|
BALKANLAR: Kosova ve Makedonyada Ramazan Esintisi |
|
|
|
|
Yazar Murat YILMAZ
|
|
Statü konusundaki ortak yanıt, Kosova’nın bağımsızlık dışında bir alternatifinin olamayacağı yönünde.
Yeniden Balkanlardayız. İHH İnsani Yardım Vakfı Ramazan ayı
münasebetiyle Balkanların 5 ayrı ülkesinde iftar programları düzenledi.
Kosova ve Makedonya’daki iftar programlarına bizler iştirak ettik. İlk
durağımız Kosova’nın başkenti Priştina. Yolculuk boyunca insanlarla
sohbet ediyoruz. Ekonomiden, siyasetten ve en önemlisi statü sorunundan
bahsediyoruz. Statü konusundaki ortak yanıt, Kosova’nın bağımsızlık
dışında bir alternatifinin olamayacağı yönünde. İnsanlar “Biz artık
Sırplarla yaşayamayız.” diyor. Bu kadar acıyı, zulmü görmüş insanlar
başka ne söyleyebilir ki? Çok geç de olsa Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül’ün Kosova ziyareti sırasında statüyle ilgili yaptığı açıklamaların
önemli tesirlerini öğreniyoruz. Elbette seviniyoruz.
Gençlerin durumlarını soruyoruz. Şu neredeyse insan ekilse
büyüyecek altın değerindeki toprakları ve ekonomiyi… Gördüğümüz
kadarıyla gençler artık toprağa bakmıyorlar, bazı aileler sadece mısır
ve buğday yetiştiriyorlar, bu nedenle neredeyse herşey yurt dışından
getirilmek zorunda. Gençler işsiz. İlk fırsatta yurt dışına kaçmak için
çabalıyorlar. İşsizliğin %90’lara ulaştığı Kosova’da yaşamak elbette
kolay değil. Gurbetçiler ve onların gönderdiği yardımlar olmasa aileler
daha da zor durumda kalacaklar. Böyle bir ortamda gençler kolayca
misyonerlerin tuzağına düşebiliyor. Zira cami avlularında bile
misyonerliğin yapıldığı Kosova’da misyoner kuruluşlar BM Kosova Misyonu
tarafından destekleniyor. Prelevatz’daki iftar programımız
oldukça verimli geçiyor. Ertesi sabah Kaçanik’i geçip Makedonya’ya
yürüyerek geçiş yapıyoruz. Bu kez, Kalkandelen’de bir iftar programına
katılacağız. Pırıl pırıl gençler, Vizyon Derneği’nin İHH ile birlikte
organize ettiği bu iftarda buluşuyorlar. Mlazim Krasniçi ve Ali Aliyu
gibi akademisyenler ve ünlü edebiyatçılar da konuklar arasında.
Buradaki hava bambaşka. Konuşmalarda yine dostluk ve kardeşlik temaları
işleniyor.
Zamanımız sınırlı, ama Üsküp’ü gezmeden olmaz. Tarihi Üsküp
Çarşısı’nda dolaşıyoruz. Sonra tarihi Osmanlı hamamına giriyoruz.
Burada restorasyon çalışmaları devam ediyor. Ardından Vardar nehrinin
şehri ikiye böldüğü noktaya varıyoruz. Nehrin iki yakası taş köprüyle
birbirine bağlanıyor. Bu bölünme klasik bir Balkan şehir modelini
ortaya koyuyor. Nasıl Saraybosna, Mostar, Novi Pazar; Milyaçka, Neretva
ve Raşka nehirleriyle bölünüyorsa Üsküp de öyle. Nehrin karşı yakasında
Makedonlar kümelenmiş durumdalar. Kısa, fakat coşkulu bir yolculuğun
ardından Kosova’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, Bosna’da ve onlarca
Balkan şehrinde Anadolu insanın sevgisiyle dopdolu milyonlar yaşadığını
bilerek ülkemize geri dönüyoruz. |
|
|