|
GÜNEY ASYA: Malezyalı Müslümanlar azınlıkların baskısı altında |
|
|
|
|
Yazar Emrin ÇEBİ
|
|
Malezya’da İslam dinini seçen ve kendi toplumlarından
dışlanılmakla karşı karşıya kalan birçok Hindu ve Budist, genelde bu
özgür tercihlerini saklı tutuyor.
Yıllardır üç farklı dini ve etnik grubu bünyesinde barış içerisinde
barındırma konusunda birçok devlete örnek teşkil eden Malezya, ülkedeki
azınlıkların ayaklanmasına neden olan bir cenaze merasimiyle gündemde.
Malezya’nın Everest’e tırmanan ilk dağcısı olarak bilinen ve 20
Aralık’ta ölen M. Moorthy’nin Hindu eşi, geçen yıl Müslüman olan
kocasının Hindu adetlerine göre gömülmesi talebiyle yüksek mahkemeye
başvurmuştu. Fakat Yüksek Mahkeme, böyle bir karar alamayacağını
açıklayınca, Malezya’daki bazı azınlık kuruluşları, ülkede sadece
Müslümanlara uygulanan Şerî hükümlerin kaldırılmasını ve tamamen
seküler bir sisteme geçilmesi gerektiğini savunmaya başladı.
Nüfusun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkede, 24 milyon
nüfusun %7’sini Hindular, %24’ünü de Çinliler oluşturuyor. Ülkede,
Malay vatandaşlara tanınan tüm haklar bu azınlıklara da büyük ölçüde
tanınıyor. Çinli ve Hintlilerin dini günleri ülkede resmi tatil
uygulamasına tabi tutuluyor. Avrupa ülkelerinde bile uygulamada olmayan
bu durum, Malezya’nın çoğulcu yapısını bugüne dek korumasında büyük rol
oynamıştı. Fakat bu son olayla ülkedeki azınlıklar, öncesinde bir Hindu
olan ve Müslüman olarak ölen bu kişinin, Hindu adetlerine göre
gömülmemesini hak ihlali olarak lanse ederek yıllardır barış ve huzur
ortamını korumayı hedefleyen Malezya yönetimini karşılarına aldılar.
Olayın özüne inildiğinde ise kimin haksızlığa uğradığı ve kimlerin
bu haksızlığa neden olduğu gayet aşikar. Kast sistemi gibi insanları en
katı şekilde sınıflandıran Hinduizm’in bu yanına vurgu yapılacağı
yerde, barış ve adaleti düstur edinen İslam kuralları masaya
yatırılıyor. Müslüman olarak ölen bu kişinin mensup olduğu dinin
adetlerine göre gömülmesinin en doğal hakkı olduğu göz ardı ediliyor ve
haksızlık olarak lanse edilen bu durum, ülkede aile hukukunu düzenleyen
İslam mahkemelerinin kaldırılması talebiyle tüm Müslümanları hedef
alıyor. Malezya’da İslam dinini seçen ve kendi toplumlarından dışlanılmakla
karşı karşıya kalan birçok Hindu ve Budist, genelde bu özgür
tercihlerini saklı tutuyor. 1991’de aynı gerekçeyle gündeme gelen Çinli
Lee Siew Kee’nin 1973’te Müslüman oluşu, vefat edene kadar ortaya
çıkmamıştı. Toplumlarından tecrit edilme korkusuyla din
değiştirdiklerini açıklamaktan çekinen bu insanların tek başvuru mercii
olan İslam mahkemeleri ise bu son olayla Hindu ve Budist azınlıkların
hedefi haline geldi.
|
|
Sayı 44
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın
düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi
sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur... Kısa - Kısa150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz... MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLARBaşımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü
Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yamanİslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt... 44. Sayı SunuşDeğerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...
|