Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 13

BALKANLAR: Çuvallayan bir anlaşma: Dayton PDF Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Akif Gül   
Dayton Anlaşması bir kadavradır; çünkü %30’luk Sırp nüfusuna ülkenin %49’u verilmiştir. Bu kadavrayı hayata döndürecek güç ise Sırplara nüfusları oranında toprak ve yetki vermektir.

Yugoslavya’da etnik şiddet ve saldırganlığı durduran Dayton Anlaşması bundan tam 10 yıl önce, 21 Kasım 1995’te imzalanmıştı. Anlaşma sadece silahları susturmakla kalmayacak, tek bir Bosna Devleti oluşturacak, farklı etnik grupları bir araya getirecek etkin federal kurumlar kuracaktı. 21 Kasım 2005’e gelindiğinde ise adeta bir kadavrayı hayata döndürmek istercesine, Washington’da, ABD öncülüğünde, Boşnak, Hırvat ve Sırp temsilcilerden oluşan bir heyet yeni bir anayasa hazırlamak ve Dayton’u revize etmek üzere mesai yapıyor. Dayton Anlaşması bir kadavradır; çünkü %30’luk Sırp nüfusuna ülkenin %49’u verilmiştir. Bu kadavrayı hayata döndürecek güç ise Sırplara nüfusları oranında toprak ve yetki vermektir.

Dayton Anlaşması’nın başarısızlığının kesinleştiği bir dönemde beyhude arayışları bir tarafa bırakarak anlaşmanın yapıldığı günlerin sıcak atmosferine dönelim. Öncelikle Dayton Anlaşması, müthiş bir ivme yakalayan Boşnakların savaşın başında Bosna-Hersek topraklarının %70’ini ele geçiren ve burada sayısız hak ihlali gerçekleştiren Sırplardan topraklarını geri almaya başladığı bir dönemde yapılmış olması oldukça anlamlıdır. Dayton Anlaşması ile Müslümanlara “Artık durun, daha ileri gidemezsiniz.” denmiştir.

Görüşmeler sırasında, Sırp tarafının dayatmalarına boyun eğilmiş, bugün milyon dolarlık “wanted” ilanlarıyla ‘her yerde aranan’ Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç’lerin yönlendirdiği bu anlaşma kabul edilmiştir. Hele Sırp Cumhuriyeti (Republica Sırpska - RS) tanımlaması tamamen Karadziç’e aittir. Görüşmeleri yürüten Miloşeviç’in her sıkıştığında “Bizim çocuklar, Pale, buna ne der?” deyip kimi zaman görüşmelerden çekilme tehditleri savurduğu ve Batılıların bu şantajlara ‘Ne yapalım başka çaremiz kalmadı.’ diyerek çanak tuttuğu bir anlaşmadır, Dayton.

Anayasada belirtildiği üzere Dayton Anlaşması’nın en önemli amaçlarından biri tek bir devlet oluşturmaktır. İşte anlaşmanın 10. yılında Sırbistan-Karadağ Dışişleri Bakanı Vuk Draskoviç’in “Kosova’yı kaybettik ama RS bizimdir.” sözleri bunun bir ifadesidir. Dayton; katliamları, tecavüzleri, toplama kamplarını, işkenceleri ve Srebrenitsa’ları meşrulaştıran bir anlaşma olmuştur. Nitekim savaşın amacının etnik temizlik olduğunu herkes kabul etmektedir.

Dayton sadece Bosna sınırlarını bağlayan bir anlaşma değildir, şüphesiz. Sırp tarafın bir taşla birkaç kuş vurma oyunu başarıyla sonuçlanmıştır. Yüzyıllardır birlik içerisinde olan Bosnalı Boşnaklarla Sancaklı Boşnaklar RS bariyeriyle ayrılmış, bu şekilde yarım milyona varan Sancaklı Boşnak nüfus, Sırp ve Karadağ ablukasına alınmıştır. Kosova’dan bir oyunla Mitrovitsa’nın kopartılması, Sancak’ın iyice kıskaca alınması anlamına gelecektir.

Dayton’un bir özelliği de, Kosova ve Sancak meselelerinin unutturulması olmuştur. Kosovalı Arnavutların Dayton’da kendi statü sorunlarının da masaya yatırılması isteği ‘Miloseviç’i küstürmeme’ adına, onun tehditlerine boyun eğilerek hiç gündeme alınmamış, nihayetinde çıkan savaş on binlerin canına, yüz binlerin sürgününe sebep olmuştur. Benzer bir durum Sancak için de söz konusu olmuş, Aliya İzzetbegoviç ve Haris Sladziç’in Sancak vurguları görmezden gelinmiştir.

Dayton’da mültecilerin evlerine dönmesi öngörülmüştü, ancak Sırp ve Hırvat taraflar için dönüş uygulandığı halde, savaşın üzerinden geçen 10 yıla rağmen 400 bin civarı Boşnak hala evlerine dönememiştir.

Savaş suçlularının tutuklanması meselesi alınan siyasi kararlardan bir başkasıdır. Senaryoya göre “Çocuk katilleri cezalandırılacak, Batı günah çıkaracaktı.” Boşnak vatandaşlar evlerinden alınarak sorgusuz sualsiz Guantanamo’ya götürülürken, birkaç küçük balık tutularak kafese konmuş, fakat Karadziç ve Mladiç’lerin keyifleri bozulmak istenmemiştir.

Tek bir ordu ve tek bir polis birliği oluşturulması çabaları, iyice etkisizleştirilen Boşnakları kıskaca alma çabasından başka bir şey değildir. Bosnalıların AB üyesi yapılması vaadi ise işsizlik oranının %50’lere vardığı Bosna’da bir dilim ekmek ve sıcak çorba hayalleri kuran Boşnakların uyutulması planından başka bir şey değildir.

Son günlerde Dayton’un mimarı sayılan Holbrooke’a, Türkiye’nin Bosna ve Kosova konusunda yapabilecekleri soruluyor. Cevap anlamlı: “Türkiye’nin önünde nice büyük meseleler var. Özellikle Irak sınırında. Bence Türkiye’den ek bir şeyler istemek doğru olmaz.” Yani Türkiye’ye “İyi uykular.” diyor Holbrooke. Tüm bu sonuçlar, İslam dünyası ve Türkiye’nin Balkanlarda inisiyatif alması ve aktif bir politika gütmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Suskunluk, kılıç ve kalkanı düşürülmüş Balkan Müslümanlarını yalnız bırakacak ve Batı’nın ekmeğine yağ sürecektir.

 

 

Sayı 44

Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-Ali
Filistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*
İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo...

Film Tanıtımı: In This World
Orijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Fuat Özdoğru
Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar

Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Tür...

SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Ahmet Yaman
İslam kaynaklarında ve geleneğinde mültecilik algısı
İslam geleneğine göre mülteciler, sığındıkları toplumun asli üyesi sayılırlar. Mültecilerin can ve mal dokunulmazlığı başt...

Kısa - Kısa
150 kaçak mülteci taşıyan gemi Libya’da battı
Libya’dan İtalya’ya kaçak mülteci taşıyan bir gemi battı. Mısırlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada haz...

MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Uluslararası arenada mültecilik sorunu
  • Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...