Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 14

ORTADOĞU: Ahmedinecad: İsrail haritadan silinmeli PDF Yazdır E-posta
Yazar Alptekin Dursunoğlu   
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın “İsrail’in haritadan silinmesi gerektiği” yönündeki sözü, yıllar önce İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu İmam Humeyni tarafından söylenmiş bir sözdü.

1979 yılında gerçekleştirdiği İslam Devrimi ile ülkesine dönen İmam Humeyni’nin, 1963’te başlayan 16 yıllık sürgün hayatında Şah rejimi ile yaşadığı temel çelişkilerden biri, onun Filistin sorununa ve İsrail’e yönelik yaklaşım biçimiydi. O, daha 1960’larda, Şah rejimini yerel, İsrail’i bölgesel, ABD’yi ise bu ikisini destekleyen bir küresel sorun olarak tanımlıyordu.

İran’ın 1979’dan bu yana Filistin sorununu tanımlayış biçimi ve İsrail karşısındaki resmî tutumu ortadayken ve 27 yıldır İran’daki en yetkili ağızların Siyonist rejim hakkında söyledikleri biliniyorken, Ahmedinecad’ın İsrail konusundaki sözleri neden tüm dünyada geniş yankı uyandırdı?

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın “İsrail’in haritadan silinmesi gerektiği” yönündeki sözü, yıllar önce İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu İmam Humeyni tarafından söylenmiş bir sözdü. Ahmedinecad’ın Mekke’deki İslam Konferansı Örgütü toplantısında yaptığı ve kamuoyuna “İsrail’in Avrupa’ya taşınması önerisi” olarak sunulan açıklama ise birinci açıklamadan dolayı kendisini ırkçılıkla suçlayanlara verilmiş daha yumuşak ve düşündürücü bir teklifti.

Bu açıklamaların, zaten sürekli olarak ABD ve İsrail’in açıkça tehditlerine muhatap olan ve yürüttüğü nükleer proje çerçevesinde de -şu an kesilmiş de olsa- AB ülkeleriyle müzakereler yürütmekte olan İran’ın işini zorlaştıracağı ortadadır. Öte yandan yaşanan uluslararası sorunları daha da çıkmaza sokabileceği endişesinden dolayı içeride bu açıklamaları eleştiren siyasi çevrelerin varlığı ortadayken Ahmedinecad’ın, bu açıklamaları iç politikada kazanç endişesiyle dile getirdiğini söylemek de zordur.

Peki, dünyada İsrail’le ilgili peşin kabulleri sarsan ve ezberi bozan bu açıklama ile İran Cumhurbaşkanı ne yapmış oldu? Öncelikle, “Yahudi soykırımı”nın tartışılmasını suç kapsamında gören Avrupa yasaları ile düşünce ve ifade özgürlüğünü her türlü değerin üstünde tutan Avrupa değerleri arasındaki çelişkiyi bütün çıplaklığıyla ortaya koymuş oldu. Daha da önemlisi İslam düşüncesinin gerek “Siyonizm” gerekse “antisemitizm” gibi bir ırkçılık üretemeyeceğini, Müslümanların tarihin hiçbir döneminde böylesi bir lekeye bulaşmadığını, antisemitizm türü bir ırkçılıktan dolayı Hristiyan ve Avrupa tarihinin sabıkalı olduğunu ortaya koydu.

İsrailliler, Ahmedinecad’ı, “Yahudilere atalarından miras kalan topraklarda demokratik bir devlet kurma hakkını çok gören bir ırkçı” olarak suçladılar. İsraillilerin bu akıl yürütme biçiminden teorik olarak en çok gocunması gereken ülke ABD olmalıydı. Çünkü, bugünkü İsrail vatandaşlarının Hz. Musa’nın torunları olduğu tartışması bir yana, bin yıllar önce atalardan miras kalan topraklar, torunlara bırakılacak olursa, tüm ABD yetkililerinin koltuklarını Kızılderililere terk ederek atalarının yurduna dönmesi gerekecektir.

Ahmedinecad’ın bu açıklamaları İslam dünyasında bile neredeyse içselleştirilmeye başlanan bir ezberi bozdu. Diğer yandan ise, bu açıklama bir psikolojik savaş taktiği çerçevesinde dünya kamuoyuna sunuldu. Bilindiği gibi İran, NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması) üyeliği çerçevesinde barışçı bir nükleer program yürütüyor ve NPT konvansiyonuna taahhütlerinden dolayı da nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimine (UAEA) açmış bulunuyor. ABD ve İsrail, İran’ın kendi mühendislik imkânlarıyla kurmayı başardığı İsfahan ve Natanz’daki nükleer tesislerde nükleer silah üretmek istediğini iddia ediyor. Kimi zaman ABD ve İsrail’in askeri tehditlerine de maruz kalan İran, sorunu Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan üç AB ülkesiyle müzakere ederek aşmaya çalıştı.

İran, 2003 yılında başladığı bu müzakerelerde bir iyi niyet adımı attı ve İsfahan ve Natanz’daki faaliyetlerini gönüllü olarak askıya aldı. İran’ın teknik ve hukuki haklılığı ile ABD baskıları arasında sıkışan ve müzakereleri sürüncemede bırakmaya çalışan bu üç ülke, Tahran’ı nükleer programından vazgeçirmeye çalıştı. Üç AB ülkesinin süreci çıkmaza sokan adımlarını fark eden İran, faaliyetlerini askıya aldığı İsfahan tesislerini 3 Temmuz’da yeniden faaliyete geçirdi. Üç ülkenin ABD ile birlikte savurduğu Güvenlik Konseyi tehdidi Tahran’ı yıldırmadı. Güvenlik Konseyi tehdidinin gerçekçi olmadığını fark eden AB ülkeleri, ön şartsız olarak tekrar müzakereye hazır olduklarını açıkladılar. Henüz resmen başlamamış olsa da iki tarafın da müzakereleri sürdürmekten başka bir seçeneği yok gibi gözüküyor.

 

 

Sayı 45

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

İSLAM COĞRAFYASI: Sömürgeden bağımsızlığa Cezayir

Cezayir halkı, tam 130 sene Fransa’ya her ne pahasına olursa olsun boyun eğmemekte direndi ve sonunda 1962 yılında bağımsızlığını elde etti. ...

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler
2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Soykırım iddiaları
Sudan’da çıkarlarını bir türlü sağlayamayan küresel güçler, çözümü devlet başkanını soykırım gibi çok ciddi bir suçla yargıl...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...