Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 1

ORTADOĞU: Sözün bittiği yer: Felluce PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
Amerikan işgal güçlerinin yaptığı ihlaller bir tarafa, insan hakları söyleminin sözcülüğünü kimselere kaptırmama niyetindeki Batılı ülkelerin ihlaller karşısındaki duyarsızlığı, dünyayı ciddi bir yol ayrımında doğru götürecek gibi görünüyor.
Felluce’deki bir camide, bir gün önce yaralı olarak bıraktıkları beş kişiyi, ertesi gün gelip katleden Amerikan işgal güçlerini tüm dünya dehşet içinde izledi. Felluce’de 15 gün süren operasyon sırasında hayatını kaybettiği söylenen 5 bin sivilin nasıl öldüğünü dünya göremedi ama, camidekine benzer infazlar, iki hafta içinde bu küçük kentte yaşananlar konusunda fikir vermeye yetti. 6 bin evin yerle bir olduğu Felluce’de kullanılan kimyasal bombalar sebebiyle sayısız hak ihlali ve cinayet gerçekleştirildi. Bir mağdur, Amerikan askerlerinin insanlara yardım yapılacağını hoparlör aracılığı ile duyurduktan sonra yiyecek almaya gelenleri nasıl tankların önüne kalkan yapıp, direnişçilere karşı kullandıklarını anlatırken, başka bir baba yaralı çocuğunun iki gün boyunca can çekişmesini çaresizce izledikten sonra evlerinin bahçesine gömdüğünü dile getiriyordu.

         Amerikalılara göre Felluce’de yaşanan hak ihlallerinin tümü erlerin kontrolsüzlüğünden kaynaklanan bireysel hadiseler. Ama Irak’ın işgali üzerinden geçen bir buçuk yıllık süre içinde yaşanan binlerce ihlal ve 100 bini aşkın ölümün bireysel bir tutumdan kaynaklanmadığı ve cephedeki erlerin üstlerinden aldıkları emirlerle hareket ettikleri de ortada.

         Uluslararası kuruluşların Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere devletlerarası savaş hukuku kurallarına uyulması çağrıları hiçbir yankı bulmadığı gibi, işgal yönetiminin tutumunda en küçük bir çekingenlik oluşturmaya bile yetmedi. Üstelik, Irak’ta yaşananları tüm insani değerlerden soyutlayıp, siyasi ya da stratejik bir takım açıklamalarla rasyonelleştirmeye çalışanların yorumları dikkat çekiyor.

         ABD’nin, bundan üç yıl kadar önce gündeme gelen ve savaş suçlarını doğrudan yargılama yetkisi olan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne neden başından beri karşı çıktığı bugün yaşanan katliamlarla daha iyi anlaşılıyor. ABD, son üç yılını dış politikadaki saldırgan tutumunu gözden geçirmek yerine, mahkemenin otoritesini kabul eden ülkelerle ayrı ayrı anlaşmalar imzalayarak, Amerikan askerlerinin yargıdan muaf olmasını teminat altına almaya ayırmıştı. Irak’ta bugün yaşananlar bu çabanın boşa olmadığını gösteriyor.

         Bununla birlikte 1990’lı yılların başında Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, bloklararası gerilime dayanan acımasız reelpolitik anlayışın biteceği ve insan haklarının tüm alanlara rengini vereceği bir dönemin, hayalden ibaret olmadığını gösteren işaretler alınıyordu. Batılı insan hakları algısının 1990’lı yıllar boyunca gösterdiği büyük yükseliş trendi üçüncü dünyadaki halklar tarafından pek hissedilmese de, bir zamanlar Batılılarla yakın ilişki içindeki diktatörlerin mahkemelere çıkmaya başlaması, kimi ülkelere silah satışının, “insan haklarını ihlal etmeme” koşuluna bağlanması gerçekten sevindiriciydi.

         Ama, aynı dönemde içten içe gelişen başka bir tehlikenin, “öteki”ni ortadan kaldırmaya dayalı medeniyetler çatışması algısının, insan hakları alanında çifte standardın zeminini oluşturduğu geç farkedildi.

         Irak’ta 15 yıl süren ambargo dönemi ve bunu izleyen son bir buçuk yıllık işgalle birlikte gerçekleşen insan hakları ihlalleri, Batı’nın insan hakları konusundaki ayrımcı tutumunu da ortaya koydu. Amerikan işgal güçlerinin yaptığı ihlaller bir tarafa, insan hakları söyleminin sözcülüğünü kimselere kaptırmama niyetindeki Batılı ülkelerin ihlaller karşısındaki duyarsızlığı, dünyayı ciddi bir yol ayrımında doğru götürecek gibi görünüyor.
 

Sayı 45

DÜNYA GÜNDEMİ; G-8 ülkeleri ve zirvenin geleceği
G-8 zirvesi, dünya sorunlarına çözüm bulma zirvesi mi, yoksa yalnızca bir fotoğraf zirvesi mi? ...

ADANMIŞ HAYATLAR: İlim ve mücadele ile taçlanmış bir yaşam, işgalle sonlanan bir ses: Dr. Isam el-Ra
İslam dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği entelektüellerden, Iraklı Alimler Birliği Başkanı Dr. Isam el-Ravi, 2006 yılında Bağdat Üniversitesi’ne gitmek üzere evinden a...

Kısa kısa
Avrupa, göç politikalarını sertleştiriyor
Her yıl ortalama iki milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı Avrupa ülkeleri, göçmen sorunu ile ...

İKTİBAS; Afrika'da tarım nasıl yok edilir?

Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...

DÜNYA GÜNDEMİ; Patani: Müslümanca yaşamanın mücadelesi
Patani’deki en büyük direniş grubu olan PULO lideri Kebir Abdurrahman Tenvira, Suriye’de 4 Temmuz 2008’de vefat etti....

DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Irak'a farklı bakmak

Eski düzen-yeni düzen tartışmaları arasında siyasi polemiklere, stratejik analizlere ve uluslararası güçlerin global pazarlıklarına pek konu olmayan Irak’taki insani ...

ROPÖRTAJ; Irak'ın cesur kadınları

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Irak Türkmen Kadınları Derneği Başkanı Yüsra Ömer’i, bir grup Iraklı hanımla beraber temmuz ayında Türkiye’de ağırladık. İstanb...