|
AB
ve ABD, göreve geldiği günden beri HAMAS Hükümeti’ne tavır alarak,
İsrail’i tanımadığı ve saldırıların devam ettiği gerekçesiyle
Filistin’e yaptıkları yardımları durduracaklarını belirterek ekonomik
bir savaş başlattılar.
Filistin halkının HAMAS’tan yana kullandıkları özgür iradeleri,
tecrit politikalarından sonra bu kez demokrasi savaşçıları tarafından
açlıkla terbiyeye maruz bırakıldı. Filistin halkı İsrail’e karşı
mücadele verirken şimdi Avrupa ve ABD’yi de karşısına aldı. Ya da başka
bir deyişle bu devletler, yıllardır İsrail’in her türlü eziyete tabi
tuttuğu Filistinlinin karşısına dikildi.
AB ve ABD, göreve geldiği günden beri HAMAS Hükümeti’ne tavır
alarak, İsrail’i tanımadığı ve saldırıların devam ettiği gerekçesiyle
Filistin’e yaptıkları yardımları durduracaklarını belirterek ekonomik
bir savaş başlattılar. Hep tek gözü gören, tek dişi kalmış medeniyet
canavarları Nisan ayından bu yana İsrail’in Gazze’deki saldırılarını
gündeme taşımaya değer görmedi. ABD, İsrail’in Gazze’de başlattığı
saldırılarını durdurması konusunda Nisan ayı başında Katar’ın BM
Güvenlik Konseyi’ne verdiği karar tasarısını veto etti ve böylece
ABD’nin İsrail adına veto ettiği yüzlerce tasarıya bir yenisi daha
eklenmiş oldu. Filistin’e uygulanan tecrit politikasından sonra
ekonomik ambargo siyasetinin ya da eziyetinin bir diğer önemli
gerekçesi de Filistin’in o güne kadar alınmış kararlara uymamış
olmasıydı. Oysaki, BM bugüne kadar İsrail’in 100’den fazla kararı
çiğnemesine göz yummuştu.
ABD ve AB’nin Filistin’e yaptıkları para yardımlarının kesilmesiyle
150 bin memurun maaşı ödenemedi. Bu durumun müsebbibi olarak, 1,7
milyar dolar açıkla teslim alınan bütçeden HAMAS hükümetinin sorumlu
tutulmaya çalışılması da işin bir başka ilginç boyutu. BM ve BM’ye üye
25 Avrupa ülkesi de Filistin’e yaptıkları yıllık 615 milyon dolar
yardımın yarısını askıya aldı. Kanada, Norveç ve diğer BM üyesi olmayan
ülkeler de yardım fonlarını kesti. 1994’te Oslo Antlaşması’nda alınan
kararları ihlal eden bir uygulama ile İsrail, Filistin’e 54 milyon
dolarlık bir vergi kısıtlamasına gitti. Bunun üzerine yıllık bütçesi
1,9 milyar dolar olan ve bu bütçenin 1,3 milyarını dış ülkelerden gelen
yardımlarla sağlayan Filistin’in yeni hükümeti, başta Müslüman ülkeler
olmak üzere bir dizi ziyaretlere başladı.
İran’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kudüs ve Filistin Halkına
Destek Konferansı sonrasında İran, Filistin’e ayda 50 milyon dolar
yardımda bulunma taahhüdünde bulundu. Suudi Hükümeti ise 92,4 milyon
dolar yardım sözü verdi. İran, Suudi Arabistan ve Katar’ın yardım
taahhütleri sonrasında diğer Müslüman ülkelerde de Filistin için yardım
seferberlikleri başlatıldı. Arap sivil toplum kuruluşları Filistin için
yardım kampanyaları başlattı. Filistin’e destek kampanyası çerçevesinde
Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika petrol zengini ülkelerin her
ay bir günlük gelirlerini Filistin’e aktarma teklifinde bulundu. Ayrıca
56 Arap sivil organizasyonunun başlattığı kampanyaya OPEC ülkelerinin
de destek olmasını önerdi. Filistin’de şu an acil olarak memur
maaşlarının ödenebilmesi için aylık 117 milyon dolara ihtiyaç var. Bu
rakam ise İslam dünyasının çok rahat karşılayabileceği bir meblağ.
Dünya devleri tarafından açlıkla tehdit edilen Filistin’in HAMAS
Hükümeti’nin siyasileri, Müslümanları haysiyetlerini korumaya ve Asr-ı
Saadette olduğu gibi yardımlaşmaya çağırarak ümmetin bir araya gelmesi
için bir fırsat sundu. İran’daki konferansa katılan HAMAS’ın yasaklı
lideri Halid Meşal, peygamber dönemine vurgu yaparak O’nun ve ashabının
maruz bırakıldığı ekonomik ambargodaki gibi kendilerinin de bu problemi
aşacaklarını bunun ise İslam dünyasının katkısıyla olacağını belirtti.
Filistin davası yıllardır dünyada güçlüler ve zayıflar olmak üzere
iki farklı uluslararası hukukun varlığını ispatlıyor. Bir yanda
kararlara uymadığı gerekçesiyle Filistin’e uygulanan tecrit
politikaları ve ekonomik ambargolar, diğer yanda çoluk çocuk demeden
Filistin halkını kırıp geçiren İsrail’e vetolarla “devam et” yetkisi.
İsrail’in BM kararlarını takmaması mevcut düzende onun uluslararası
hukukun da üzerinde yer aldığının bir göstergesi. Filistin Başbakanı İsmail Haniye, 14 Nisan’da Cebeliye kampının en
büyük camisinde halka seslenişinde, sadece zeytin yemek zorunda
kalsalar bile davalarından vazgeçmeyecekleri mesajını verdi. Filistin
halkının hür iradesi HAMAS lideri Haniye’nin bu sözleri belki de bu
kadar dışa ya da dış güçlere bağımlı hale getirilen Filistin’in,
üzerine yemin edilen zeytinle hayat bulacağının müjdesiydi. Bu
zeytinlerin tutunduğu dallar olan İslam ülkeleri için zaman Filistin’i
yeniden kazanma zamanıdır.
|