Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 19

İHH GÜNDEMİ: Yetimler emanettir! PDF Yazdır E-posta
Yazar A. Aslıhan Akman   

Kimisi doğuştan, kimisi sonradan yetim kalan çocuklar, yalnızlık, terk edilmişlik ve çaresizlik duygularıyla çok küçük yaşlarda tanışmaktadırlar. 

Çocukluk dönemi, bireyin yetişkinlik dönemindeki kişilik yapısını şekillendiren hassas bir dönemdir. Uzmanlar, çocuğun sağlıklı bir yetişkin olarak hayata atılabilmesi için çocuklarıyla nasıl ilişki kurmaları gerektiği konusunda ebeveynlere çok çeşitli önerilerde bulunmakta, ebeveynler de bu konuya titizlikle eğilmektedirler. Ancak her çocuk, hayatın bu önemli safhasında kendisine ilgi ve şefkat gösterecek bir anneyi ve bir babayı yanında bulamamaktadır. Kimisi doğuştan, kimisi sonradan yetim kalan bu çocuklar, yalnızlık, terk edilmişlik ve çaresizlik duygularıyla çok küçük yaşlarda tanışmaktadırlar.

Dilimizde “yetim” kelimesinin sözlükteki karşılığı babası olmayan çocuktur. Bu yazıda ise ebeveynlerinden birini ya da her ikisini ölüm ya da terk gibi bir sebeple kaybetmek suretiyle korunmaya muhtaç duruma düşmüş çocuk anlamında kullanılmaktadır. Çocuklar; savaş, iç çatışma, sürgün, doğal afet, salgın hastalık, açlık, fakirlik gibi nedenlerle yetim kalabilmektedirler. Dünyadaki yetim çocukların sayısının yaklaşık 100 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Korunmasız ve sahipsiz yetim çocuklar, yetişkinler tarafından yasa dışı faaliyetlerde kullanılmakta, suça itilmektedirler. Çocuk asker olarak kullanılmak üzere kaçırılan çocukların sayısı da azımsanmayacak düzeydedir. Son 10 yılda Afrika ve Asya ülkelerindeki çatışmalarda kullanılmak üzere kaçırılarak askere alınan çocukların sayısı 300 bin civarındadır. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre yalnızca Sahraaltı Afrika’da savaş, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle yetim kalan çocukların sayısı 40 milyondur. Savaşın adeta sıradanlaştığı Filistin, Çeçenistan gibi ülkelerde yetim çocukların sayısı her geçen gün artmaktadır. Afrika’nın kronikleş(tiril)miş açlık ve fakirliği de çocuk ölümlerini ve yetimliği normalleştirmiş durumdadır.

Yetimliğin başta gelen sebeplerinden biri de AIDS’tir. AIDS nedeniyle ebeveynlerinden birini ya da her ikisini kaybeden çocukların sayısı 2003 yılı itibarı ile 15 milyon olarak belirtilmekte idi. Bu çocukların 12 milyonu Sahraaltı Afrika’da yaşamaktadır ve 2010 yılında bu sayının 18 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir. AIDS’in yol açtığı tehdit öyle ciddi boyutlardadır ki, bu durumun tam bir “küresel yetim krizi”ne dönüşmekte olduğu belirtilmektedir.

Yetimlik yalnızca gelişmemiş olarak nitelendirilen ülkelerde değil, Batı ülkelerinde ve ülkemizde de önemli bir problemdir. Yetimlere yönelik sosyal politikaların oldukça etkin olduğu Avrupa ülkelerinde karşılaşılan en önemli sorun, kurum bakımının ve aile yokluğunun yol açtığı psikolojik sorunlardır. Bu nedenle koğuş sistemiyle hizmet verilen yetimhanelerden, yerel düzeyde hizmet veren konuk evlerine geçiş söz konusudur. Devlet yetimhanelerde verdiği bakım ile her ne kadar çocukların fiziksel ihtiyaçlarını karşılasa da, ebeveynlerin yokluğunun çocuklarda yarattığı boşluğun sonuçları ağır olabilmekte, çocuklar yetimhanelerden ayrılarak hayata adım attıktan sonra suç işleyebilmekte, uyuşturucu kullanabilmekte hatta intihar edebilmektedirler. Ülkemizde yetim çocuklara Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından verilen hizmetler yetersiz kalmaktadır. Ülkemizdeki 700 bin kimsesiz çocuğun yalnızca 20 bini kurum hizmeti alabilmektedir.

Ülkemizin gerek kendi sınırları içerisindeki yetimlere verdiği hizmet, gerekse dünyadaki yetimlere gösterdiği ilgi son derece yetersizdir. Dünyanın yetimlere gösterdiği ilginin de yeterli düzeyde olmadığı ortadadır. Ancak ülkemiz ile kıyaslandığında Batı ülkelerinin gelişmemiş ülkelere gösterdiği ilginin çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Yetimlerin sorunlarına eğilen kuruluşlar genellikle misyonerlerin çabasıyla kurulmakta ve kiliselerle işbirliği içerisinde faaliyet göstermektedirler. Özellikle ‘gelişmemiş’ ülkeler şeklinde nitelendirilen ülkelerde aktif olarak çalışan World Orphans, Warm Blankets Orphan Care International gibi kuruluşlar, misyonlarını açıklarken kiliselerle ortaklaşa çalıştıklarını belirtmektedirler. World Orphans adlı kuruluşun, 46 ‘gelişmemiş’ ülkede 506 adet kiliseye bağlı evi bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında Kırgızistan, Pakistan, Endonezya, Somali gibi nüfuslarının çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkeler de vardır. Warm Blankets Orphan Care International ise yetimlerin barınabilmeleri için kilise/ev modelinde yapılar inşa etmektedir. Yaklaşık 40 çocuğun kaldığı evlerin, bölgedeki kilise ile ortak kullandıkları binaları mevcuttur. Bu kuruluş Afrika, Hindistan, Tayland, Kamboçya ve Endonezya’da faaliyet göstermektedir. Deprem ve tsunami nedeniyle çok sayıda çocuğun yetim kaldığı Endonezya’da ise dört adet yetim evi bulunmaktadır.

İngiltere’de kurulmuş bir hayır kuruluşu olan SOS Children ise kendisini dünyada yetimlere yardım ulaştıran en büyük kuruluş olarak tanımlamaktadır. 125’ten fazla ülkede kurdukları çocuk köyleri ile AIDS, doğal felaket, terk edilme gibi sebeplerle yetim kalan 60 binden fazla çocuğa barınak sağlamaktadır. Görüldüğü gibi Batılı ülkelerin dünyanın çeşitli bölgelerindeki yetim çocuklara gösterdiği ilgi yardımdan ibaret değildir. Bu nedenle ülkemizdeki sivil toplum örgütlerinin dünya yetimlerine, bilhassa Müslüman ülkelerde yaşayan yetimlere vereceği hizmetler önem taşımaktadır. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Açe, Pakistan, Sudan gibi ülkelerde açtığı kreş ve yetimhanelerin bu hizmetlerde öncü olması gerekmektedir.

Ülkemizde ve dünyada yaşayan yetimlerin sorumluluğu hepimizin üzerindedir. Ülkemizdeki korunmaya muhtaç çocuklar için kapsayıcı ve insani sosyal politikalar üretmek ve dünya yetimleri için harekete geçmek en temel görevlerimiz arasındadır.Bu çocukların karşı karşıya kaldığı yalnızlık duygusunun topluma ve hayata duyulan öfke yerine sahiplenil-menin verdiği sevgi ve özgüven şeklinde açığa çıkması ancak toplumun desteğiyle mümkündür.

 

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...