Müslüman bir toplumun Avrupa’da varlığına bile tahammül
edilemezken, ortak bir ordunun BH Cumhuriyeti’nin koruyuculuğunu
üstlenmesi ne kadar mümkün?
Avrupa’nın en donanımlı ordularından Yugoslav Ordusu’nun 1992
yılını takip eden süreçte Boşnaklara yaşattığı insanlık dışı olaylar,
savaşın üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen unutulmuş değil. Avrupa’nın
durum karşısındaki sessizliği, manidar bir tutum olarak tarihteki
yerini aldı. Artık savaş geride kaldı, ancak savaş sonrası dönem ile
ilgili ciddi problemler var.
Savaşı sona erdiren Dayton Anlaşması’yla Bosna-Hersek topraklarının
önemli bir bölümü saldırgan Sırp tarafına verilerek Sırp Cumhuriyeti
(SC) kuruldu ve Avrupa bu şekilde savaşın baş sorumlularını
ödüllendirmiş oldu. Geri kalan topraklarda ise Boşnak ve Hırvatların
bir arada yaşamak zorunda bırakıldığı Bosna-Hersek Federasyonu (BHF)
oluşturuldu. Fakat Dayton, bölgenin potansiyel çatışma alanı olma
özelliğini değiştiremedi. Her şeyin hafif bir rüzgara baktığı bölgede,
Sırpların ve Hırvatların ekonomik ve askeri bakımdan destek
alabilecekleri birer ülkeleri bulunurken, Boşnaklar kendi yağları ile
kavrulmak zorundalar.
Bosna-Hersek’te uzun zamandır devam eden ordu krizinde, geçtiğimiz
aylarda yeni gelişmeler yaşandı. Hemen her alanda birleşmesine gayret
gösterilen Bosna, iki ordudan müteşekkil: Biri tamamen Sırplardan
oluşan SC ordusu, diğeri ise BHF ordusu. BH Cumhuriyeti, bugüne kadar
ayrı olan bu iki ordunun birleştirilmesini ve cumhuriyetin ortak olarak
korunmasını önerdi. Bugüne kadar bu öneri SC tarafından sürekli
reddedilmiş ve SC Meclisi’nden geçmemişti. SC Meclisi 30 Ağustos’ta
savunma bakanlığının yetkilerinin BH ortak komutasına devredilmesini
kabul eti. Böylece Bosna-Hersek’te tek ve profesyonel bir ordunun
kurulması yönünde ilk adım atılmış oldu. Bu birleşme, uluslararası
toplum tarafından NATO’nun Barış için Ortaklık Programı’na katılım için
de şart koşulmaktaydı. Ordunun 2006 itibariyle göreve başlaması
öngörülüyor.
Yeni ordu BH Cumhuriyeti’nin geleceği için umut vadetse de, ortada
göz ardı edilemeyecek sorunlar mevcut. İlk ve en önemli sorun, orduda
görev alacak askerlerin din, dil ve etnik bakımdan tamamen farklı
olmaları. Zaten Bosna’da yaşanan savaşın da temel sebebi bu
sosyo-kültürel farklılıklardı. Şimdi Boşnak, Sırp ve Hırvatlardan
müteşekkil ortak bir ordu oluşturulmaya çalışılıyor. Henüz, Müslüman
bir toplumun Avrupa’da varlığına bile tahammül edilemezken, ortak bir
ordunun BH Cumhuriyeti’nin koruyuculuğunu üstlenmesi ne kadar mümkün? 13
sene önce de Sırplar, Hırvatlar ve Boşnakların aynı Yugoslav Ordusu’nu
oluşturdukları göz önünde bulundurulduğunda, tek bir Bosna Ordusu’nun
hayır mı şer mi olacağını şimdiden kestirmek mümkün görünmüyor.
|