|
Seçimlerden sonra İhvan önemli bir çıkmazla karşı karşıya
bulunuyor. İhvan başkaları karşısında ne yapacak, nasıl davranacak? Bu
soru, İhvan’ın ideolojik yönünü de tayin edecek.
Mısır’ın yeni parlamentosuna 150 adayından 88’ini sokmayı
başarabilen İhvan, bir zorlama ile karşı karşıya. İhvan’a lisan-ı halle
ve kalle, “Seçimleri kazanabilirsin, ama kendini başkalarına göre
belirleyecek ve başkalarına göre ayarlayacaksın, hatta yaşayacaksın!”
deniliyor. Yeni denklemde İhvan, üç seçenekle karşı karşıya: Bunlardan
birincisi, yok farz etmek ve geleneksel dışlama politikası. İkincisi
de, ehlileştirme politikası. Başkalarının rolünü siz kapacaksınız ve
bunu içselleştirecek ve benimseyeceksiniz. Bu noktada Mısırlı
yazarlardan Fransuva Basili gibiler, İhvan’a bir sınanma alanı
açılmasını ve bu alanda ehlileştirilmelerine yardımcı olunmasını
istiyor. Üçüncüsü ise Cezayir modeli. İhvan yapısı gereği kapışma
şıkkına pek açık ve yatkın değil. Bundan dolayı, aynen Ürdün ve
Fas’taki gibi seçimlere kontrollü gitti. Fincancı katırlarını
ürkütmemeye özen gösterdi. Temkinli hareketinden dolayı her yerde aday
göstermek yerine, seçici davrandı ve bunu 150 adayla sınırlı tuttu.
Buna rağmen partisi olmadığı halde Hizbu’l-Vatani’nin dışında
bir akım olarak ikinci çıkması kafaları epey karıştırdı ve İhvan
korkusunu yeniden depreştirdi. Zira iktidar partisi; seçimleri bin bir
hile, zorbalık ve rüşvetle aldı. Neticeye ulaşmak için bütün gayri
meşru yolları tüketti. Esasen elinde iktidar nimetleri olmasa Hizbu’l-Vatani,
bırakın İhvan’a rakip olmayı, sandıktan dahi çıkamazdı. El-Efendi’ye
göre İhvan, Hasan El-Benna’dan sonra ilk defa bu kadar kıpır kıpır ve
hareketli. Büyük bir sıçramanın eşiğinde.
Seçimlerden sonra İhvan önemli bir çıkmazla karşı karşıya bulunuyor.
İhvan başkaları karşısında ne yapacak, nasıl davranacak? Bu soru,
İhvan’ın ideolojik yönünü de tayin edecek. Ya onu şahsiyetli
kılacak ya da evrilmesine ve ehlileşmesine yol açacak. AKP’lileşmek bu
sorudan geçiyor. “Başkaları karşısında ne yapacaksınız?” sorusu çok
dallı budaklı. Zımninde, “Camp David Anlaşması’nı rafa kaldıracak
mısınız?” gibi sorular da var. Bazılarına göre, İhvan uluslararası
anlaşmalara saygılı olacağı mesajını vererek bunu kabullenmiş oluyor.
Halbuki Latin Amerika’nın gayri İslami sol partileri bile -en azından
Brezilya gibiler hariç- uluslararası anlaşmaları gözden geçiriyor. Bu
durumda, şahsiyetsizlik İslami parti veya hareketlerin değişmez sıfatı
mı oluyor?
Yine bu sorunun devamı olarak, devlet içinde devlet haline gelmiş
olan Kıpti Kilisesi’nin gayri meşru gücünü kabul edeceksiniz. Bunu
telkin eden bir yazar şunu söylüyor: Mısır sadece Amr İbnü’l As’ın
Mısır’ı veya mirası değil, ona takaddüm eden Hristiyanlık ve Yahudilik
de Mısır’ın öz malıdır. Yani Mısır’ın karakterini siz değil, azınlıklar
belirler, demek istiyor. Keza kendinizi AB ve ABD’nin şartlarına göre
belirleyeceksiniz. Davul sizde, tokmak onlarda olacak. İyi mi? Buna da
kendilerince demokrasi diyorlar. Erbakan gibi veya İhvan’ın (eğer
eskirse eski) söyleminde olduğu gibi İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyeceksiniz. Bu kavram, ABD’nin tabuları arasına giriyor. Zinhar, hilafet’ten bahsetmeyeceksiniz, bu da Hizbu’t Tahrir’i akla getirir.
Bu durumda İhvan, son bir tahlilde iki seçenekle karşı karşıya. Ya
İslami kimliğinden ve buna dayalı projelerinden büyük oranda sıyrılacak
ve reddi mirasta bulunacak ve böylece uluslararası sisteme eklenecek ve
entegre olacak ya da bir şekilde FIS veya Refah Partisi gibi marjinal
bir parti haline gelecek.
İhvan, seçimde varlığını ispat etti, şimdi ise projelerini ve
programını ve bu noktada inandırıcılığını test ve ispatla mükelleftir.
Zira, muhalifleri en çok belirsiz bir slogan olarak nitelendirdikleri
“çözüm İslam’da” ifadesinin hayata nasıl geçirileceğini merak
ediyorlar. Şimdi İhvan parti bile değil ve aynı zamanda İhvan’ın
iktidar ortağı olup olmayacağı da belirsizdir. Buna bağlı olarak, bu
söylemi gerçekleştirmesi bu aşamada mümkün gözükmüyor. Ancak şartlar
elverirse ve fırsat doğarsa İhvan bu söylemini hayata geçirmeye
çalışacaktır. Şimdilik, Mısır bu tablodan çok uzakta bulunuyor. Bununla
birlikte Mısır’da dönülmez akşamın ufkunda batan Mübarek hanedanlığının
sonunda açılan bu kapı genişleyerek devam edecektir. Fakat, laik
kesimler çok hazımsızlar. Tepkileri, Türkiye’de Refah’ın %21 veya 22
oranında seçimleri kazanmasından sonraki tepkilere benziyor. O
zamanlar %22’ye karşı %80 ifadesi gibi kutuplaştırıcı ifadeler
kullanılıyordu. Şimdi de Mısır’da Mübarek’e yakın isimlerden Makram
Muhammed Ahmed veya Mümtaz Kıt gibiler sessiz çoğunluk karşısında
İhvan’ın gürültülü ve organize azınlığı temsil ettiğini ileri
sürüyorlar. Böyle de olsa, son seçimler istibdat kalesinde bir surun
yıkıldığını gösteriyor. Veya Necip Fazıl’ın deyimiyle surda mukaddes
bir gedik açılmıştır artık.
|