Birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi Cibuti’de de susuzluk, kuraklık, açlık ve sömürünün her türlü zihinsel ve fiziksel sonuçlarına şahit olduk.
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlemiş olduğu Afrika Yardım
Kampanyası çerçevesinde Cibuti’ye gıda dağıtımı yapmak, su kuyuları
açmak, okul, hastaneleri ziyaret etmek, bölge halkıyla, sivil ve resmi
kuruluşlarla görüşmeler ve yeni projeler için tetkikler yapmak üzere
Cibuti’ye doğru yola çıktık.
Birçok Afrika ülkesinde olduğu gibi Cibuti’de de susuzluk, kuraklık,
açlık ve sömürünün her türlü zihinsel ve fiziksel sonuçlarına şahit
olduk. Yapılan yardımlar onları bir nebze olsun rahatlatıyor ve onlara
yardım etmek isteyen insanların olduğunu bilmek, hayata daha sıkı
bağlanmalarına ve daha gayret göstermelerine sebep oluyor. Hele bu
yardımları İHH’nın kadın görevlilerinden bir ekibin götürmesi onları
çok duygulandırdı ve çok mutlu etti. Giderken tüm halkımızın yardımı
yanında selam ve duasıyla gitmiştik. Ancak dönüşümüzde onların hayır
duaları, muhabbetleri ve kardeşlik selamları taşıyamayacak kadar çoktu.
Cibuti 1964’de Fransızlar tarafından Habeşistan’dan kopartılarak
kurulan bir Fransız sömürgesi. Cibuti’de nüfusun %99’u Müslüman.
Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik bir öneme sahip olan
Bab’ul-Mendep’in karşısında bulunan bir liman ülkesi ve 1977’de
bağımsızlığına kavuşmuş. Burada yaptığımız görüşmeler sırasında
Cibutililerde sömürünün yoğun etkisine tanık olduk. Yani başlarına
gelen kuraklık, açlık, fakirlik, salgın hastalıklara karşı razı olma
durumu var.
Neyse ki bazı dernekler, gruplar bunu aşmak için gayret
gösteriyorlar ve bir takım çalışmalar yapıyorlar. Bizlerin özellikle
kalıcı projelerle çok ilgilendiğimizi görmeleri bir şeyleri kendi
başlarına başarabilecekleri umudunu artırıyor.
Gıda dağıtımı ve su kuyuları için gittiğimiz bölgelerde her yaz
açlık ve susuzluktan insanların öldüğünü belirtiyorlar. Oysa biz
limanlara yakın ve küçük bir ülke olmaları nedeniyle kısa sürede
kalkınabileceklerini söylüyoruz. Neyse ki, yeni neslin eğitimli
olmasına çok önem veriyorlar. Bu yüzden herkes okumaya gayret
gösteriyor. Bu çabanın sonucu, nüfusun büyük bir çoğunluğu eğitimli.
Yakın yıllarda kendi mühendisleri, teknik elemanları, işletmecileri,
öğretmenleri ve doktorları ile sömürülmeye mahkum olmadıkları
anlayışını tüm toplumlarına yayacaklarını umuyoruz. Ama onlar tek
başlarına ayakta duruncaya kadar desteğimizi sürdürmemiz, bu
kardeşlerimiz için üzerimize düşen önemli bir sorumluluk.
|