|
Günler geçtikçe çalışmalarımızı daha da hızlandırdık. Buna
mecburduk zira yıkılan binlerce köyden bahsediliyordu ve maalesef
bunların çok büyük bir kısmına ulaşılamıyordu.
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2005 yılı Ramazan kumanyası dağıtım
çalışmaları için dünyanın 25 ayrı ülkesinde gerçekleştirdiği program
kapsamında, biz de Pakistan ve Keşmir’e gönderildik. 8 Ekim Cumartesi
günü sabah 09.00 sıralarında gerçekleşen deprem sırasında bölgedeydik.
7,6 şiddetinde gerçekleşen depremin merkez üssü Muzafferabad’a 12 km
kalmıştı ki, büyük bir sarsıntı meydana geldi. Tam bir dakika boyunca
süren depremin ardından hemen harekete geçtik. Öncelikle medya ile
bağlantı kurarak Türk ve dünya kamuoyuna depremin boyutları hakkında
bilgi verdik. Başkentteki koca koca binalar yerle bir olmuştu. Sadece
birinin altında 200 kişinin kaldığından bahsediliyordu. Marmara
depreminin verdiği tecrübeyle buradaki depremin boyutlarının daha büyük
olduğunu tahmin edebiliyorduk. Dünyanın acilen bölgeye yardım
ulaştırması gerekiyordu.
İlk andan itibaren başlayan çalışmalar kapsamında öncelikle 5.000
depremzedeye iftar ve sahurda sıcak yemek dağıtımı yapıldı. Bu sayı
daha sonra Bolokot ve İslamabad Devlet Hastanesi’nin çevresinde yapılan
dağıtımlarla 7.500’e çıktı. Ardından çadır kent çalışmaları başladı. Şu
an 5 ayrı noktadaki çadırlarımızda ve yönetimini yaptığımız İkbal Hall’daki
kapalı salonda 5.000’den fazla depremzedeyi misafir ediyoruz. Gıda
dağıtımları ise merkez depolarımızdan durmaksızın devam etmekte.
Ortalama her saat başı bir kamyon insani yardım malzemesi ihtiyaç
sahibi bölgelere doğru bu depolarımızdan hareket ediyor. Vakfımızın 22
Ekim tarihinden itibaren Bağ, Ravalakot ve Abbaspur bölgelerinde 700
çadırdan müteşekkil bir çadır kent kurma çalışmaları da başlamış olup;
içerisinde kiler, okul ve klinik bulunacak olan yapının inşası yakın
bir zamanda bitirilecektir.
Günler geçtikçe çalışmalarımızı daha da hızlandırdık. Buna
mecburduk zira yıkılan binlerce köyden bahsediliyordu ve maalesef
bunların çok büyük bir kısmına ulaşılamıyordu. Günde sadece iki
saat uyuyabiliyorduk. Her tarafta çaresiz, ne yapacağını bilemeyen
insanlar vardı. Kimileri enkazları başında elleriyle yakınlarını
kurtarma telaşında; kimileri hala depremin şoku içerisinde hiçbir şey
yapmaksızın kıyıda köşede oturuyor; kimileri de kucaklarında yaralı
olan yakınlarını uygun bir hastaneye götürme telaşında. Yollar kapalı
olduğu için dağ başlarında kalan köy ve kasabaların durumları oldukça
kritik. Bizler Pakistan devletinin çalışmalarımızı kolaylaştırmak ve
acil müdahaleler için hizmetimize verdiği mini bir uçakla havadan köy
ve kasabaları tarıyor ve yardım ulaştırmaya çalışıyorduk. Her gün yeni
bir köye gidiyorduk ve maalesef ilk gelen yardım ekibinin bizler
olduğunu öğreniyorduk. İnsanlar enkaz altındaydı ve zamanında
yetişilemediği için birçoğu ölmüştü ya da ölme noktasındaydı. Bu durum
tabii ki bizim çalışmalarımızı engellemedi. Bölgeye gelen ikinci İHH
ekibinin depremin 10. günü enkazın altından bir kişiyi sağ olarak
çıkarması böyle bir çabanın neticesinde oldu.
Zaman geçtikçe şehirlere girmek iyice zorlaşmaya başlamıştı, zira
bazı kentlere 7- 8 km kala keskin ceset kokuları dayanılmaz bir noktaya
gelmişti. Buna rağmen şehre ulaşan yollar kapalı olduğundan
omuzlarımızda 3 km kadar taşıdığımız yaralıları ardından Mansera’nın
Attarşehir ilçesinde 75 gönüllü doktorumuzun ve en az bir o kadar
sağlık teknisyenimizin olduğu 400 m 2 ’lik hastanemize taşıyıp bu
yaralıların ameliyat ve diğer tedavilerini yapmaya başladık.
Hastanemizde her gün ortalama 40 cerrahi müdahale yapılmakta ve
yüzlerce hasta muayene edilmektedir. Aynı noktada diğer bir gönüllü
doktor grubumuz köyleri gezmekte, yaralı ve hastaları alarak bu
hastanemize taşımaktadır.
Bölgedeki yara gerçekten çok büyük. Fakat her şeye rağmen burada el
üzerinde tutulduğumuzu ifade etmek gerek. Pakistan İçişleri Bakanı
Eftab Han Şerpao, Vakfımızın Başkanı Bülent Yıldırım’la birlikte
Pakistan’da düzenlediği basın toplantısında dost ve kardeş ülke
Türkiye’den İHH İnsani Yardım Vakfı’nın bölgeye ulaşan en büyük yardım
kuruluşu olduğunu ve çok büyük hizmetler yaptığını söyleyerek, “İHH’nın
büyük miktarlardaki kritik yardımlarını takdirle karşılıyoruz.” dedi.
İHH’nın bölge ile ilgili projeleri kapsamında öncelikli hedefi, yetim
çocuklar ve dul kadınlara yönelik çalışmalar yapmak ve kalıcı konutlar
inşa etmektir. Bunların ardından okul, hastane ve cami yapımı ve
restorasyonu gelmektedir.
Pakistan ve Keşmir bizi seven insanların yaşadığı yerler. Marmara
depremi sırasında ve daha önceki zor savaş günlerinde nice
fedakarlıklarla bize destek olan bu insanlar aynı ilgi ve desteği
fazlasıyla hak ediyorlar. Zaten Türk halkı da bugüne kadarki desteğiyle bu ilgiyi fazlasıyla gösteriyor.
|