|
AVRUPA: Londrada Iraktan bir gün |
|
|
|
|
Yazar Fatma Genç
|
Londra’daki saldırılar vesilesi ile lokal olarak İngiltere’de, küresel olaraksa dünyanın pek çok yerinde yaşanan olayların muteber bir analizini yapabilmek için son yarım asırda yaşanan hadiselere, sebeplerine ve yansımalarına bakmak faydalı olur. Endüstri İnkılabı’ndan yüz yıl sonra sanayileşmiş İngiltere’ye fabrikalarda çalıştırılmak üzere ihtiyaçtan dolayı sömürge ülkelerinden tercihen vasıfsız Pakistanlı Müslümanlar getirildi ve İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ekonominin canlanması yolunda ihtiyaç duyulan alt sınıf işçi açığını kapatmada kullanıldı. Ardından 1960’larda çıkarılan B voucher programı sayesinde Pakistan kökenli doktor, öğretmen, mühendis ve bilim adamları bunu izledi. 1990’larda %66’sı İngiliz vatandaşı olan Britanyalı Pakistanlılar artık göçmen veya yabancı olarak değil, entegre olmuş İngiliz Müslümanlar olarak algılanır oldular. Ve derken Temmuz 2005’te, İngiliz pasaportu taşıyan üç Pakistanlı genç, global siyasi ve ekonomik sistemin merkezlerinden Londra’yı ve İngiliz İmparatorluğu’nu adeta kalbinden vurdu. Bu şiddet olayları hiçbir şekilde tasvip edilmese de, Blair hükümetinin sistemli olarak ihmal ettiği Müslüman topluluk içerisinde fakirlikten, yüksek orandaki işsizlikten, ayrımcılıktan ve cılız eğitimden kaynaklanan derin bir yabancılık ve dışa itilmişlik hissine dikkat çekmek gerekiyor.
Londra’da yaşanan krizde spektrumun iki marjinal ve kritik ucu var: Fakirlik, işsizlik ve dışlanmışlık psikolojisi ile İngiliz dış politikasının açmazları. İngiltere’de yurttaş olma ve yaşama hakkını ‘lütfeden’ hükümetin bunu bir minnet borcu gibi atfetmesi ve minimalistik bir yaklaşım sergileyerek etnik gruplar arasındaki ayrımcılığı pekiştirmesi tahrik edici ve ve yıldırıcı bir etki yapmaktadır. Öyle ki, Museviler ve Sihh’ler gibi kendilerini etnik grup olarak tanımlayan azınlıklara verilen hukuki haklar, oy toplama kaygısıyla son zamanlarda gündeme getirilse de, yıllarca Müslümanlara verilmemiştir. Bu arada çok kültürlü sosyal yapı içinde belli toplulukların din adamlarının, okullarının ve gençlerinin, Islamofobiya ve anti-semitism kuşkularıyla alelacele hazırlanan anti-terör yasaları ile hedef alınması İngiltere’de kültürler arası güven ilişkilerini zedelemekte ve Müslüman azınlığı kendi içine kapanmaya itmektedir. Britanya Müslümanlar Konseyi, toplumdaki psikolojik gerginliğe referansla Müslümanlara zor durumda kalmadıkça muhtemel misillemelere hedef olmamak için dısarıya çıkmamalarını tavsiye ederken, İngiltere’deki yaklaşık üç milyon Müslüman’ın mecburi bir savunma ve özür dileme pozisyonuna itilmeleri manidardır. Spektrumun diğer ucunda ise İngiliz hükümetinin dış politika yaklaşımını bulabiliriz. Gleneagles’taki G8 zirvesinin en önemli gündem maddeleri Afrika’da fakirliğin önlenmesi ve global ısınma iken, kamuoyu ile ilişkiler egzersizi Londra saldırıları ile önlenen Blair, teröre karşı global savaşın öne çıkan lideri olarak politik prim yapma imkanını değerlendirebildi. Dünya güvenliği iddiasi ile İngiltere’nin de aktif olarak katıldığı mücadelenin ne Doğu ne de Batı aleminin güvenliğini arttırdığını söyleyebilmek güç. Aksine, özellikle Irak ve Filistin eksenli sorunların şiddet dalgasının güçlenmesine katkıda bulunduğu ve bu sürecin alınmak istenen tüm sert hukuki tedbirlere rağmen orta dönemde devam edeceği aşikar. Şurası kesin ki, halihazirdaki durum sadece Amerika ve kıta Avrupası’nda yaşayan Müslümanların değil, Ortadoğu ve diğer ülkelerde yaşayan Müslümanların da üzerlerindeki politik, hukuki, ekonomik ve sosyo-psikolojik baskıları arttırmakta. Savaş karşıtı bir platformda İşçi Partisi’ne karşı önemli başarılar kazanan Respect Partisi lideri George Galloway’in, “Bombaların Birleşik Kırallığın Irak savaşının bedelini ödediği anlamına geldiğini” söylemesi boşuna değil. Ancak şu da bir gerçek ki, özellikle Avrupa ve ABD’de yaşayan Müslümanları daha gergin, önyargıların yoğunlaştığı, ayrımcılık hatta şiddet eylemlerinin derinleşebileceği kritik bir zaman dilimi bekliyor. Global planda uygulanan devlet terörünün öncelikli hedefleri ve kurbanları olan Müslüman halkların, ortaya çıkan son şiddet dalgasından sonra iyice kıskaç altına alınmaları uluslararası düzenin başat aktörlerinin siyasi meşruiyetlerini iyice eritip daha büyük sosyal gerilimlere zemin hazırlayabilir. |
|
Sayı 44
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Taner Kılıç*Mültecilik mevzuatından kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye’de geçici sığınmacı pozisyonunda tutulan Avrupa dışından gelen iltica başvurusunda buluna... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak... MÜLTECİLİK SEMPOZYUMU ÇÖZÜM ÖNERİLERİUluslararası arenada mültecilik sorunu
- Dünya üzerinde çeşitli nedenlerle yer değiştiren milyonlarca kişi bulunmaktadır. İster sığınmacı, ister mülteci, isterse göçme...
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Bülent Yıldırım*Av. Bülent Yıldırım
Mültecilik konusunun, mültecilerin yaşadıkları sorunların ve bu sorunlar için üretilecek çözüm önerilerinin tartışılacağı sempozyumumuza hoş geldiniz. Tarih... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo... Film Tanıtımı: In This WorldOrijinal adı: In This World (Bu dünyada)
Yönetmen: Michael Winterbottom
Senaryo: Tony Grisoni
Yapım: 2002, İngi...
|