|
Bugün her tarafta yeni yapılan evler görebilirsiniz. İşte o
evler Tatarların varoluş mücadelesinin en açık göstergelerinden biri.
Yeniden vatanlarına sahip olabilmek için durmadan çalışıyorlar.
Fatih Sultan Mehmet’in yadigârı Kırım topraklarına İHH
İnsani Yardım Vakfı’nın bir Ramazan programı vesilesiyle yeniden ayak
basacağımı duyduğumda çok sevindim. Dördüncü kez Kırım’da olmak harika
bir şey. Kırım, bugün Ukrayna’ya bağlı özerk bir bölge. 3 milyona varan
nüfusunun ancak %10’luk bir kısmı Tatarlardan oluşuyor. Rusların oranı
ise %60’ları buluyor. Kırımlı Tatarların acılarla dolu hikâyeleri var.
Yıllardır anlatılan hikayeler nesilden nesile aktarılıyor. Onlar 1944
yılında tıpkı Çeçenler, İnguşlar, Ahıskalılar, Karaçaylar ve diğer
Kafkas halkları gibi Stalin’in gazabına uğrayanlardan. 1864’teki büyük
sürgünde her şeylerini kaybetmişler. Ocaktaki ekmeklerini bile alamadan
birkaç saat içinde sürgün edilmişler. Nice insan sürgün yollarında,
nicesi de gittikleri yerlerde hayatını kaybetmiş. Sibirya’da sürgün
olmak kolay değil.
80’li yılların sonunda Tatarlara geri dönüş için izin verilmiş.
Fakirliğin kıskacından kurtulup biraz silkinmeyi başarabilen aileler
evlerine geri dönmeye başlamışlar. Fakat kendi evlerinde başkalarını
bulmuşlar. O yıllardan itibaren Kırım tam bir çadır kente dönüşmüş.
Tatarlar en şiddetli soğuklarda bile bu çadırlarda kalmaya mahkum
edilmişler; aç biilaç kalmışlar; iş, aş bulamamışlar ama asla
yılmamışlar. Kadınlar bile çalışmış; hem de sabahın erken saatlerinden
itibaren. Yıllarca meyve, sebze, elbise, ayakkabı satmışlar.
Azimleriyle yeniden küllerinden meydana gelmişler. Bugün her tarafta
yeni yapılan evler görebilirsiniz. İşte o evler Tatarların varoluş
mücadelesinin en açık göstergelerinden biri. Yeniden vatanlarına sahip
olabilmek için durmadan çalışıyorlar.
Ramazan dağıtımı için önceden belirlediğimiz gıda kalemlerini
hazırlıyoruz. Makarna, un, yağ, çay, helva, şeker, bulgur, pirinç,
nohut, greçka dedikleri yerel bir bakliyat, tuz ve hatta kahve bile var
kumanya paketlerimizin içerisinde. Bahçesaray, Akmescid ve Sudak
illerinin 15 ayrı bölgesinde kumanya paketleri ailelerle buluşmaya
başlıyor. Bu iş için genç arkadaşlarımız seferber olmuş durumda. Kimi
Belogorsk, Fantanı, Rodnikovoye’de, kimi Novoivanovka, Topolyovka’da.
Herkes farklı bölgelere dağılmış durumda. Biz de Rodnikovoye’ye doğru
yola çıkıyoruz. İnsanlar hiç beklemedikleri bu hediyeler karşısında
ziyadesiyle mutlu oluyorlar. Hele hediyelerin Türkiye’den geldiğini
öğrendiklerinde sevinçleri bir kat daha artıyor. Anavatan dedikleri
Türkiye’deki kardeşlerinin İHH İnsani Yardım Vakfı aracılığıyla
gönderdikleri bu hediyenin zihinlerde ve gönüllerde farklı anlamlar
çağrıştırdığı kesin. Bunu bakışlardan, bazen düşen bir iki damla
gözyaşından anlamak hiç de zor değil. Karşılaştığımız manzaralardan
birkaçını anlatmadan geçmeyelim.
Zarema 30 yaşlarında dul bir kadın. Radnikovoye’de yaşıyor.
Eşini bir trafik kazasında kaybedeli daha bir ay olmuş. Acısı çok taze.
Kucağında birkaç aylık bir yetimi var. Ve kapının ardından üç
yaşlarında diğer bir çocuk daha beliriyor. İki küçük yetimiyle
kalakalmış Zarema. Üzülüyoruz ama, o bizden güçlü görünüyor. Zarema hiç
konuşmuyor. Payına düşenleri bırakıp diğer kapıya doğru hareket
ediyoruz.
Sırada Hatice nine var. Konu komşu ona “bita” diyorlar. Bita,
nine demek. Biz de bita diye hitap ediyoruz kendisine. 70 yaşlarındaki
bitamız sürgünün tanıklarından. 5-6 yaşlarında, sürgün edilirken anne
ve babasını yitiren bitamız, 1988’de vatanına geri dönerken de eşini
kaybetmiş. İki yolculuk da ondan en değerli varlıklarını koparıp almış.
Sürgünden döndüğünde eş dost toplanıp bitaya küçük bir ev yapmışlar, bu
evin bir de küçük bir bahçesi var. Bitanın günleri daha çok burada
geçiyor. Gözleri görmüyor ve tek başına zor yürüyor. Bir de orta
yaşlarda kötürüm bir oğlu var. Önce romatizma olmuş, ardından
bakımsızlıktan hastalığı ağırlaşmış ve yürüyemez olmuş. Hatta
bugünlerde oturamıyormuş bile. Komşular bir şey getirirse yiyip
içiyorlar. Biz oradayken bir komşusu patates getirdi. Oğlu iki gündür
çorba istiyormuş, fakat çekindiğinden komşularından isteyememiş. Gelen
patatesi önce çorba zannedip sevinmiş bitamız. Kendisine kumanyaları
bırakıyoruz. Hem kendine, hem oğluna 6 ay yetecek kadar hazır çorba
alıyoruz.
Programımızı tamamlarken içimizde buruk bir sevinç var. 3-5
gün içerisinde 650 aileyi sevindirdik ve onların dualarını aldık.
Dönerken de bizi sıkı sıkı tembihlediler “Bizi unutmayın.” diye.
|