Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlamayı adet haline getiren ülkelerin başında yer alan Fransa’nın sadece bir sömürgesinde, 132 senede kaç soykırıma sebep olduğu ortadadır.
1510’lu yıllardan itibaren her derdine ortak olmaya başladığımız ve
1830-1848 yılları arasında Fransız sömürgeciliğine karşı verdiği
mücadelede çektiği bütün acılarıyla birlikte yavaş yavaş elimizden
çıkan Cezayir’i bizler kadar yerli ahalisi de kaybetti. Fakat bir
gerçek varsa o da Cezayir’in Osmanlı idaresinde olduğu dönem hariç
daima sıkıntılar içinde kaldığıdır.
15. yüzyılın son yıllarında, İspanya’daki Endülüs, Hırıstiyan
aleminin eline düşünce canını kurtarabilen Müslümanlar Kuzey Afrika’ya
akın etmeye başladılar. Ancak, Akdeniz sahil şehirlerini birer birer
işgal eden İspanya, Mor asıllı Endülüs Müslümanlarının yaşamlarını
burada da tehdit etmeye başladı. Böyle bir dönemde Anadolu’dan
Akdeniz’e açılan Türk denizcileri, önce payitaht merkezi Tunus şehri
olan Hafsî Sultanlığı’nın hizmetine girdiler. Ardından buranın
batısında yer alan Cezayir eyaletindeki hemen hemen bütün limanları
İspanyollar’dan geri aldılar. Gerek Endülüslü Müslümanlar gerek daha
sonra bölgeye gelen Müslümanlar Osmanlı hâkimiyeti altında güvenle
yaşadılar. İşte Cezayir’in tarihindeki altın çağ böylece başladı ve
1830’da bu şaşalı dönem kapanana kadar devam etti. Son Cezayir
Beylerbeyi’ne karşı bir ihtiras uğruna çıkarma yaptığını iddia eden
Fransızların niyeti aslında buradan bir daha çıkmamaktı ve nitekim öyle
de oldu. Tam 132 sene Cezayir’i bırakmadılar. Cezayirliler ülkeleri
sömürgeleştirilirken verdikleri mücadeleyi Fransız dönemi boyunca da
aralıklarla devam ettirdiler. Ama 1940’lı yıllarda başlayan bağımsızlık
mücadeleleri unutulacak gibi değildir.
Fransızlar’ın Cezayir’de bulunduğu sürece çekilen acıların en
dehşetlisi bağımsızlık mücadelesinde yaşandı. Cezayirliler dünya
tarihinde eşi görülmeyen bir kardeş kavgası içine çekildi. Ülkeyi
sömürge idaresinden kurtarmaya çalışanlar ile o idarenin devamı için
mücadele edenlerin tamamı Cezayir yerlisi kimselerdi. Bütün bunlar
yetmezmiş gibi Birinci ve İkinci Dünya Savaşı için de sadece bu
sömürgeden her defasında 200 bine yakın asker Avrupa’daki cephelere
sürüldü. Birincisinde 36 bin Cezayirli asker Fransa uğruna bu
cephelerde öldü. Bir o kadarı da İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını
kaybetti.
1950’li yıllarda toplam yedi milyon nüfusu olan ülkede ilk devlet
başkanlarından Hüvari Bumedyen’in ifadesiyle bir milyon kişi ölmüş, bir
milyon kişi de yaşadığı bölgeyi farklı sebeplerle terk etmişti. Böylece
Cezayir nüfusundan toplam iki milyon kişi eksilmişti.
Fransa’nın Cezayir bağımsızlık mücadelesi karşısında gösterdiği
acımasız tavır karşısında ölen Cezayirlilerin sayısı Fransız
tarihçilerini uğraştırmaktadır. Bir milyon ölü rakamının imkânsız
olduğunu, bu rakamın en fazla 350 bin ile 500 bin arasında değişeceğini
ifade etmektedirler. Yaşanan savaşta yaklaşık 30 bin kadar Fransız
askeri ölürken hayatını kaybeden Cezayirliler konusunda gerçek bir
rakam vermek oldukça zor görünmektedir. Cezayir bağımsızlığı için
mücadele veren iki güç vardı. Bunlar milliyetçi ve sol eğilimli
bağımsızlık hareketleri ile Abdülhamid bin Badis’in önderliğindeki
“ulema hareketi” idi.
19 Mart 1962 tarihinde kabul edilen ateşkesin ardından Cezayir’de
daha önce Fransızlar’a karşı kullanılan silahlar bu defa kendi
hallerine terk edilen Harkis isimli işbirlikçilerin üzerine yöneldi. 1
Temmuz 1962’de bağımsızlık ilan edilene kadar bu topluma mensup 150 bin
kişinin öldürüldüğü iddia edilmektedir. Fransa bunların sadece 20 bin
kadarını ülkeye kabul etmiş, geri kalanını ellerinden silahlarını dahi
aldığı için adeta ölüme terk etmişti.
1990’lı yıllarda sosyalist idarenin güç kaybetmesi üzerine, halk,
Cezayir’de İslâmi Selamet Cephesi’ne büyük rağbet gösterdi. Ancak, kısa
zamanda bu parti yasaklandı, ileri gelen yöneticileri tutuklandı.
Cezayir 30 yıl sonra bir kez daha iç savaşa sürüklendi. Henüz önceki
kardeş kavgasının acıları sarılmadan yeni bir kardeş kavgası peyda
oldu. Son 15 sene içinde toplumun her kesiminden toplam 150 ila 200 bin
arasında insan öldü. Bu arada en az 125 bin okumuş insan Cezayir’i terk
etti. Yurtdışına gidenlerin 45 bini, üniversite mezunu, yetişmiş
kişilerdi. Kısacası Cezayir acı çekmeye devam ederken bu ülke üzerinde menfaati
olan ülkeler kendi adlarına biraz daha rahatlamış bir konuma
geliyorlar. Cezayirliler üzerinden dertlerine derman bulurlarken bu
ülkenin yaralarını kapatmak ise uzlaşmacı tavırlarıyla son yıllarda
büyük bir başarı gösteren devlet başkanı Abdülaziz Buteflika’nın
gayretlerine kaldı. Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlamayı adet haline
getiren ülkelerin başında yer alan Fransa’nın sadece bir sömürgesinde,
132 senede kaç soykırıma sebep olduğu ortadadır. Haliyle yaşanan
bu katliamlar sebebiyle kimseden özür dileme ihtiyacı duymayan bir
ülkenin önce kendi geçmişini yargılaması gerekmektedir.
|