ORTADOĞU: Ürdündeki patlamaların düşündürdükleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
Irak’a komşu ve aynı zamanda ABD’nin başlıca destekçilerinden biri olduğu halde bu kaostan nasibini almamış görünen Ürdün, karışmaya başlayan ülkeler listesinde gecikmeli de olsa yerini aldı.

Irak’ta işgal sonrası yaşanan gelişmeler, kaosun Irak sınırları içinde kalmayacağını en baştan itibaren göstermişti. Irak’ın işgalinin ardından Türkiye’deki olayların tırmanışa geçmesi, İran’ın Kürt ve Arap bölgelerindeki kitlesel gösteriler, Suriye’deki çatışmalar, Lübnan’daki suikastlar dizisi bunun somut göstergeleri olarak iki yıldır gündemdeki yerini korudu. Ancak Irak’a komşu ve aynı zamanda ABD’nin başlıca destekçilerinden biri olduğu halde bu kaostan nasibini almamış görünen Ürdün, karışmaya başlayan ülkeler listesinde gecikmeli de olsa yerini aldı.

Kasım ayının başlarında, başkent Amman’daki üç lüks otelde aynı anda meydana gelen patlamalarda 57 kişi hayatını kaybederken, 117 kişi de yaralandı. Gerek saldırılar, gerekse saldırıyı gerçekleştiren kişiler konusunda çok sayıda spekülasyon yapılmış olsa da, bu detaylar olayın temel niteliğini değiştirmiyor. Ürdün yönetimine göre saldırı; intihar komandolarının Filistinli bir ailenin düğün töreni sırasında otele girerek fünyeyi çekmeleriyle gerçekleşti ve tek amaç kan dökmekti. Saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanan El-Kaide’nin Irak sorumlusu Ebu Musab el-Zerkavi ise olayın düğünü hedeflemediğini ve sadece kan dökmek amacıyla yapılmadığını, saldırının asıl hedefinin, o sırada otelde toplantı yapan Amerikalı, İsrailli ve Ürdünlü istihbaratçılar olduğunu duyurdu.

Son üç yıldır bölgede yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda söz konusu patlamaların asayiş yönü, teknik detayları ya da şahısların kimliği ilk anda fazla bir önem taşımıyor. Zira Irak savaşının yol açtığı bölgesel kaosun giderek yayılma istidadı göstermesi ve Irak’ta oluşan yapının geleceğe dönük olarak daha büyük istikrarsızlıklara zemin hazırladığının anlaşılması, Ürdün’deki patlamalardan alınması gereken mesajın özünü oluşturuyor.

Ortadoğu’daki yerel aktörlerin birbirleriyle tarihi düşmanlık olarak nitelendirilebilecek sorunları yok aslında. Bölgede asıl sorun, Batılı hegemonya anlayışının bölgeye biçtiği rol ve bu anlayışın 20. yüzyılda kurulmuş siyasal dengeler çerçevesinde bölgeyi yönetmek istemesi.

Ortadoğu bölgesi bugün büyük bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümün bir yanında ABD işgalleri ve Batı dayatmaları ile kendini gösteren sosyo-politik gelişmeler, diğer tarafında ise yerel dinamiklerin kışkırtılmasından doğan ve sürekli beslenen hoşnutsuzluk bulunuyor. Bu nedenle söz konusu saldırının amacı ister Zarkavi’ye sempatisi giderek artan Ürdün halkının bu eğilimini değiştirmek olsun, isterse ABD’ye desteğinden dolayı krallığı cezalandırmak olsun, beslendiği asıl zemin Batılıların, oluşmasında büyük pay sahibi olduğu istikrarsız bölgesel siyasal yapıdır.

Geçtiğimiz Ekim ayında ziyaret ettiğimiz Ürdün’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Ramazan programını gerçekleştirmenin yanı sıra, yerel yetkililer ve sivil toplum temsilcileri ile görüşme imkanımız oldu. Bu görüşmelerde Ürdün’ün diken üstünde olduğunu anlamak zor olmadı. Çünkü, ne resmi otoriteler mevcut gidişattan memnun görünüyordu, ne de halkın kendisi. İki tarafı da memnun etmeyen ortak nokta ise Irak’taki işgalin bölgesel dengelerde köklü değişikliklere yol açabilecek tetikleyici etkileri idi.

Ürdün nüfusunun büyük bölümünü Filistinliler oluşturduğundan, Irak’taki ABD ve İsrail politikaları doğrudan Ürdün’e yansıyor. Irak’ta giderek artan ABD ve İsrail nüfuzu, Ürdün kamuoyunda Irak’taki direnişe büyük bir sempati oluşturmuş durumda. Bu sempatinin toplumsal yansımalarını görmek mümkün. Usame bin Ladin’in hocası Abdullah Azzam’ın ailesine gösterilen hürmet ve saygı belki bunun küçük bir örneği.

Diğer yandan resmi düzeydeki hoşnutsuzluk daha farklı dinamiklere dayanıyor. Arap dünyasının bugün büyük bir liderlik sorunu yaşadığına kuşku yok. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in, Suud Kralı Abdullah’ın ya da Suriye lideri Beşar Esad’ın kenara itildiği bir ortamda, Ürdün Kralı Abdullah, ABD ile yakın durarak bu boşluğu doldurmak istiyor ve bölgedeki yeni yapılanmalardan azami çıkar sağlamaya çalışıyor. Bunun ötesinde ileriye dönük olarak, Ortadoğu’nun bu kaypak siyasal zemininde kendini ve iktidarını sağlama almanın en kestirme yolunun Irak’taki gelişmeleri iyi değerlendirmekten geçtiğini biliyor. Ancak kamuoyunun genel eğilimlerine ters düşen bu politika ciddi bir gerilime neden oluyor. Ürdün yönetimi bu gerilimin patlamasından korkuyordu ve korktuğu başına geldi.
 

 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...