|
Açede 30 yıl sonra sükunet umudu |
|
|
|
|
Yazar H. Zehra Öztürk
|
Gerek Helsinki Antlaşması, gerek parlamentoya sunulan yasa tasarısı, merkezi hükümeti değil Açe’yi öncelemelidir.
Halkının %98’i Müslümanlardan oluşan, coğrafi konumu, kültürel
çeşitliliği ve zengin kaynakları ile tarih boyunca Güneydoğu Asya’da
önemli bir merkez olan Açe, 26 Aralık 2004’te yaşanan tsunaminin
ardından önemli bir geçiş sürecine girdi. 1,5 milyon Açeli’nin hayatını
kaybettiği tsunami, yerleşim yerlerini talan etmiş ve yüzlerce aileyi
parçalamıştı. Her doğal afet sonrası yaşanan sürece benzer olarak
Açe’de de bir imar süreci başladı, ancak tsunami sonrası süreç imar
faaliyetlerinin yanı sıra Açe’de farklı bir sonucu da beraberinde
getirdi.
Açe’nin bağımsızlığını tanımayan Endonezya Hükümeti’nin bölgeye
gönderdiği Endonezya ordusu ile Açe Özgürlük Hareketi (ASNLF) arasında
yaklaşık 30 yıldır çatışmalar yaşanmaktaydı ve bu çatışmalarda 15 bin
kişi hayatını kaybetmişti. Açe’de bulunan Endonezya ordusu keyfi
tutuklamalar ve köy baskınları ile sivil halka karşı zor kullanıyor;
Açe’nin zengin kaynaklarından elde edilen gelirlerin denetimine el
koyuyordu. Ancak, Güneydoğu Asya’nın tsunami ile sarsılmasından sonra
politik gerginliğin yerini imar çabaları aldı ve Endonezya ordusunun
bölgedeki ihlalleri azaldı.
Açe ile Endonezya Hükümeti arasında 15 Ağustos 2005 tarihinde
Helsinki’de imzalanan antlaşma nedeniyle, Endonezya bölgeden
askerlerini çekti, ASNLF ise silahlarını bıraktı. Geçtiğimiz Temmuz ayı
içerisinde de Endonezya Parlamentosu’nda Açe’ye daha fazla özgürlük
verilmesi gündeme geldi. Yasa teklifi siyasi çevreler tarafından
desteklenirse, Açe Endonezya’nın diğer eyaletlerine kıyasla daha fazla
özerkliğe sahip olacak. Bölgenin doğal kaynaklarından %70’inin
kontrolünün Açe’ye bırakılması, eyalet yöneticilerinin Açe tarafından
bağımsız olarak tayin edilmesi, ASNLF mensuplarına politik haklar
verilmesi gibi konuları gündeme taşıyan yasa, bu bakımdan 30 yıllık
gerilimi dindireceğe benziyor. Ancak yasa Endonezya ordusunun yetkileri
konusuna açıklık getirmiyor, merkezi hükümeti güçlendireceği için de
eleştirilere hedef oluyor. Diğer yandan, yasa teklifinin yeni kurulan
Açe İnsan Hakları Mahkemesi’ne mahkemenin kuruluş tarihinden önceki
ihlalleri soruşturma yetkisi tanımaması da Endonezya ordusunun geçmişte
işlediği insanlık suçlarının üstünün örtülmesi anlamına geliyor.
Gerek
Helsinki Antlaşması, gerek parlamentoya sunulan yasa tasarısı, merkezi
hükümeti değil Açe’yi öncelemelidir. Yasa teklifinin geçmişte işlenen
ihlallerin üstünü örtmesi ve merkezi hükümetin menfaatini gözetmesi
engellenmelidir. Aksi takdirde geçiş sürecinde görülen sükunetin bozulması işten bile değildir.
|
|
|