldu ve atılan
taş hedefini buldu. Peki bu saldırının İsrail iç politikasına katkısı
böyle de, Filistinlilerle barışa katkısı ne olacak? Burada tezat bir
süreç işliyor. Geçici kazanımlar kalıcı barış ihtimalini yok ediyor.
Şimon Peres de vaktiyle populist eğilimlerle çok yer işgal ettiklerini
ve işgalin kazanıma dönüşmesiyle birlikte geri çekilemediklerini ve bu
yüzden barış sürecinin kilitlendiğini ifade etmişti. Esasen populist
politikalar politikacılara yarasa da İsrail'in geleceğini söndürüyor.
Ve İsrail ve ABD, bu tıkanmayı başka bir şekilde ve güç yoluyla
başkalarının üzerinden çözmeye çalışıyorlar. Irak'ta başarısız olan ABD
daha da ileriye giderek nasıl İran'ı hedef tahtasına oturttuysa, İsrail
de sürekli kendi yanlışlarının faturasını başta Filistinliler olmak
üzere başkalarına ödetiyor. ABD'nin son Milli Güvenlik Stratejisi’nde
bu da var. Stratejik olarak İran'a kilitlenen ABD yönetimi, İran'ın
bölgede barışı ve istikrarı baltaladığını ileri sürüyor. Daha önce
İran'ın yerinde Irak, Nejad'ın yerinde Saddam ve Arafat vardı. Şimdi bu
aktörler yok ama barış geldi mi? Barışı isteyen kim ki? Bush'un
sözlerine göre Filistin devletinin 2005'te kurulması gerekmiyor muydu?
The Guardian'ın yazdığı gibi reçete felaket üzerine yazılmış bir kere...
|