|
21
Mayıs’ta yapılacak halkoylamasında Karadağ halkı, Sırbistan’la birlikte
devam etme ya da bağımsız bir devlet olma yönünde karar verecek
.
Soğuk Savaş döneminin ardından yaşanan savaşlar ve bunların
getirdiği bunalımlarla dünya gündeminde yer alan Balkanlar yeni bir
miladın eşiğine doğru ilerliyor. Türkiye gündeminde çok fazla yer işgal
etmese de Balkan coğrafyası üzerinde yeni hesaplar ve pazarlıklar
yapılıyor. Yunanistan silahlanıyor, Bulgaristan’da yeni ABD üsleri
kuruluyor. Kosova bağımsızlığın eşiğinde ve Karadağ’da bağımsızlık
referandumunun yapılacağı 21 Mayıs günü, tüm Balkan uluslarının ve
özellikle Balkanlara şekil verme iddiasındaki güçlerin sonucunu merakla
bekledikleri bir gün.
Bu noktada Osmanlı’nın Balkanlardaki “yeşil kuşağı” üzerinde meydana
gelebilecek kırılmalar Türkiye ve İslam coğrafyası için oldukça önemli.
21 Mayıs’ta yapılacak halkoylamasında Karadağ halkı, Sırbistan’la
birlikte devam etme ya da bağımsız bir devlet olma yönünde karar
verecek. %55 oranında çıkacak “evet” oyu, Karadağ’ı bağımsız yapacağı
gibi Sırbistan’la Karadağ’ın kesiştiği noktada yer alan Yeni Pazar
Sancağı’nı da bundan tam 93 yıl evveline (1913 Belgrad Anlaşması)
götürerek parçalamış olacak. Zira yüz binlerce Boşnak ve Arnavut’un
hayatını kaybettiği cephelerden hala kan kokuları gelmeye devam ediyor.
Fethedildiği dönemden itibaren Bosna’ya bağlı bir birim olan Sancak
Osmanlı’dan yadigâr bir coğrafya. Nice savaşlar ve kargaşalar gördü
Sancak. 90’lı yıllarda Bosna ve Kosova savaşlarının arasında kalarak
her iki coğrafyanın mültecilerine ev sahipliği yaptı ve Sırp etnik
şiddetinden ziyadesiyle etkilendi. Bu dönemde yarım milyonu biraz
geçkin Sancak nüfusunun 360 bin kadarını (%67) oluşturan Müslüman
Boşnakların 80 binden fazlası güvenlik endişesiyle yurtlarını terk
etmek durumunda kaldı. Sonunda savaşlar bitti ve Sancaklılar Berlin
Anlaşması (1878) ile elde ettikleri özerkliğin peşine bir kez daha
düştüler. Fakat 1992 yılında Sırbistan ve Karadağ’dan müteşekkil III.
Yugoslavya kurulduğunda Tito döneminde elde ettikleri etnik ve statü
bağlamındaki haklarını da kaybetmişlerdi.
Sancak Milli Meclis Başkanı Süleyman Uglanin liderliğinde 1990’da
başlayan siyasi mücadele gün geçtikçe yaşanan ayrılıklarla güç
kaybetti. Bugün Sırbistan-Karadağ İnsan Hakları ve Azınlıklar Bakanı
olarak görev yapan Rasim Layiç, Uglanin’in yardımcısıyken partiden
ayrıldı ve kendi partisini kurdu. Sonrasında ayrılıkların ardı arkası
kesilmedi. Bu durum Sancak’ı kendi ülkelerinin bir parçası olarak
görmek isteyen Sırp ve Karadağlı tarafların ekmeğine yağ sürdü. Zaten
Karadağ nüfusunun %17’lik bir kısmını oluşturan Sancaklılar
asimilasyondan ziyadesiyle etkilenmişken bu ayrılıklar Sırp ve Karadağ
tarafında yer alan Sancaklıların arasını daha da açtı. 2000’li yıllarda
Karadağ tarafında yapılan seçimlerde Boşnak partilerine çıkan oy oranı
sadece %4’lerde kaldı. Son dönemlerde Sırbistan sınırı içindeki
Sancaklı partiler ise Sırp siyaseti için bir denge unsuru olarak
görülmekte. Geçen sonbaharda Sırbistan Başbakanı Kostunitsa ile bir
koalisyon anlaşması yapan Uglanin, kendi Sancak Listesi Koalisyonu’ndan
iki milletvekili ile sallanmakta olan Sırbistan hükümetinin devamını
sağladı.
Siyasi karışıklıklar Sancak’ın içinde de devam etti. Novi Pazar
Belediyesi başkanlığını yürüten Uglanin, belediye meclisinde çoğunluğu
Rasim Layiç’in Sancak Demokratik Partisi ile diğer muhalefete
kaptırınca bölgede siyaset ve belediye hizmetleri yürütülemez oldu.
Ardından soruna yeniden Sırbistan hükümeti müdahale etti ve belediye
meclisi geçtiğimiz günlerde feshedildi. Bu durum Uglanin’i rahatlatmış
gibi gözükse de aslında durumu daha da karmaşıklaştırdı. Şimdi aylardır
maaşlarını alamayan belediye çalışanları ve neredeyse tüm Sancak halkı
ne olacağını merakla bekliyor.
Sancaklılar, siyasilerine güvenmek istiyor fakat bu karmaşıklık
onlara geleceğe endişeyle bakmaları dışında bir seçenek sunmuyor. Bu
atmosferde ilan edilen Karadağ’daki referandum kararı, Sancaklı bir
grup siyasi oluşuma yıllar önce yapılması gereken şeyi geç de olsa
yapma fırsatını sundu. Sancaklılar 1 Nisan 2006 tarihinde Sancak Boşnak
Kongresi’ni gerçekleştirerek halkoylamasından Karadağ’ın bağımsız
çıkması durumunda ne yapacaklarını tartıştılar. 783’ü delege olmak
üzere 1500 Sancaklının katıldığı toplantıda böyle bir ihtimal dahilinde
birimin, özerk bir yapı olarak Sırbistan ya da Karadağ’da kalması
konusunda bir halkoylaması yapması kararı alındı.
Sancaklılar bir dönüm noktasında ve bu noktada kendi başlarına çok
şey yapamayacakları aşikâr. Bosna-Hersek’in de Sancak için siyasi bir
açılım sunmasını kimse beklemiyor. Görev kuşkusuz Türkiye’ye düşüyor.
Türkiye, Berlin Anlaşması’nın garantörü olarak Sancak’a müdahale
etmelidir. Osmanlı’nın yeşil kuşağının 90 sonrası dönemde kan
kaybettiği herkesçe malumken, yeni bir Sancak krizinin Balkanlarda
Müslüman ahaliye ve Türkiye’ye neler kaybettireceğini tahmin etmek güç
değil. Çok geç olmadan Sancak için bir şeyler yapılmalı. Yoksa yeni bir
savaş bu kez Sancak’ın kapısını çalabilir.
|