Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 19

AFRİKA: Batının Sudan senaryosunda son halka: Darfur PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz   
Darfur krizi çözümlenebilir ve fakat çözülmek istenmeyen bir sorun. Batı dünyasının çok yönlü kuşatması ancak bu şekilde hayat bulabilir.



Kuzey, batı ve güney olarak üç vilayete ayrılan Darfur, Sudan’ın batısında yer alıyor. 510 bin km²’lik toprakları üzerinde 6 milyon insan yaşıyor. Bunların %60’ı Arap ve %40’ı Afrika orjinli olmak üzere tamamı Müslüman. Bu insanlar tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlıyorlar. Bölge I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı’ya bağlılığı ile biliniyor. Onların bu hareketleri İngilizleri hiddetlendirmiş ve bölge 1917’de işgal altındaki Sudan’a bağlanmış.

Darfur meselesi 21 yıldır devam eden Güney sorunun anlaşmalarla neticelenmesi ardından 2003 yılında patlak vermiş. Bu haliyle oldukça şüphelendirici bir kriz olma özelliği taşıyor. Burada yaşayan, eğitim ve birçok sosyal imkandan yoksun ve kabile taassubuyla yaşayan insanlar, sürekli olarak manüplasyona uygun bir ortam oluşturuyorlar. Ve bu ortamı Batılılar çok iyi değerlendiriyorlar. Bazı Arap birliklerinin For, Zagava, Masalit, Daru, Gimir gibi Arap olmayan kabilelere karşı güç kullanmasıyla meydana gelen kargaşa ortamı da duruma tuz biber ekerek meseleyi bir kriz şekline sokmuş.

Bu noktada Sudan’ın özellikle sınır bölgelerinde yaşayan kabileleri güvenliklerini temin ve ulusal güvenliğin sağlanması için silahlandırdığı bilinmekte. Sudan’ın bu hareketinin 1997 yılında Eritre, Etiyopya ve Uganda saldırısına, 1998 yılında ABD bombardımanına, 2000 yılında Kesele bölgesinin işgaline ve 1980’lerden beri devam eden güneydeki savaş ortamına bakıldığında geçerli nedenleri bulunuyor. Zira Sudan hem iç hem dış tehditlerle yıllardır mücadele eden bir ülke.

Darfur meselesinin Mayıs başında Sudan Kurtuluş Ordusu ve Sudan hükümetince yapılan anlaşmayla neticelenmesi meselenin halli anlamına gelmiyor. Zira biz de geçtiğimiz Nisan sonunda bölgenin en büyük şehri 3 milyon nüfuslu Nyala’da bulunuyorduk. Sokak başlarında silahlı askerleri, Afrika Birliği’ne bağlı kışlaları ve insanların perişan bir halde yaşamaya çalıştıkları mülteci kamplarını görme imkanı bulduk. Bunlar bölgedeki hareketlilikle uyum içindeki manzaralardı şüphesiz. Fakat bizim fark ettiğimiz diğer bir şey daha vardı ki o da Batılı onlarca STK’nın bölgeyi adeta didik didik eden konuşlanmaları ve Darfur’daki inisiyatifi ele alma çabalarıydı. Sokakta her gördüğünüz beş araçtan biri bu kuruluşlara ait ve bunların tamamına yakını misyonerlik yapıyorlar. Kamplarda hiçbir saldırı, tecavüz ya da öldürme olayı görmemiş yüz binlerce insan bulunuyor ve bunlar Batılı fısıltı gazetelerinin eseri. İnsanlar öldürüleceklerine inandırılarak evlerini terk etmişler ve her türlü imkansızlıklar içerisinde elektriği, suyu ve kanalizasyon tertibatı olmayan sefil kamplarda yaşamaya mahkum edilmişler.

Darfur krizi çözümlenebilir ve fakat çözülmek istenmeyen bir sorun. Batı dünyasının çok yönlü kuşatması ancak bu şekilde hayat bulabilir. Kamplardaki 2 milyona yakın insan bölgeyi doğal olarak dünya gündemine taşırken, bunun yanında misyonerlik ve bölgeyi Sudan’dan koparma adına diğer faaliyetler için uygun ortam bulunmakta. Darfur zoraki kriz haline getirilmeye çalışılıyor. Bundan ötesi Batı’nın Darfur’u da aşan sınır ötesi emellerine dayanıyor.

 

 

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...