Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Lübnan'da devr-i Süleyman PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Özcan   
ImageLübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır.

Lübnan’da gelişmeler füze hızıyla yaşanıyor. Hatırlatma babından söyleyecek olursak; Sinyora hükümetinin almış olduğu iki karar, Hizbullah’ın gayriresmi vetosuna takıldı ve Hizbullah milisleri Beyrut’a inerek şehri ele geçirdi. Bunu müteakiben Hizbullah, Doha müzakerelerinden sonra daha önce gayriresmi olarak haiz olduğu veto hakkını pazı gücüyle resmiyete geçirmiş oldu. Çok ilginç bir biçimde mayıs ayı başlarında Hizbullah ani bir hareketle Beyrut’u ele geçirmiş ve ardından da ele geçirdiği mekanları orduya teslim etmişti. Hizbullah’ın Beyrut’u çok rahat bir şekilde ele geçirmesi ve sonrasında bu durumun tetiklediği artçı gelişmeler, Lübnan özelinde ve bölge genelinde güç dengelerini tamamen değiştirmiştir. Kısaca şunu söylemek mümkün, Nasrallah Sufeyr gibilerine göre Hizbullah Mayıs 2008’e kadar devlet içinde devletti, fakat Beyrut’un ele geçirilmesi ve takip eden gelişmelerle birlikte devlet üstü bir devlet haline gelmiştir.
ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgalinden ve Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Iraklı Şiiler (zımni olarak da İran’ın mutabakatıyla birlikte) devletin idaresini ele geçirmişlerdir. Paul Bremer bunu açık bir şekilde ifade etmekten çekinmemiş ve Irak’ın hükümranlığını Şiilere altın bir tepsi içinde sunmuştur. (Bkz: Al Muctama: Et-Taifiyye Fi’l Irak, Şirvan Şemirani, sayı: 1800) Iraklı Şiiler “iş birliği” çerçevesinde devletin kurumlarını ele geçirirken Hizbullah da “direniş” üzerinden Lübnan’ı ele geçirmiştir. Doha mutabakatı aslında bundan başka bir şey değildir. Michel Süleyman’ın daha sonra cumhurbaşkanı olması da aslında Lübnan’da Hizbullah ve onun ötesinde, bölgesel müttefikleri olarak, Suriye ve İran’ın müşterek bir zaferidir. Muvalat adıyla anılan Sinyora ve müttefikleri her ne kadar uzlaşma çerçevesinde Michel Süleyman’ın ismini son seçenek olarak gündeme getirmiş ve aday göstermiş olsalar da netice itibarıyla Süleyman, Suriye-İran mihverine yakındır. Amerikalılar Michel Süleyman’dan yeni bir Şihap çıkarmak ve türetmek istemiş olsalar da buna imkan olmamıştır. Devran değişmiştir. Şihap’tan farklı olarak Süleyman bir denge ve hesap adamıdır. Aynı zamanda hem bir asker hem de bir akademisyen olarak Lübnan’ın jeopolitik dengesinin farkındadır.
2005 yılında Michel Süleyman, Nehrü’l Barid meselesinde aslan kesilirken, Hizbullah silahı karşısında deve kuşu gibi hareketsiz kalmıştır. Lübnan ve Irak’ta birtakım Şii örgütlere mukabil Sünni örgütler terör örgütü olarak tasnif edilmektedir. Lübnan ordusunun Hizbullah silahına yönelik olarak etkisiz kalmasının temel nedeni, Lübnan’daki hassas dengeler ve ordunun içindeki mezhebi ve dini dağılımdır. Ferid Zekeriya’nın da dediği gibi, aslında Lübnan’da Şiilerin oranı %30 civarındadır ama resmi veya anayasal kotaları %18 civarındadır. Ordu içindeki dağılım oranları da yüksek olduğundan, netice itibarıyla kendi mezhebi topluluklarına sadakatleri nedeniyle bir çekişme sırasında ordunun milli bütünlüğünün sarsılacağı hesaplanmıştır. Bu itibarla Michel Süleyman, ordunun bütünlüğü adına da hareketsiz kalmış olabilir.
Dolayısıyla Hizbullah’ın yükselişi ardından gelen Doha görüşmesi sonrasında Michel Süleyman’ın seçilmesi, Amerika ve müttefiklerinin aleyhinde olmuştur. Dennis Ross gibi Amerikalı diplomatlar açıkça bunu itiraf etmişlerdir. Doha görüşmelerinden sonra Sinyora’nın siyasi kariyeri neredeyse bitmiştir, kendisi de siyasetten ayrılacağını söylemesine rağmen hükümeti yeniden kurma görevi ona verilmiştir. Doha mutabakatında her ne kadar Hizbullah’ın silahı ve direniş meselesi gündeme gelse de bundan böyle bu dosya bir daha açılamayacaktır. Zira aksi bir durum, ihtilaflı sıfır noktaya dönüş olarak görülecektir. Bu meselenin diyalogla çözülmesinin imkansız olduğu artık taraflarca kabullenilmiştir.
Image
2009 seçimlerinde, seçim kanununun tadiliyle birlikte; azınlık çoğunluk, çoğunluk ise azınlık haline gelecektir. Tablo ters yüz olacaktır. Yani 2009 seçimlerini Hizbullah ve müttefiklerinin kazanacağı bugünden bellidir. İsrail basını da Hizbullah’ın Beyrut’taki silahlı hareketini ve onu takip eden gelişmeleri İran ve Suriye’nin zaferi olarak nitelendirmiştir. Nitekim 26 Mayıs 2008 tarihli konuşmasında Nasrallah, ismen, her iki ülkeye de şükranlarını sunmuştur. Geride pürüzlü ilişki olarak Suriye ile ilişikler kalmıştır. Bu bağlamda, Michel Süleyman cumhurbaşkanı seçilir seçilmez yaptığı cülus konuşmasında, Suriye ile diplomatik münasebetlerin kurulmasının lüzumuna temas etmiştir. Süleyman, Suriye’den Beyrut’ta bir elçilik açmasını istemektir. Herhalde bundan sonra Şam’a fazla sorun çıkartmaz.
Bununla birlikte, bu geçici bir mütarekeden başka bir şey değildir. Yine taraflar Lübnan’da dengeleri kendi lehlerine çevirmek için fırsat kolluyorlar. Her an bir inkılap ihtimali daha var. Bunu en yüksek düzeyde itiraf edenlerden birisi de Katar Dışişleri Bakanı olmuştur. Her ne kadar Michel Süleyman’ın mazbata töreninde İran Dışişleri Bakanı Mutteki ile Suud Dışişleri Bakanı Faysal bir araya gelse de bu, karşılıklı iyi niyet görüşmesi ve anlaşma çabasından öteye gitmeyecektir.
Seçim kanunu gelecekteki bu sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü, aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır. İngiliz The Times gazetesi Doha Antlaşması’nı daimi bir antlaşma değil geçici bir pazarlık olarak tanımlamaktadır (26 Mayıs 2008). Hasan Nasrallah, “Galip mağlup yok, bundan sonra yaraları sarma zamanı.” dese de Beyrut’ta silahlar konuşmuştur ve Doha’da galip ve mağlup ortaya çıkmıştır. Lübnan’daki gruplar veya bölgesel müttefikler açısından bunun hazmı hiç de kolay olmayacaktır. Belki de Michel Süleyman rüzgarıyla birlikte bu yaz fazla sıcak olmadan atlatılabilecektir ama Lübnan’da herkesin gönlüne göre bir çözüme ulaşılamamış, bilakis güç gösterisi üzerinden bir zafer kazanılmıştır. Doha, uzun yolda sadece bir ateşkestir ve yaraları asla saramayacaktır.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: Kafkasya'daki savaşla kırılan fay hatları
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, ulu...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DOSYA: Çocuk istismarı ve ihmali: Türkiye ve dünyada durum
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişile...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...