Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 14

AMERİKA: ABD: Sınır tanımayan işkence PDF Yazdır E-posta
Yazar Fatma Tunç Yaşar   
Ebu Gureyb, Guantanamo ve şimdi de işkencede sınır tanımayan CIA uçaklarıyla adı ihlaller ile özdeşleşen ABD, nasıl oluyor da insan hakları adına binlerce insanın en temel insani hakkı olan yaşam hakkını bu kadar pervasızca ihlal edebiliyor?

İnsan hakları ihlalleri gerekçesiyle, başta Ortadoğu olmak üzere, üçüncü dünya ülkelerine yönelik her türlü saldırıyı, ambargoyu ve baskıyı meşru gören ABD, yeni bir işkence skandalı ile gündemde. Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’nın doğu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde gizli hapishaneler kurduğu ve burada akla hayale gelmeyen işkenceler uyguladığı iddia ediliyor. İddialara göre Amerikan ajanları; Avrupa, Afrika, Asya ve Ortadoğu’da gerçekleştirdikleri operasyonlarla şüphelileri kaçırıyor ve CIA uçakları ile bu gizli merkezlere götürüyor.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 10 Aralık ‘Dünya İnsan Hakları Günü’ münasebetiyle yaptığı açıklamada, “İşkence terörle mücadelenin asla bir aracı olamaz. İşkencenin kendisi bir terör aracıdır.” dese de, ABD Dışişleri Bakanı Rice, işkence ve kötü muamelenin engellenmesinin her zaman mümkün olmadığını savunuyor.

Önde gelen insan hakları örgütlerinden Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü ise, CIA’nın Avrupa’da gizli cezaevleri bulunduğu konusunda ısrarlı. Her iki örgüt de Polonya’nın, Avrupa’daki gizli cezaevlerinin merkezi konumunda olduğunu, Romanya’nın ise terör şüphelilerinin transferinde kullandığını iddia ediyor.

ABD yönetiminden iddialara yönelik henüz tatmin edici bir açıklama gelmezken, bu gizli hapishanelerde işkence görenlerin yaptıkları açıklamalar iddiaları destekliyor. Gizli cezaevlerinde işkence gördüğünü öne süren Lübnan asıllı Alman vatandaşı Halid El-Masri, ABD Hükümeti’ne dava açtı. 2003 yılı sonunda tatil için Makedonya’ya giderken sınırda tutuklandığını ve işkenceye maruz kaldığını söyleyen Masri,  bir otel odasında üç hafta boyunca alıkonulup maskeli kişilerce sorgulandıktan sonra, elleri ve ayakları bağlanarak, uçakla Afganistan’a götürüldüğünü ve sonra yine uçakla Arnavutluk’a götürülerek, ücra bir yol üzerinde bırakıldığını ifade etti.

Suriye asıllı Kanada vatandaşı Mahir Arar’ın da buna çok benzer bir hikayesi var. Arar, 2002 yılında John F. Kennedy Havaalanı’nda tutuklandığını ve bir jet ile önce Ürdün’e, ardından Suriye’ye gönderildiğini ve orada yoğun işkence gördüğünü söylüyor. İşkence ile suçlamaları kabul etmeye zorlanan Arar, 2003’te serbest bırakıldıktan sonra, Masri gibi ABD’ye dava açtı. El-Cezire Televizyonu’nun görüştüğü Hişam Abdurrahman ise İran’da yakalandığını ve Kandahar’a götürüldüğünü, ardından Guantanamo’ya sevk edildiğini ve burada kendisine işkence edildiğini söylüyor. Abdurrahman, bir Amerikan askerinin Kur’an’ı parçalara ayırıp yere attığını, ardından çiğnediğini, bir başkasının da Kur’an sayfalarını tuvalete attığını ifade ediyor. 

ABD’nin sınırları dışında hiçbir delile dayanmaksızın tutukladığı ve gizli cezaevlerinde işkenceye maruz bıraktığı tutukluların tamamına yakınının Müslümanlardan ve Arap ülkelerinden olması dikkat çekici. El-Kuds El-Arabi gazetesinde yer alan makalesinde Abdulbari Atvan, ABD yönetimini elinde bulunduran neoconları, çatışmalarda öldürülen her bir Romalı askere karşılık 400 düşman erkeğin idamını öngören bir yasa çıkaran Romalılara benzetiyor.  Atvan, hali hazırda Irak ve Afganistan’da yürütülen ve yakında Suriye ve İran gibi başka ülkelere sıçraması beklenen ‘terörle mücadele’ savaşı sırasında, 11 Eylül saldırılarında ölen her bir Amerikalıya karşı 1.000 Müslüman’ın öldürüldüğünü ifade ediyor.

Ebu Gureyb, Guantanamo ve şimdi de işkencede sınır tanımayan CIA uçaklarıyla adı ihlaller ile özdeşleşen ABD, nasıl oluyor da insan hakları adına binlerce insanın en temel insani hakkı olan yaşam hakkını bu kadar pervasızca ihlal edebiliyor? Üstelik ABD, bu gayrimeşru işleri için sürekli baskı altında tuttuğu Mısır, Fas, Suriye ve Afganistan gibi ülkeleri kullanıyor.  Oysa ABD Senatosu, daha geçtiğimiz Ekim ayında Bush’un muhalefetine rağmen, ülke dışındaki tutsaklara insanlık dışı, küçük düşürücü ve insafsız muameleyi yasaklayan bir yasa tasarısını onaylamıştı. Bush, Senato’nun böyle bir karar almasının ‘gereksiz’ olacağını belirterek yasaya karşı çıkmıştı, gerçekten de yaşanan gelişmeler bu yasaların muhalif kamuoyunun tepkisini yumuşatmanın ötesinde hiçbir işe yaramadığını ortaya çıkardı.

Bir gerçek var ki, o da Ebu Gureyb’deki insanlık dışı görüntülerin, Guantanamo’da uygulanan işkencenin, Afganistan’ın işgali sırasında kurşuna dizilen yüzlerce insanın unutulduğu ve işkencede sınır tanımayan ABD’nin seyyar işkencehanelerinin ve tutukluları oradan oraya dünyanın dört bir yanına taşıyan CIA uçaklarının da yakın bir tarihte unutulacağıdır. Hal böyle olunca trajikomik bir manzara ortaya çıkıyor: Halepçe katliamının emrini veren Saddam sanık sandalyesinde otururken, Irak’ta binlerce sivilin ölümüne neden olan işgal gücü ABD’nin kurduğu mahkemede, kendisine işkence yapıldığını ve işkence yapanların cezalandırılması gerektiğini söylüyor.

 

 

Sayı 45

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

45. Sayı Sunuş
Değerli Okuyucularımız,
Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...


ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...