Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 19

AFRİKA: Acılar ülkesi Cezayir PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Kavas   
Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlamayı adet haline getiren ülkelerin başında yer alan Fransa’nın sadece bir sömürgesinde, 132 senede kaç soykırıma sebep olduğu ortadadır.

 1510’lu yıllardan itibaren her derdine ortak olmaya başladığımız ve 1830-1848 yılları arasında Fransız sömürgeciliğine karşı verdiği mücadelede çektiği bütün acılarıyla birlikte yavaş yavaş elimizden çıkan Cezayir’i bizler kadar yerli ahalisi de kaybetti. Fakat bir gerçek varsa o da Cezayir’in Osmanlı idaresinde olduğu dönem hariç daima sıkıntılar içinde kaldığıdır.

15. yüzyılın son yıllarında, İspanya’daki Endülüs, Hırıstiyan aleminin eline düşünce canını kurtarabilen Müslümanlar Kuzey Afrika’ya akın etmeye başladılar. Ancak, Akdeniz sahil şehirlerini birer birer işgal eden İspanya, Mor asıllı Endülüs Müslümanlarının yaşamlarını burada da tehdit etmeye başladı. Böyle bir dönemde Anadolu’dan Akdeniz’e açılan Türk denizcileri, önce payitaht merkezi Tunus şehri olan Hafsî Sultanlığı’nın hizmetine girdiler. Ardından buranın batısında yer alan Cezayir eyaletindeki hemen hemen bütün limanları İspanyollar’dan geri aldılar. Gerek Endülüslü Müslümanlar gerek daha sonra bölgeye gelen Müslümanlar Osmanlı hâkimiyeti altında güvenle yaşadılar. İşte Cezayir’in tarihindeki altın çağ böylece başladı ve 1830’da bu şaşalı dönem kapanana kadar devam etti. Son Cezayir Beylerbeyi’ne karşı bir ihtiras uğruna çıkarma yaptığını iddia eden Fransızların niyeti aslında buradan bir daha çıkmamaktı ve nitekim öyle de oldu. Tam 132 sene Cezayir’i bırakmadılar. Cezayirliler ülkeleri sömürgeleştirilirken verdikleri mücadeleyi Fransız dönemi boyunca da aralıklarla devam ettirdiler. Ama 1940’lı yıllarda başlayan bağımsızlık mücadeleleri unutulacak gibi değildir.

Fransızlar’ın Cezayir’de bulunduğu sürece çekilen acıların en dehşetlisi bağımsızlık mücadelesinde yaşandı. Cezayirliler dünya tarihinde eşi görülmeyen bir kardeş kavgası içine çekildi. Ülkeyi sömürge idaresinden kurtarmaya çalışanlar ile o idarenin devamı için mücadele edenlerin tamamı Cezayir yerlisi kimselerdi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Birinci ve İkinci Dünya Savaşı için de sadece bu sömürgeden her defasında 200 bine yakın asker Avrupa’daki cephelere sürüldü. Birincisinde 36 bin Cezayirli asker Fransa uğruna bu cephelerde öldü. Bir o kadarı da İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetti.

1950’li yıllarda toplam yedi milyon nüfusu olan ülkede ilk devlet başkanlarından Hüvari Bumedyen’in ifadesiyle bir milyon kişi ölmüş, bir milyon kişi de yaşadığı bölgeyi farklı sebeplerle terk etmişti. Böylece Cezayir nüfusundan toplam iki milyon kişi eksilmişti.

Fransa’nın Cezayir bağımsızlık mücadelesi karşısında gösterdiği acımasız tavır karşısında ölen Cezayirlilerin sayısı Fransız tarihçilerini uğraştırmaktadır. Bir milyon ölü rakamının imkânsız olduğunu, bu rakamın en fazla 350 bin ile 500 bin arasında değişeceğini ifade etmektedirler. Yaşanan savaşta yaklaşık 30 bin kadar Fransız askeri ölürken hayatını kaybeden Cezayirliler konusunda gerçek bir rakam vermek oldukça zor görünmektedir. Cezayir bağımsızlığı için mücadele veren iki güç vardı. Bunlar milliyetçi ve sol eğilimli bağımsızlık hareketleri ile Abdülhamid bin Badis’in önderliğindeki “ulema hareketi” idi.

19 Mart 1962 tarihinde kabul edilen ateşkesin ardından Cezayir’de daha önce Fransızlar’a karşı kullanılan silahlar bu defa kendi hallerine terk edilen Harkis isimli işbirlikçilerin üzerine yöneldi. 1 Temmuz 1962’de bağımsızlık ilan edilene kadar bu topluma mensup 150 bin kişinin öldürüldüğü iddia edilmektedir. Fransa bunların sadece 20 bin kadarını ülkeye kabul etmiş, geri kalanını ellerinden silahlarını dahi aldığı için adeta ölüme terk etmişti.

1990’lı yıllarda sosyalist idarenin güç kaybetmesi üzerine, halk, Cezayir’de İslâmi Selamet Cephesi’ne büyük rağbet gösterdi. Ancak, kısa zamanda bu parti yasaklandı, ileri gelen yöneticileri tutuklandı. Cezayir 30 yıl sonra bir kez daha iç savaşa sürüklendi. Henüz önceki kardeş kavgasının acıları sarılmadan yeni bir kardeş kavgası peyda oldu. Son 15 sene içinde toplumun her kesiminden toplam 150 ila 200 bin arasında insan öldü. Bu arada en az 125 bin okumuş insan Cezayir’i terk etti. Yurtdışına gidenlerin 45 bini, üniversite mezunu, yetişmiş kişilerdi.

Kısacası Cezayir acı çekmeye devam ederken bu ülke üzerinde menfaati olan ülkeler kendi adlarına biraz daha rahatlamış bir konuma geliyorlar. Cezayirliler üzerinden dertlerine derman bulurlarken bu ülkenin yaralarını kapatmak ise uzlaşmacı tavırlarıyla son yıllarda büyük bir başarı gösteren devlet başkanı Abdülaziz Buteflika’nın gayretlerine kaldı. Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlamayı adet haline getiren ülkelerin başında yer alan Fransa’nın sadece bir sömürgesinde, 132 senede kaç soykırıma sebep olduğu ortadadır. Haliyle yaşanan bu katliamlar sebebiyle kimseden özür dileme ihtiyacı duymayan bir ülkenin önce kendi geçmişini yargılaması gerekmektedir.

 

 

 

Sayı 45

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

DÜNYA GÜNDEMİ; Kosova anayasası ilan edildi: Peki ülkeyi kim yönetecek?
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un teklifi, mevcut Avrupa Birliği Kosova misyonun (EULEX) BM bünyesinde ve kontrolünde çalışmalarına devam etmesi yönünde. Bu durumsa, K...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...


DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...