BALKANLAR: Kosova Bağımsızlık Yolunda PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz   
Sırp tarafının beklentisi, görüşmelerin ardından Karadağ, Sancak, Voyvodina ve hatta Preşova’da yeni mevziler kaybetmemek olacak.

II. Dünya Savaşı’nın ardından 1963, 1968, 1974 ve 1989 yıllarında değişikliklere uğrayan Kosova’nın statüsünde, 1999 Haziran’ında biten Sırp-Arnavut savaşının ardından BM Kosova Misyonu (UNMIK) yönetimiyle başlayan süreçte geç de olsa sona yaklaşılıyor. Kofi Annan’ın 24 Ekim’de, Kosova’nın statüsü konulu müzakerelerin başlaması gerektiği yönündeki teklifinin BM Güvenlik Konseyi’nce kabul edilmesi dünyanın gözlerini bu bölgeye çevirdi. Müzakereleri Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari yönetecek. Kosova’nın statüsü konulu müzakereler, bölge ve bölge dışı birçok aktör açısından da önemli bir sınav niteliği taşıyor. Bölgede söz sahibi olan Temas Grubu (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Rusya), NATO, AB ve AGİT gibi aktörlerin yürüttüğü diplomasi trafiğinde Kosova’nın statüsünün nasıl şekilleneceği merak konusu.

Sırp ve Arnavut taraflarının statü konusundaki teklifleri baştan beri belli iken, nüfusunun %95’inden fazlasını Müslümanların oluşturduğu Kosova için “çoktan elimizden çıktı” değerlendirmesi yapan Sırbistan halkı, bağımsızlık dışındaki her seçeneği tıpkı Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve Başbakan Voyislav Kostunitsa gibi önemli bir kazanım olarak görecek. Görüşmelerde Sırp tarafının en önemli kozu 1244 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı olacak. Fakat Arnavutlar anlaşmanın Yugoslavya ile yapılmış olması ve 2002 yılından itibaren Yugoslavya’nın tarihe karışması gibi sebeplerle bu anlaşmanın geçerli olmayacağını savunmaktalar.

Gelinen noktada uluslararası toplumun baskısı nedeniyle bağımsızlık kararını açıkça edemeyen Kosova Parlamentosu, Sırp tarafının bağımsızlığa kesinlikle müsaade edilmeyeceği yönündeki karşı kararına rağmen farklı bir seçeneği gündemine almış değil. Sırpların “bağımsızlıktan düşük özerklikten yüksek” bir statü teklifi aslında Arnavutları “şartlı bağımsızlık” ya da Karadağ’ın kabul etme ihtimali düşük olsa da bir “federasyon” düşüncesine getirmekten ibaret. Anlaşılacağı üzere Sırplar, mevcut parlamentodaki milliyetçi vekillerin sayısı da dikkate alındığında “vuruşarak çekilme” niyetindeler. Sırplar Kosova’yı kaybetmiş olarak masaya oturacaklarının farkındalar. Sırp tarafının beklentisi, görüşmelerin ardından Karadağ, Sancak, Voyvodina ve hatta Preşova’da yeni mevziler kaybetmemek olacak. Fakat İslam ülkelerinin desteğinden yoksun Müslüman Kosova için Batılı aktörlerin çantasından ne çıkacağı da hala bir muamma.
 

 
< Önceki