Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 23

Amerika: 11 Eylül beş yaşında: iyi ki doğdun terörle savaş (!) PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahsen Utku   
11 Eylül sonrasında ABD’nin terörizme savaş açması ve demokratikleşmenin bayraktarlığını üstlenmesiyle Ortadoğu’da her dağın arkasında bir bin Ladin, her taşın altında bir kimyasal silah aranmaya başlandı.

Terörle savaşın tarihçesi ve geleceği hakkında, son beş yılı kapsayan 11 Eylül sonrası süreç içerisinde çok fazla şey yazıldı ve tartışıldı. Ancak, terörle savaşta alındığı iddia edilen yol tam bir muamma. Bir yol kat edildiği muhakkak; fakat bu yolun terörde mi, savaşta mı, yoksa terörle savaşta mı kat edildiği, durulan cepheye göre değişen bir durum. Artan neydi, bu savaşla neler azaldı? Dünya artık beş yıl öncesine kıyasla daha güvenli bir yer mi acaba? Bir değerlendirme için önce bunların tartışılması gerek. Ancak şiddete misli şiddetle karşılık verilerek yine ‘şiddetin’ ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir savaş bu. İlk bakışta şaka gibi gelse de, terörle savaşa dair birkaç istatistik bile, bunun hiç de şaka olmadığını bize gösteriyor.

11 Eylül sonrasında ABD’nin terörizme savaş açması ve demokratikleşmenin bayraktarlığını üstlenmesiyle Ortadoğu’da her dağın arkasında bir bin Ladin, her taşın altında bir kimyasal silah aranmaya başlandı. Ama elbette ki bu arayışın bir bedeli vardı. Usame bin Ladin’i bulmak için ABD yılda 200 milyar dolar sarf ederken terörle savaş için şimdiye kadar 500 milyar dolar harcadı. Ne var ki, işin insani yönü daha dramatik boyutlara varmış durumda. ABD’nin terörle mücadelesinde, teröristleri yok etme savaşında, 180 bin kişi öldü, 4.5 milyon kişi de mülteci durumuna düştü. Ancak hala umut vardı. ABD önemli adımlar atmıştı. 3.000 kişinin katillerini yakalamaya ramak kalmıştı. Zafer yakındı.

ABD, Afganistan’da NATO askerlerinin halen öldürüldüğü, Irak’ın iç savaşa girdiği ve sadece Ladin’in diyar diyar gezdiği Asya ve Ortadoğu topraklarında değil, Avrupa’da, her yerde şiddetin giderek arttığı ve Latin Amerika’nın da dize getirilmesi gereken bir çocukmuş gibi sürekli “tehdit göreceği tehdidi” ile diken üstünde tutulduğu bu “zafere” -zafer eğer güvensizliğin ve şiddetin zaferiyse- evet, artık daha yakın.

Hatırlanacaktır ki Bush İran’ı şer üçgeninin bir parçası ilan etmişti. Bu Amerikan tarihinde ilk defa olmadı, bu gidişle şer üçgeni daha da genişleyecek gibi gözüküyor. Öte yandan Chavez de, BM toplantısında Bush’u şeytan ilan etti. Görünen o ki, terörle savaşarak girdiğimiz yirmi birinci yüzyıl, şeytanların yüzyılı olacak. Bu da bizim yirminci yüzyıldan getirdiklerimizin bir hediyesi olsa gerek.

 

Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği

Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pi...

İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri v...

DÜNYA GÜNDEMİ; Sonu gelmez yolsuzlukların başkahramanı: BM Barış Gücü askerleri
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden b...

43. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Yemen'de kuzeyden yükselen ateş, Sana'yı da kuşatacak mı?

Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen,...

DÜNYA GÜNDEMİ; KAFKASYA: Kafkas çocuklarını yiyip bitiren gizem
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başlad...

DOSYA; Dünyada ve Türkiye'de açlık sorunu
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”...