Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 15

BALKANLAR: Rugova sonrası Kosovayı neler bekliyor? PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat YILMAZ   
Rugova şiddet karşıtı bir lider olarak öncelikle Kosova’nın sorunlarının uluslararası arenaya taşınması ve bu şekilde çözülmesi gerektiğini iddia etmekteydi ve “Gandici” pasif direniş mantığını benimsemişti.

2006 yılı Balkan coğrafyası için oldukça hararetli geçecek gibi görünüyor. 1998–99 Kosova savaşının ardından uluslararası denetime giren bölgede statü görüşmelerinin başlamasından başka, Karadağ’ın bağımsızlık referandumunun da bu sene içerisinde (Nisan) yapılacak olması Sancak, Voyvodina ve Bosna-Hersek’i yeniden harekete geçirecek sonuçlar doğuracak şüphesiz. Fakat Kosova görüşmelerinin başlamasına ramak kala Kosova Devlet Başkanı İbrahim Rugova’nın akciğer kanseri nedeniyle ölümü, görüşmelerin nereye varacağı noktasında soru işaretlerine neden olmuş durumda.

İkinci Dünya Savaşı’nın tüm dünya ile birlikte Balkanları da kasıp kavurduğu bir dönemde dünyaya gelen İbrahim Rugova, Yugoslavya’nın harcı olarak kabul edilen Tito’nun hayatını kaybettiği 1980 sonrasında Kosova’da adını duyurmaya başladı. 80’li yılların ortasından itibaren Balkanlar’da esen Miloşeviç rüzgarının Kosova’ya vurmaya başlamasıyla birlikte de Rugova, bu coğrafyada belirleyici hareketlerin en başındaki isim olarak sivrildi. Aslen bir edebiyatçı olan ve Kosova Yazarlar Birliği’nin başkanı olan Rugova, Kosova’nın özerkliğinin elinden alındığı 1989 yılında Kosova Demokratik Birliği (LDK) ile siyasi hayatına başladı. LDK’nın temelde amacı, Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılması için gerekli altyapıyı hazırlamaktı. Ve bunun ilk yolu da Kosova’yı diğer federal cumhuriyetlerle aynı noktaya getirmekten geçiyordu. Bunun için Kosova, 2 Temmuz 1990’da “Yugoslavya Federasyonu çerçevesinde eşit ve bağımsız bir bütün” ilan edildi ve 7 Eylül’de de Kosova anayasası kabul edildi. Bu şekilde Rugova liderliğinde oluşturulacak “paralel devletin” ilk tohumları da atılmış oldu.

Rugova şiddet karşıtı bir lider olarak öncelikle Kosova’nın sorunlarının uluslararası arenaya taşınması ve bu şekilde çözülmesi gerektiğini iddia etmekteydi ve “Gandici” pasif direniş mantığını benimsemişti. Fakat işlerinden atılan yüz binler, eğitim ve sağlık alanındaki ciddi aksaklıklar, Sırbistan’ın Kosovalı halka yaptığı fiili baskı ve yıldırma politikalarıyla birleşince bu coğrafya Arnavutlar için yaşanmaz oldu. Derken Yugoslavya’da savaşın patlak vermesiyle birlikte Kosova’nın bağımsızlık umutları da güçlenmeye başladı. Arnavutlar Dayton Anlaşması’ndan Kosova’nın hukuki statüsüyle ilgili bir açılım umuyorlardı. Fakat Miloşeviç’in Kosova’nın anlaşmada gündeme gelmemesi şartını koşmasıyla mesele gündeme alınmadı. Bu durum Rugova’nın uzun yıllardır devam eden Gandici politikasının bir anlamda iflasıydı. İşte böyle bir zamanda Rugova’nın asla tasvip etmediği ve hatta “Sırp istihbaratının oyunu” olarak nitelendirdiği Kosova Kurtuluş Ordusu (KKO) Arnavut gündeminde yer etmeye başladı. 1998 savaşıyla birlikte de KKO artık uluslararası camia tarafından da kabul edildi. Fakat bu durum Rugova’nın KKO ile olan soğuk savaşını dindirmedi.

Rugova, Batı yanlısı bir liderdi ve onun barışçı ve şiddetten uzak politikaları Bosna’da iflas eden Batı için bulunmaz bir fırsattı. Batı bu şekilde kendi isteklerine uygun politikaları rahatça yürütebilecekleri, bir anlamda “söz dinleyen” bir liderle çalışmayı uygun görmekteydi. Rugova’nın tekrar cumhurbaşkanı seçilmesi ve partisinin parlamento seçimleriyle yerel seçimlerdeki başarıları da bunu perçinledi. 1996’dan beri fiili olarak bölgede bulunan ABD, Rugova ile uyumlu bir çalışma içerisindeydi ve BM Kosova Misyonu UNMIK’in negatif birçok karar ve eylemine rağmen Kosovalı karar vericilerin birçoğu da çözümün Batı merkezli politikalardan geleceğini ummaktaydı. Bu noktada “Batı’ya rağmen biz ne yapabiliriz ki?” düşünce ve zihniyeti de ağırlık kazanmaktaydı.

Geldiğimiz noktada 16 senedir fiili olarak Kosova’nın başında bulunan bir ismin bugün olmaması, büyük bir açığı da beraberinde getirmekte. Zira bugün Kosova’nın siyaset arenasına göz attığımızda, bağımsızlığın hemen eşiğinde bulunan bölgenin ağırlığını taşıyabilecek yetenek ve kapasitede bir liderin olmadığını görmekteyiz. Sırbistan’la görüşmeler ateşten bir gömlek iken ve bu sorumluluğu kimin üstleneceği bugün için belirsizken, %95’i Müslüman olan Kosova’da İbrahim Rugova gibi yine Hıristiyan bir liderin devlet başkanı olması pek uygun karşılanmayacak. Arnavutlar İbrahim Rugova’ya bağımsızlık yolunda attığı adımlardan dolayı teşekkür etmekle birlikte kendilerini temsil edebilecek Müslüman bir liderle yollarına devam etmek istiyorlar. Bu noktada Haşim Taçi ve Ramuş Haradinay’a eski KKO geçmişlerinden dolayı sıcak bakılmazken, Rugova’nın yerine  geçici olarak getirilen Meclis Başkanı Necat Datsi ve Başbakan Kosumi de Kosova’yı bekleyen zor süreç dikkate alındığında tecrübesizlikleri nedeniyle yetersiz görülüyor. Fakat tüm bu veriler bir yana Kosova’nın statüsü için karar verici konumunda olan ABD, AB, Temas Grubu gibi uluslararası devlerin yer aldığı topluluk, öncelikle kendi sunacağı çözüm önerisini sindirebilecek ve karşı duruş sergilemeyecek bir lideri tercih edecektir. Bu bağlamda Kosova’dan çok Batı’nın istediği bir lider yaratılabilir. 

 

 

 

Sayı 44

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

44. Sayı Sunuş
Değerli okurlar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, faaliyetlerinin önemli bir kısmının hasredildiği mülteciler; yaşadığımız dünyanın karşı karşıya kaldığı en temel insani mese...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...