Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 18

ORTADOĞU: İsmail Haniye: "Haysiyet dolardan değerlidir" PDF Yazdır E-posta
Yazar Emrin Çebi   
AB ve ABD, göreve geldiği günden beri HAMAS Hükümeti’ne tavır alarak, İsrail’i tanımadığı ve saldırıların devam ettiği gerekçesiyle Filistin’e yaptıkları yardımları durduracaklarını belirterek ekonomik bir savaş başlattılar.

Filistin halkının HAMAS’tan yana kullandıkları özgür iradeleri, tecrit politikalarından sonra bu kez demokrasi savaşçıları tarafından açlıkla terbiyeye maruz bırakıldı. Filistin halkı İsrail’e karşı mücadele verirken şimdi Avrupa ve ABD’yi de karşısına aldı. Ya da başka bir deyişle bu devletler, yıllardır İsrail’in her türlü eziyete tabi tuttuğu Filistinlinin karşısına dikildi.

AB ve ABD, göreve geldiği günden beri HAMAS Hükümeti’ne tavır alarak, İsrail’i tanımadığı ve saldırıların devam ettiği gerekçesiyle Filistin’e yaptıkları yardımları durduracaklarını belirterek ekonomik bir savaş başlattılar. Hep tek gözü gören, tek dişi kalmış medeniyet canavarları Nisan ayından bu yana İsrail’in Gazze’deki saldırılarını gündeme taşımaya değer görmedi. ABD, İsrail’in Gazze’de başlattığı saldırılarını durdurması konusunda Nisan ayı başında Katar’ın BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği karar tasarısını veto etti ve böylece ABD’nin İsrail adına veto ettiği yüzlerce tasarıya bir yenisi daha eklenmiş oldu. Filistin’e uygulanan tecrit politikasından sonra ekonomik ambargo siyasetinin ya da eziyetinin bir diğer önemli gerekçesi de Filistin’in o güne kadar alınmış kararlara uymamış olmasıydı. Oysaki, BM bugüne kadar İsrail’in 100’den fazla kararı çiğnemesine göz yummuştu.

ABD ve AB’nin Filistin’e yaptıkları para yardımlarının kesilmesiyle 150 bin memurun maaşı ödenemedi. Bu durumun müsebbibi olarak, 1,7 milyar dolar açıkla teslim alınan bütçeden HAMAS hükümetinin sorumlu tutulmaya çalışılması da işin bir başka ilginç boyutu. BM ve BM’ye üye 25 Avrupa ülkesi de Filistin’e yaptıkları yıllık 615 milyon dolar yardımın yarısını askıya aldı. Kanada, Norveç ve diğer BM üyesi olmayan ülkeler de yardım fonlarını kesti. 1994’te Oslo Antlaşması’nda alınan kararları ihlal eden bir uygulama ile İsrail, Filistin’e 54 milyon dolarlık bir vergi kısıtlamasına gitti. Bunun üzerine yıllık bütçesi 1,9 milyar dolar olan ve bu bütçenin 1,3 milyarını dış ülkelerden gelen yardımlarla sağlayan Filistin’in yeni hükümeti, başta Müslüman ülkeler olmak üzere bir dizi ziyaretlere başladı.

İran’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kudüs ve Filistin Halkına Destek Konferansı sonrasında İran, Filistin’e ayda 50 milyon dolar yardımda bulunma taahhüdünde bulundu. Suudi Hükümeti ise 92,4 milyon dolar yardım sözü verdi. İran, Suudi Arabistan ve Katar’ın yardım taahhütleri sonrasında diğer Müslüman ülkelerde de Filistin için yardım seferberlikleri başlatıldı. Arap sivil toplum kuruluşları Filistin için yardım kampanyaları başlattı. Filistin’e destek kampanyası çerçevesinde Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika petrol zengini ülkelerin her ay bir günlük gelirlerini Filistin’e aktarma teklifinde bulundu. Ayrıca 56 Arap sivil organizasyonunun başlattığı kampanyaya OPEC ülkelerinin de destek olmasını önerdi. Filistin’de şu an acil olarak memur maaşlarının ödenebilmesi için aylık 117 milyon dolara ihtiyaç var. Bu rakam ise İslam dünyasının çok rahat karşılayabileceği bir meblağ.

Dünya devleri tarafından açlıkla tehdit edilen Filistin’in HAMAS Hükümeti’nin siyasileri, Müslümanları haysiyetlerini korumaya ve Asr-ı Saadette olduğu gibi yardımlaşmaya çağırarak ümmetin bir araya gelmesi için bir fırsat sundu. İran’daki konferansa katılan HAMAS’ın yasaklı lideri Halid Meşal, peygamber dönemine vurgu yaparak O’nun ve ashabının maruz bırakıldığı ekonomik ambargodaki gibi kendilerinin de bu problemi aşacaklarını bunun ise İslam dünyasının katkısıyla olacağını belirtti.

Filistin davası yıllardır dünyada güçlüler ve zayıflar olmak üzere iki farklı uluslararası hukukun varlığını ispatlıyor. Bir yanda kararlara uymadığı gerekçesiyle Filistin’e uygulanan tecrit politikaları ve ekonomik ambargolar, diğer yanda çoluk çocuk demeden Filistin halkını kırıp geçiren İsrail’e vetolarla “devam et” yetkisi. İsrail’in BM kararlarını takmaması mevcut düzende onun uluslararası hukukun da üzerinde yer aldığının bir göstergesi.

Filistin Başbakanı İsmail Haniye, 14 Nisan’da Cebeliye kampının en büyük camisinde halka seslenişinde, sadece zeytin yemek zorunda kalsalar bile davalarından vazgeçmeyecekleri mesajını verdi. Filistin halkının hür iradesi HAMAS lideri Haniye’nin bu sözleri belki de bu kadar dışa ya da dış güçlere bağımlı hale getirilen Filistin’in, üzerine yemin edilen zeytinle hayat bulacağının müjdesiydi. Bu zeytinlerin tutunduğu dallar olan İslam ülkeleri için zaman Filistin’i yeniden kazanma zamanıdır.

 

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*
Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...