Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 23

Orta Asya: Afganistan: Çatışmaların gölgesinde açlık tehlikesi PDF Yazdır E-posta
Yazar Aslıhan Akman   
Bölgenin artık normalleştirilmiş mağduriyetinin Afganları tamamen yalnızlığa itmesi, gelen yardımların ise kaos ortamı nedeniyle hedefine ulaşamaması, halkı bekleyen en büyük tehlike.

11 Eylül’ün beşinci yılını geride bıraktığımız şu günlerde, Afganistan’daki ABD işgalinin bu olayların ardından gerçekleştiği belki de zihinlerimizden silindi. 11 Eylül saldırılarının ertesi günü, Bush yönetimi saldırılardan El-Kaide’nin sorumlu olduğunu açıklayarak ‘teröre karşı küresel savaşını’ ilan etmişti. ABD medyası ise ağız birliği halinde Afganistan’a askeri müdahalenin gerekliliğinden söz etmeye başlamıştı.

ABD öncülüğündeki ittifakın, tehdidin kaynağı olarak lanse ettikleri bölgeleri temizlemek için hayata geçirilen yöntemlerin etkisi ise ortada. Bir taraftan kamuoyuna son anda duyurulduğu ilan edilen saldırılarla yapılanlar meşrulaştırılmaya çalışılırken, mevcut çatışmalara çare olarak gösterilen yöntem değişmiyor: Daha fazla asker, daha fazla silah, daha fazla çatışma.

ABD, Taliban güçlerinin beslendiği bölge olarak gördüğü Afganistan-Pakistan sınırında gerekli gördüğü önlemlerin alınması için Pakistan Hükümeti’ne yönelik baskılarını sürdürüyor. Ağustos ayında ABD, NATO, Afganistan ve Pakistan arasında gerçekleşen görüşmeler sonrasında, ABD Ordusu’nun sözcüsü Collins, teröristlerin yoğun olarak bulunduğu Afganistan-Pakistan sınır bölgelerine iş birliği ve koordinasyon amacıyla radyolar yerleştirildiğini açıkladı. NATO ise ülkenin güneyinde her geçen gün şiddetlenen çatışmalar neticesinde bölgeye daha fazla asker ve silah konuşlandırılmasını istiyor. Bunun için ortaya konan tehdit değişmiyor: “Kontrol edilmemesi halinde Taliban yeniden tehdit haline gelebilir.”

Bu çerçevede Eylül ayında Türkiye’den yeniden asker göndermesi talep edildi. Ancak Nisan 2007’de ISAF’ın bölge komutanlığını devralacak olan Türkiye, bu talepleri bertaraf etmeyi başardı. Lakin Taliban ile koalisyon güçleri arasında kızışan çatışmalara bakıldığında, her geçen günün Afgan halkının geleceğinden çok şey götürdüğü açıkça görülüyor. Binlerce kişinin ölümüne yol açan çatışmalarda ne Taliban gücünden bir şey yitiriyor ne de NATO ve Afgan Hükümeti’nin işbirliği içerisinde yürüttüğü operasyonlar bir sonuç veriyor. İntihar bombacılarının eylemleri, yöneticilere yönelik suikastlar ve her geçen gün kötüye giden ekonomi ve ABD tarafından dolaylı olarak desteklenen savaş zenginlerinin başını çektiği ve korkunç boyutlara ulaşan uyuşturucu üretimi ise bu kangreni daha da müzminleştiriyor. Ülkenin kuzey ve batı bölgelerinde baş gösteren kuraklık nedeniyle Afgan halkı bu kez de açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Bölgenin artık normalleştirilmiş mağduriyetinin Afganları tamamen yalnızlığa itmesi, gelen yardımların ise kaos ortamı nedeniyle hedefine ulaşamaması, halkı bekleyen en büyük tehlike.

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...