DÜNYA GÜNDEMİ; Sonu gelmez yolsuzlukların başkahramanı: BM Barış Gücü askerleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Doç. Dr. Berdal Aral   
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “barış” için büyük önem taşıyan pek çok görevi var. Şu anda dünyanın çeşitli çatışma bölgelerinde 100 bin kadar BM Barış Gücü askeri görev yapıyor. Ne yazık ki, son yıllarda bu askerlerin, en azından bir bölümünün, görev yaptıkları ülkelerde bazı yasa dışı faaliyetlere giriştiği ortaya çıkarıldı.
Image
Bu iddialardan birisi Pakistanlı askerlerle ilgili olanı. İddiaya göre, BM’ye bağlı olarak görev yapan Pakistanlı askerler, 2005 ve 2006 yıllarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki (bundan böyle Kongo) bazı milis gruplarına altın ve silah satmışlar. Oysa, bu ülkedeki Barış Gücü askerlerinin en öncelikli görevlerinden biri, birbirleriyle çatışma halindeki isyancı grupları silahtan arındırmaktı. BM yetkilileri, olaylar iyice ayyuka çıktıktan sonra, kaçakçılık faaliyetlerine karışan askerlerin saptandığını ve bunların cezalandırılacaklarını belirtti. Ne var ki, bir BM yetkilisi, tüm dünyadaki Barış Gücü askerlerine en büyük sayısal katkıyı sağlayan Pakistan’ı ürkütmemek için, skandalın önceleri BM’ce hasıraltı edilmek istendiğini ifade etti. Sonradan zoraki yapılan BM soruşturmasında, en azından altın alışverişi ile ilgili iddianın doğruluğu kanıtlandı.
Bu skandal, aslında BM Barış Gücü askerlerinin karıştığı skandalların ne ilki ne de sonuncusuydu. Bir zaman sonra, benzer iddialar, bu kez yine aynı ülkede görev yapmakta olan Hindistan ordusuna mensup bir kısım askerle ilgili olarak ortaya atıldı. Konu, BM’nin gündemine Temmuz 2007’den itibaren girmeye başladı. Hintli bazı askerlerin özellikle Kongo’nun doğusunda karıştığı iddia edilen olaylar arasında şunlar var: Ruanda’da 1994’te gerçekleşen soykırıma karışmış olup daha sonra Kongo’ya kaçan eski Ruanda ordusu mensuplarından yasa dışı olarak altın satın alınması; bu silahlı gruplara cephane tedariki karşılığı onlardan fildişi alınması; BM’nin dağıttığı yiyeceklerin altın karşılığında bu gruba teslim edilmesi; bu milislerden uyuşturucu satın alınması; bunların silahsızlandırılması için hiçbir gayret gösterilmemesi. Yapılan araştırma sonucu bu iddiaların çok ciddi dayanakları olduğu kesinleşti.
2005 yılında, yine BM Barış Gücü askerlerinin bu kez de Burundi, Haiti, Liberya ve başka bazı ülkelerde çocuklara cinsel tacizde bulundukları belirlenmişti. Barış Gücü askerlerinin bu tacizleri arasında tecavüz de var. Bugüne dek BM Barış Gücü askerlerinin görev yaptığı hemen her ülkede, söz gelişi Fildişi Sahili’nde, Sierra Leone’de ve Kosova’da, bu ve buna benzer suiistimaller ortaya çıkarılmıştı. Bu tür skandalların ardında yatan en önemli faktör, bu birliklere yönelik gerekli denetim ve disiplinin mevcut olmayışı ve şeffaflık ilkesine yeterince riayet edilmemesi. Çatışmaların ve yoksulluğun pençesinde kıvranan halklara, bir darbeyi de böylece onları koruması gereken BM Barış Gücü askerleri vurmakta.
BM Barış Gücü’nün bugüne kadar misyonunu layıkıyla yerine getirdiğini iddia etmek kolay değil. Yukarıda sözü edilen skandallar bir yana, BM müdahalelerinin kimi zaman “barışa karşı tehdit” haline geldiği söylenebilir. Genellikle ABD ve İngiltere gibi emperyal nüfuz mücadelesini dış politikalarının öncelikli hedefi olarak belirlemiş ülkeler, BM Güvenlik Konseyi aracılığıyla, hangi çatışma bölgelerine müdahale edileceğine karar veriyorlar. Lübnan örneğinde olduğu üzere, Barış Gücü misyonunun (görünen hedefinin ardındaki) asıl hedefi, emperyalist güçlerin planlarına çomak sokan direniş güçlerinin -Hizbullah- silahsızlandırılması olabilmektedir. İkincisi, Barış Gücü askerlerinin varlığı, bu güçlerin konuşlanmasına yol açan çatışma konusunun adeta kangren haline gelmesine yol açan bir faktör olabiliyor. Nitekim, Kıbrıs örneğinde olduğu gibi, Barış Gücü askerleri geldikleri topraklarda çok uzun süre kalabiliyorlar (1964’ten bu yana Kıbrıs’talar).
BM, uzun süredir uluslararası topluma yaşattığı ciddi hayal kırıklıkları ve bulaştığı skandallarla çalkalanıyor. 1990’lı yılların ilk yarısında yaşanan Bosna ve Ruanda soykırımları karşısında insanın kanını donduran bir kayıtsızlığa imza atan BM, Barış Gücü askerlerinin karıştığı skandallar nedeniyle son yıllarda yolsuzluk, kötü yönetim ve disiplinsizlik suçlamalarıyla da karşı karşıya. Bu işin nereye varacağı bilinmez, ama şimdilik söylenebilecek şey, dünya barışı yolunda ıslah edilmesi gereken uluslararası aktörlerin en başta geleninin BM olduğu.
 
< Önceki   Sonraki >
Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış Gücü askerlerinin koruması altında, güvenli bölge olarak bilinen Srebrenitsa’da 1995 yılında Sır...
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ilgili ortak politikalar üreterek Avrupa’ya yönelik göçleri kontrol altına almaya çalış...
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, Kosova’nın egemenlik ve bağımsızlığının tartışmalı durumunun devam ettiği anlamına geliyor....
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargılayıp hükümetten uzaklaştırmakta buldular....
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanlış siyasetler yüzünden Irak toplum dokusu bozulurken, etnik ve mezhebi öfke halkı par...
...
Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani durum, bir toplumun geleceğini ipotek altına almakta....
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın üretim gücünü nasıl yok ettiğini anlamak açısından örnek bir vaka....
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanbul’da sivil toplum çalışmaları konusunda İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ile görü...
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden ayrıldığında işgal gücü askerlerince şehit edildi....
Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

Sayı 45

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...


ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...