Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 16

AVRUPA: Carlyle ile Dante açısı PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Özcan   
Son zamanlarda Avrupa sağının birinci derecede meşguliyeti İslam düşmanlığı olmuştur. Hatta Yahudi düşmanlığının yerini İslam düşmanlığı almıştır.

Danimarka’da baş gösteren ve daha sonra yaygınlaşan karikatür krizi Batı içindeki iki farklı çizgiyi yeniden görmemizi sağladı. Batı’da iki kalın çizgi ve bu çizgilerin müteaddit tonları var. Birinci çizgi, Carlyle’ın temsil ettiği saygı ve hürmet çizgisidir. Bu çizginin taraftarları daha derin ve daha sakin. Dünya daha ziyade kışkırtıcıları ve Haçlı tamtamlarını duysa da böyle bir çizgi de var. Ötekinin fikirlerini kabul etmese bile ihtiram çizgisidir. Diğeri de ötekini tahkir ve tezyif çizgisidir. Bu iki çizgi yer yer birbiriyle çatışmakta ve çarpışmaktadır. Vulgarize ederek söyleyecek olursak bu çizgilerden birisini İngiliz daha doğrusu İskoç asıllı Carlyle diğerini de İtalyan Dante temsil ediyor. İki çizginin de bir hayli muakkipleri var.

Dante’nin çizgisini ele alacak olursak, bu çizgi İslam’ı ve onun yüce Peygamberini cehennemin derinliklerine gönderir. Ebu’l Ala el-Maarri’nin Risaletu’l Gufran’dan, kimilerince de Muhyiddin Arabi’nin kitaplarından, diğer bazılarınca da Miraç’dan mülhem veya ona bir tahkiye ve öykünme olan İlahi Komedya adlı eserinin Cehennem kitabının Yirmi Sekizinci Kanto’sunda, Sekizinci dairesine bozguncu ve hileci olarak Hazreti Peygamberi ve sevgili damadı Hazreti Ali’yi yerleştirir. Ortaçağ’da Batılının zihninde ve zihniyetinde Hazreti Peygamberin mevkii budur. Ona daima ‘sahtekar’ nazarıyla bakmışlar ve tebcil ve hürmet yerine tahkiri esas almışlardır. Kimi onu Buhayra’nın şakirdi kimi Arius’un bir devamı olarak görmüş ve getirdiği ilkeleri sapma olarak nitelendirmiştir.

Kilise ile reformistler arasındaki iç kavga sırasında İslam’a nisbi bir itibar gösterilmiştir. Akabinde, Batı geliştikçe ve İslam dünyası da geri kaldıkça Müslümanlara gıpta etmek yerine kendilerini üstün görmeye başlamışlardır. Bu üstün görmeyle birlikte de Müslümanlara üstten bakışı yeğlemişlerdir. Taassup mahiyet değiştirmiştir. Hasedin ve aşağılık kompleksinin yerini kin, nefret ve aşağılama, tahkir ve karalama almıştır. Bunun en tipik misallerinden birisi Renan’dır. İslamiyetin terakkiye mani bir din olduğunu savunmuştur.     

Aydınlanma çağında Batılı aydınlar arasında genel olarak dine ve özel olarak da İslamiyete bir husumet belirmiştir. Bu durum dini reform döneminde daha farklı idi. Volter gibi kimi filozoflar hem Hıristiyanlığa hem de özellikle İslamiyete karşı aleyhte kampanyalar yürütmüşlerdi. Batı’daki bu hakaret çizgisi bazen tezyif ve karalama kampanyaları sureti kazanıyor. Özellikle son yıllarda Fransa’da öne çıkan isimlerden birisi hayvan hakları savunucularından aktrist Brigitte Bardot idi. İtalyan gazeteci Oriana Fallaci de ona özendi ve bütün hayatını İslama hakarete adadı. Fareler gibi üreyen Müslümanların Batı’yı ele geçireceklerini ileri sürdü. Aynı mekanda ve New York’ta ikamet eden Selman Rüşdü’yü de unutmamak lazım. İskender Bey gibi Batı nezdindeki önemini İslam’a sataşmasından aldı. Batı’da İslam’a sataşmak genellikle prim yapıyor. İslamfobisi denilen İslam düşmanlığı meselesine bazı Batılı devlet adamları da bulaştılar. Aznar, Berlusconi, Rasmussen bunlardan bazıları. Berlusconi 11 Eylül’den sonra Bush’a özenerek Batı medeniyetinin İslam medeniyetinden üstün olduğunu gevelemişti. Aznar ise Müslümanları terör ile eşitliyor ve NATO’nun devreye sokulmasını talep ediyor. Rasmussen ise Hollanda’yı saran krizi ülkesine transfer etmiş oldu ve Ayan H. Ali ve öldürülen Theo van Gogh’un hazırlamış olduğu İtaat adlı İslamiyete hakaret içeren filme ödül verdi. Ve Berlusconi’nin istifa eden bakanı Roberto Calderoli de İngiliz ırkçı parti mensupları gibi karikatürleri t-shirt yaptırarak üzerine giymeyi ve bu suretle Müslümanlara hakaret etmeyi ve düşmanlıklarını celbetmeyi marifet saymıştır.       

Son zamanlarda Avrupa sağının birinci derecede meşguliyeti İslam düşmanlığı olmuştur. Hatta Yahudi düşmanlığının yerini İslam düşmanlığı almıştır. Yahudi aleyhtarlığı kanun kapsamında yasak addedilirken İslam’a karşı atış serbesttir. Karikatürler gibi İslam düşmanlığı Avrupa’yı turlamaktadır. Diyalog, hoşgörü ve çok kültürlü toplum kavramlarından bahseden Avrupa’ya nazar değdi. Artık çok kültürlülük onları açmıyor ve bağlamıyor. Aslında söyledikleri kandırmacadan ibaretti. Entegrasyon ve çok kültürlülük derken kastettikleri asimilasyondu. Soğuk Savaş sonrası değişen siyasi ve ekonomik tablo ile birlikte ağızlarındaki baklayı da çıkardılar. Dante’ye varıp dayanan menhus damar karikatürler aracılığıyla yine depreşti. Karikatürlerden birinin sahibi Kurt Westergaard hiçbir pişmanlık duymadığını, İslam’ın terörizme manevi mühimmat ve cephane temin ettiğini söylüyor. Danimarka Halk Partisi Lideri Pia Kjaersgaard da şöyle diyor, “Müslümanlar içimizdeki düşman. Danimarka’nın Truva atı, bir tür mafya.” Halbuki Danimarka’nın bu aymaz tavrı Batı ile Doğu’yu yeniden karşı karşıya getirmiştir. Batı-Doğu kamplaşması yeniden nüksetmiştir.

 

 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

DÜNYA GÜNDEMİ; Çok katilli ve çok ölümlü beynelmilel bir oyun: Srebrenitsa
Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı önemli kılan hususlar; zamanlama, teorik planlamanın kusursuz işleyişi, uygulamadaki sürat ve yapılanlara BM’nin bizzat eşlik etmesidir....

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...


ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...