Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 17

Afrikada yaşanan bu felakete daha ne kadar kayıtsız kalabiliriz? PDF Yazdır E-posta
Yazar Fatma Tunç Yaşar   

Afrika kavruluyor! Zengin kaynaklarına inat Afrika can çekişiyor. Bir bardak su için yokluktan kurumuş bedenini kilometrelerce sürükleyen Afrikalı mahzun ve çaresiz. Milyonlar ölümü bekliyor Afrika’da.

Dünya kamuoyu ise hala üç maymunu oynuyor. Dünyanın en fakir kıtası olan Afrika’da 40 milyonun üzerinde insan kronik açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Her üç Afrikalıdan biri yetersiz besleniyor. Nüfusun yarısı günde bir dolardan daha az bir gelirle hayatını devam ettiriyor. Dünya Gıda Programı’nın açıklamasına göre dünyada tüm insanlara yetecek kadar üretim yapılıyor, ancak açlık sınırının altında yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor. Yerkürenin bir yüzündeki toplumlar yeryüzü kaynaklarını pervasızca tüketirken, diğer yüzündekilerin yaşadığı sefalet tablosu kaynakların paylaşımındaki adaletsizliği gözler önüne seriyor. Sanayileşmiş bir ülkede yaşayan sıradan bir insan bir Etiyopyalının yetmiş misli tüketiyor ve dünya acımasız bir tüketim kıyametine doğru yol alıyor.

Acaba gerçekten de söylendiği gibi bahtı kara mı kara kıta insanının? Modern asrın bilim, teknoloji ve refah döneminde acaba hala kara baht mı yaşıyorlar? Gerçekten hala açlık, kıtlık ve hastalıktan ölen insanlar mı var? Oysa Afrika’nın münbit toprakları, eşsiz doğal kaynakları ve yeraltı zenginlikleri yok muydu? Peki, o zaman bu sefalet niye? 

Sömürge döneminde uygulanan tarım politikaları halkın hem arazilerini kaybetmesine, hem de verimli toprakların yok olmasına neden oldu. Sömürgecilik sonrasında da bu problemlerin uzantısı olan yeni sorunlar Afrika kıtasını sefalete sürükledi. Sömürgecilik döneminde sosyo-politik dinamikler göz önünde bulundurulmadan cetvel ile çizilen haritalar, Afrika’nın bugüne dek uzanan sınır savaşlarına sahne olmasına neden oldu. Kabileler arası mücadeleler, iç savaşlar ve silahlı çatışmalara kötü yönetimler de eklenince Afrika, açlık problemi ile tek başına baş edemez duruma geldi, ancak bu kez kaderine terk edildi. Kısaca, Afrika’nın sahip olduğu altın, elmas, gümüş gibi değerli yeraltı kaynakları paradoksal olarak kıtayı fakir bıraktı.

Afrika’da açlık sorununun yaygınlaşarak artmasında hiç şüphesiz gelişmiş ülkelerin yardım politikaları önemli rol oynuyor. Gelişmiş ülkelerin bütçelerinden ayırdıkları yardım oranları 1960 yılından bu yana yarı yarıya düşmüş durumda. Gelişmiş ülkeler gelirleri arttıkça yardım fonlarını daha da küçültüyor. 2005 yılında Blair öncülüğünde toplanan G–8 ülkelerinin Afrika’nın en fakir ülkelerinin borçlarını silme girişimi olumlu bir adım gibi gözükmüştü. Ancak, bu girişimin dünya silah ihracatında %80’lik bir paya sahip G–8 ülkelerinden gelmesi başlı başına bir tezattı. Çünkü bu silah ihracatının önemli bir kısmı fakir ve istikrarsız Afrika ülkelerine yapılıyor. Diktatörlerin, baskıcı rejimlerin ve çocukların eline geçen bu silahlar nedeniyle her yıl binlerce insan ölüyor, yaralanıyor, sakat kalıyor ya da yerinden ediliyor.

Öte yandan G–8 ülkeleri tıpkı bir zamanlar ‘medeniyet götürme’ bahanesiyle gerçekleştirdikleri işgal gibi, Afrikalıların borçlarını silmeyi bazı koşullara bağlıyorlar. İçeriği tam olarak açıklanmayan, ancak yönetim reformu olarak ilan edilen bu koşulların gelecekte Afrika kıtasını Batı’ya daha da bağımlı hale getireceği aşikar. Nitekim, böyle bir koşul, her ülkenin kendi gelişme önceliklerini ve stratejilerini belirleme hakkına sahip olduğu gerçeğini göz ardı ediyor ve Afrika ülkelerinin yönetimini belirleme hakkını yine Batılılara veriyor. Yine de G-8’in siyasal ve ekonomik bağımlılığı beraberinde getiren borç silme girişimi için henüz somut bir adım atılmış değil.

Şimdi Afrika yeni bir kuraklık dalgasının etkisi altında. Doğu Afrika ülkeleri son 50 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Özellikle Somali, Etiyopya, Kenya, Eritre, Tanzanya ve Burundi’de de etkisini gösteren kuraklık binlerce insanın yaşamını tehdit ediyor. Susuzluk ve açlık nedeniyle ölümlerin başladığı Somali’de insanlar su bulabilmek için kilometrelerce yürüyorlar. Ancak, sınırlı miktardaki sudan, ihtiyaçları kadar satın alabilmeleri için bir günlük gelirlerinden daha fazlasını vermeleri gerekiyor. Çoğu kişinin ise zaten belli bir geliri yok. 40 derece sıcaklıkta yeme, içme ve yemek pişirme gibi ihtiyaçlarını sadece üç bardak suyla karşılamak zorundalar. Onu da bulamayanlar ise idrarlarını içerek hayatta kalmaya çalışıyor. Kenya’da da kuraklık nedeniyle çiftlik hayvanlarının %70’i susuzluktan telef olmuş durumda. Dünya Meteoroloji Kurumu Nisan’a kadar Doğu Afrika’nın kuraklığın kıskacında kalacağını belirtiyor. BM’nin raporuna göre, bölgeye derhal yardım ulaştırılmazsa 11 milyon insanın hayatı tehlike altında ve 700 bin insan açlıktan ölmek üzere. İnsanların bir bardak su için kilometrelerce yürüdüğü, bir pirinç tanesine onlarca elin uzandığı Afrika’da yaşanan bu felakete daha ne kadar kayıtsız kalabiliriz?

 

Sayı 45

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....