Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 13

ORTADOĞU: Ürdündeki patlamaların düşündürdükleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
Irak’a komşu ve aynı zamanda ABD’nin başlıca destekçilerinden biri olduğu halde bu kaostan nasibini almamış görünen Ürdün, karışmaya başlayan ülkeler listesinde gecikmeli de olsa yerini aldı.

Irak’ta işgal sonrası yaşanan gelişmeler, kaosun Irak sınırları içinde kalmayacağını en baştan itibaren göstermişti. Irak’ın işgalinin ardından Türkiye’deki olayların tırmanışa geçmesi, İran’ın Kürt ve Arap bölgelerindeki kitlesel gösteriler, Suriye’deki çatışmalar, Lübnan’daki suikastlar dizisi bunun somut göstergeleri olarak iki yıldır gündemdeki yerini korudu. Ancak Irak’a komşu ve aynı zamanda ABD’nin başlıca destekçilerinden biri olduğu halde bu kaostan nasibini almamış görünen Ürdün, karışmaya başlayan ülkeler listesinde gecikmeli de olsa yerini aldı.

Kasım ayının başlarında, başkent Amman’daki üç lüks otelde aynı anda meydana gelen patlamalarda 57 kişi hayatını kaybederken, 117 kişi de yaralandı. Gerek saldırılar, gerekse saldırıyı gerçekleştiren kişiler konusunda çok sayıda spekülasyon yapılmış olsa da, bu detaylar olayın temel niteliğini değiştirmiyor. Ürdün yönetimine göre saldırı; intihar komandolarının Filistinli bir ailenin düğün töreni sırasında otele girerek fünyeyi çekmeleriyle gerçekleşti ve tek amaç kan dökmekti. Saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanan El-Kaide’nin Irak sorumlusu Ebu Musab el-Zerkavi ise olayın düğünü hedeflemediğini ve sadece kan dökmek amacıyla yapılmadığını, saldırının asıl hedefinin, o sırada otelde toplantı yapan Amerikalı, İsrailli ve Ürdünlü istihbaratçılar olduğunu duyurdu.

Son üç yıldır bölgede yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda söz konusu patlamaların asayiş yönü, teknik detayları ya da şahısların kimliği ilk anda fazla bir önem taşımıyor. Zira Irak savaşının yol açtığı bölgesel kaosun giderek yayılma istidadı göstermesi ve Irak’ta oluşan yapının geleceğe dönük olarak daha büyük istikrarsızlıklara zemin hazırladığının anlaşılması, Ürdün’deki patlamalardan alınması gereken mesajın özünü oluşturuyor.

Ortadoğu’daki yerel aktörlerin birbirleriyle tarihi düşmanlık olarak nitelendirilebilecek sorunları yok aslında. Bölgede asıl sorun, Batılı hegemonya anlayışının bölgeye biçtiği rol ve bu anlayışın 20. yüzyılda kurulmuş siyasal dengeler çerçevesinde bölgeyi yönetmek istemesi.

Ortadoğu bölgesi bugün büyük bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümün bir yanında ABD işgalleri ve Batı dayatmaları ile kendini gösteren sosyo-politik gelişmeler, diğer tarafında ise yerel dinamiklerin kışkırtılmasından doğan ve sürekli beslenen hoşnutsuzluk bulunuyor. Bu nedenle söz konusu saldırının amacı ister Zarkavi’ye sempatisi giderek artan Ürdün halkının bu eğilimini değiştirmek olsun, isterse ABD’ye desteğinden dolayı krallığı cezalandırmak olsun, beslendiği asıl zemin Batılıların, oluşmasında büyük pay sahibi olduğu istikrarsız bölgesel siyasal yapıdır.

Geçtiğimiz Ekim ayında ziyaret ettiğimiz Ürdün’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Ramazan programını gerçekleştirmenin yanı sıra, yerel yetkililer ve sivil toplum temsilcileri ile görüşme imkanımız oldu. Bu görüşmelerde Ürdün’ün diken üstünde olduğunu anlamak zor olmadı. Çünkü, ne resmi otoriteler mevcut gidişattan memnun görünüyordu, ne de halkın kendisi. İki tarafı da memnun etmeyen ortak nokta ise Irak’taki işgalin bölgesel dengelerde köklü değişikliklere yol açabilecek tetikleyici etkileri idi.

Ürdün nüfusunun büyük bölümünü Filistinliler oluşturduğundan, Irak’taki ABD ve İsrail politikaları doğrudan Ürdün’e yansıyor. Irak’ta giderek artan ABD ve İsrail nüfuzu, Ürdün kamuoyunda Irak’taki direnişe büyük bir sempati oluşturmuş durumda. Bu sempatinin toplumsal yansımalarını görmek mümkün. Usame bin Ladin’in hocası Abdullah Azzam’ın ailesine gösterilen hürmet ve saygı belki bunun küçük bir örneği.

Diğer yandan resmi düzeydeki hoşnutsuzluk daha farklı dinamiklere dayanıyor. Arap dünyasının bugün büyük bir liderlik sorunu yaşadığına kuşku yok. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in, Suud Kralı Abdullah’ın ya da Suriye lideri Beşar Esad’ın kenara itildiği bir ortamda, Ürdün Kralı Abdullah, ABD ile yakın durarak bu boşluğu doldurmak istiyor ve bölgedeki yeni yapılanmalardan azami çıkar sağlamaya çalışıyor. Bunun ötesinde ileriye dönük olarak, Ortadoğu’nun bu kaypak siyasal zemininde kendini ve iktidarını sağlama almanın en kestirme yolunun Irak’taki gelişmeleri iyi değerlendirmekten geçtiğini biliyor. Ancak kamuoyunun genel eğilimlerine ters düşen bu politika ciddi bir gerilime neden oluyor. Ürdün yönetimi bu gerilimin patlamasından korkuyordu ve korktuğu başına geldi.
 

 

Sayı 44

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*
Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*
Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*
Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*
Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü

Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*
Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa...

İslam Coğrafyası; Bir Muhacir Ülkesi: ÜRDÜN
Altı milyonluk nüfusun yarısından fazlasını Filistinlilerin oluşturduğu Ürdün, bir muhacir ülkesi olarak anılır.

Coğrafya
Ürdün,  kuzeyde Suriye, kuzeydoğuda Ira...