|
20 Ocak, Yanvar Katliamı’nın, yani 30 bin kişilik Rus ordusunun
Bakü sokaklarına gece yarısı tanklarla girdiği ve Azerileri acımasızca
katlettiği kanlı günün yıldönümüydü. 25-26 Şubat ise daha acımasız bir
katliamın, Hocalı Katliamı’nın yıldönümü...
Yıl, SSCB’nin dağılma sürecine girdiği ve birlik bünyesindeki diğer
milletlerle birlikte Azerilerin de yeni bir döneme adım attığı 1990.
Komünist Partisi’ne muhalif teşkilatlar kurulmakta, diğer bölge
halkları gibi Azeriler de bağımsızlık ümidiyle Azerbaycan Halk Cephesi
önderliğinde bir araya gelmekteydi. Artık Azerilerin gayesi, 1917
Bolşevik Devrimi’nin ardından iki yıl gibi kısa bir süre için
yaşadıkları ancak ellerinden alınan bağımsızlıklarına tekrar
kavuşmaktı.
Bağımsızlık ruhunu kamçılayan en önemli etken ise Ermenilerin bu
dönemde hız kazanan faaliyetleri oldu. Azerbaycan topraklarında bulunan
Dağlık Karabağ’da Azerilerle birlikte yaşayan, ancak Rusların iskan
politikaları nedeniyle çoğunluğu oluşturan Ermeniler, SSCB’nin
dağılmasının hemen ardından faaliyete geçerek Ağustos 1987’de
Ermenistan’a katılmak için Moskova’ya başvurdular. Rus yönetimi, Dağlık
Karabağ’ın Ermenistan topraklarına dahil edilmesinden söz etmeye
başladı. Dağlık Karabağ’da Ermenilerce gösteriler düzenleniyor,
Azerilere yönelik saldırılar gerçekleştiriliyordu. Azeriler bölgeden
göç etmeye mecbur kaldılar. Azerbaycan’da da “Ermeniler Azerbaycan’dan
dışarı!” sloganlarıyla gösteriler düzenlendi, Ermeniler de Bakü’yü terk
etmeye başladılar.
Azerbaycan’daki bağımsızlık yanlısı hareketten zaten rahatsız olan
Rusya, Ermenileri korumak bahanesiyle 20 Ocak günü tanklarla Bakü’ye
girdi. Resmi kaynaklara göre 143 kişi tankların altında ezilerek ya da
Rus askerlerinin kurşunlarına hedef olarak hayatını kaybetti. Gayri
resmi kaynakların verdiği ölü sayısı ise 170 ila 600 arasında
değişiyor. Yanvar Katliamı, dünya kamuoyunda bir ‘iç mesele’ olarak
görüldü ve tepki gösterilmedi. Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini
acıyla gölgeleyen katliam, ne yazık ki yaklaşmakta olan savaşın ve daha
acımasız bir katliamın, Hocalı Katliamı’nın habercisi oldu.
Olayların ardından Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar
Dağlık Karabağ’a yerleştirilirken, Rus yönetimi yayımladığı bir
kanunla, kanunsuz olarak bulundurulan silahlara el konmasını sağladı.
Dağlık Karabağ’da bulunan Azerilerin av için olanlar da dahil olmak
üzere bütün silahlarına Rus askerleri tarafından el kondu. Yıl sonuna
doğru bölgede yaşayan Azerilere yönelik saldırılar, yol kesme ve otobüs
baskınları gibi eylemler iyice arttı. 186 bin Azeri, can güvenliği
nedeniyle evini terk ederek Azerbaycan’a göç etmek zorunda kaldı. Ekim
1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirildi.
Katliam, 25-26 Şubat’ta Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince
gerçekleştirildi. 10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında 3,000
Azeri bulunmaktaydı. Resmi rakamlara göre katledilen Azerilerin sayısı
613 olmakla birlikte, tanık bir gazetecinin anlattıkları gerçekleri
hiçbir söze mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor:
“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım.
Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1,300
Azerbaycan Türkü’nün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya
duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi
ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan
gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni
bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar,
çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi
başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise
kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki
ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. Hocalı ile Agdam arasındaki
12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”
Kadın, çocuk, yaşlı denmeksizin insanların katledildiği Hocalı’da
700’ün üzerinde çocuk yetim kaldı. Hocalı’da yaşayan ve saldırılarda
evleri yakılan Ahıska Türkleri de yanarak can verdi. Silahsız
sivillerin katledildiği Yanvar ve Hocalı katliamları, Azerbaycan’ın
bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz acıları olarak tarihin sayfalarında
yerini aldı. Olayların yerinden ederek evsiz bıraktığı Azeriler;
Bakü’de çadırlarda, barakalarda, yük vagonlarında yaşam mücadelesini
sürdürüyorlar. Dünyanın duymadığı sessiz çığlıklar, Azerbaycan halkının
kulaklarında yankılanmaya devam edecek.
|