Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 17

ORTADOĞU: Vuracak, vurmayacak, vuracak&! PDF Yazdır E-posta
Yazar Emre Yıldırım   
BM Güvenlik Konseyi’nde İran için bir ambargo süreci başlatılması tartışılıyor. Ancak asıl gündem ABD ya da İsrail’in İran’ı vurma planları.

1970’li yılların başında Almanların öncülüğünde başlayan İran’ın nükleer çalışmaları 1974’te ilk nükleer tesis kurulması ile geri dönülemez bir yola girmişti. Şah döneminde ABD ve Avrupa ülkeleri ile ortak anlaşmalar çerçevesinde 20 nükleer santral kurulması ve nükleer teknoloji transferi konusunda işbirliğine başlanmıştı bile.

İslam devriminden sonra bu teknoloji transferi durdu. Çalışmalarını bir süre askıya almak zorunda kalan İran, söz konusu teknolojiyi elde etmek amacıyla 1992 yılında Rusya ile anlaşma imzalayıp çalışmalara yeniden başladı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 2003 yılındaki denetlemelerinde nükleer silah yapımında kullanılan radyoaktif atıklar bulduğunu ve İran’ın 18 yıldır gizli biçimde bomba yapımı için çalıştığını açıkladı. Ancak bu açıklamanın daha sonra yanlış olduğu belirtilse de istenen olmuş, İran konusunda Batı kamuoyunda bir güvensizlik oluşturulmuştu.

Hukuki olarak, uluslararası hukuk ve anlaşmalara göre İran’ın uranyum zenginleştirmesi konusunda hiçbir engelleyici hüküm bulunmuyor. Ancak Batılı ülkelerin güvensizliği ve İran gibi Batı karşıtı bir rejimin bu maddeleri nükleer bomba yapımında kullanması korkusu, Batılıların kriz çıkarmasına yetti. 2005 Temmuz’unda meseleyi Güvenlik Konseyi’ne sevk tehdidi ile başlayan süreç, 16 Ocak ve 2 Şubat 2006 tarihlerindeki toplantılardan sonra BM gündemine taşınmış oldu. BM Güvenlik Konseyi’nde İran için bir ambargo süreci başlatılması tartışılıyor. Ancak asıl gündem ABD ya da İsrail’in İran’ı vurma planları.

ABD yönetimi, BM’den İran’ı zayıflatmaya yönelik bir sonuç çıkmayacağının farkında. Zira bu kararların çıkması için Çin ve Rusya’nın ikna edilmesi gerekiyor. Bu iki ülkenin İran ile milyarlarca dolarlık ticaret ilişkisi bulunuyor. İran’ın elinde hali hazırda İsrail’i vurabilecek 3000 kilometre menzilli füze teknolojisi bulunmaktadır. Ne ABD ne de İsrail, Şihab-3 adıyla denemeleri başarılı olan füzelerin İsrail’e ulaşması riskini göze alamayacaklardır.

İran’a yönelik olası askeri tehditler, Arap ülkelerince çekimserlikle karşılanmaktadır. Atom Enerjisi Ajansı üyesi olan Arap ülkelerinin İran aleyhine yapılan oylamalarda çekimser oy kullanmaları dikkat çekicidir. İsrail’in son iki yıldır tehditlerini sürekli artırması, hatta ABD’den 5000 adet Bunkerbaster bombası ısmarlaması dahi bugünden yarına bir saldırı olacağı anlamına gelmiyor. İsrail ve BM Güvenlik Konseyi’nden karar çıkmadan ABD’nin İran’a saldırması neredeyse imkansız gibi görünüyor.

 

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLAR
Başımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...