Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 43

DÜNYA GÜNDEMİ; Vilayet seçimleri öncesi Şii gruplar arası gerilim PDF Yazdır E-posta
Yazar Emre Yıldırım   
ImageUzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cephesindeki önemli değişimleri ifade ediyor.

Amerikan işgalinin altıncı yılına giren Irak’ta, aradan geçen süre içinde değişen dengeler öylesine şaşırtıcı kombinasyonları bir araya getirdi ki, hiçbir şekilde bir arada bulunmaları mümkün olmayan aktörler zaman içinde ittifak yapmak, birbirleriyle olacağı tahmin edilen aktörler de ölesiye çatışmak durumunda kaldı.
Irak’ta halen devam etmekte olan Sadr-Hükümet çatışması bu durumu ispatlayan en güncel değişimi ifade ediyor. Sadr’ın öteden beri işgalcilere karşı bir tutum takındığı herkesin malumu. Ancak, Şii partilerin etkin olduğu hükümetin, Şii başka bir grupla çatışmaya tutuşması, zaman içinde grupların birbirleriyle mevzi savaşlarının, olayları önemli ölçüde etkilediğini de gösterdi. Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cephesindeki önemli değişimleri ifade ediyor. Sadr’ın hükümetle çatışması da Amerikan işgali ile çatışmaya girmenin ötesinde bir iç siyasi hesaplaşmanın izlerini taşımıyor değil.
ImageUzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cephesindeki önemli değişimleri ifade ediyor. Irak’taki alt-orta Şii nüfusun en önemli temsilcisi durumundaki Sadr, siyasi taban olarak Şii kitle içinde %25 paya sahip ve grubun 60 bin silahlı militanı bulunuyor. Hareket, sosyoekonomik taban olarak genç, dinamik ama bir o kadar da umutsuz gecekondu mahallelerindeki kitleye dayandığından ve 2003 yılıyla birlikte gelen yeni dönem, onlar için Saddam döneminden daha iyi bir durum ortaya koymadığından, Sadr’ın tabanındaki hoşnutsuzluk hep süregelmiştir.
Toplam 130 sandalyeli Şii blok içinde Sadr hareketi, 29 sandalye ile ikinci sırada bulunuyor ve Şiiler içinde tabanı %25 (Birinci %30 ve 36 sandalyeyle Hekim grubu.). Amerika desteğindeki hükümette aktif olarak rol alan Hekim grubu ve Dava Partisi, iktidarlarını güçlendirmek ve tüm otoritelerini ekim ayında yapılacak seçimler öncesinde Basra ile başkentin yanı başındaki mahallelere hakim kılmak için Sadr’la uzlaşılmasını istiyorlardı. Bu uzlaşma isteğinin en önemli sebebi ise Sadr’ın güneydeki tabanının oldukça güçlü olması ve hükümetteki Şii grupların orada kaybetmek istemeyişleri. Ekim ayında yapılacak olan vilayet meclisleri seçimleri, Sadr’ın tabanındaki değişimi ortaya koyacağı kadar, vilayetlere kimin hakim olacağını da belirleyecek. Şayet seçimler planlandığı gibi yapılır ve güneyde Sadr tüm oyları süpürürse, diğer Şii grupların ve Irak’ın geleceği için yepyeni bir dönemden bahsetmemiz için şartlar oluşmuş demektir. Bu arada İran, Şii gruplara eşit uzaklıkta durmaya çalışıp arada uzlaştırıcı bir ağabey rolü oynasa da iktidardaki gruplara daha yakın durması, çekişmede Sadr’ın elini zayıflatsa da, ailenin nüfuzu ve saygınlığı Mukteda’nın silinmesini zorlaştırıyor.
Son yapılan yoklamalar, başlardaki eğilimin aksine, artık Şiilerin %75’inin ABD varlığını kendi güvenliklerini kötüleştirici bir unsur olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ekonomik açıdan bakılınca da, 2003’ten bu yana hiçbir hükümet, fakir Şii halkın ekonomik durumunu iyileştirmede iyi bir performans gösteremedi, aksine durum daha da kötüleşti. Şii tabanın nabzını iyi biçimde tutan Sadr’ın, işgalciler aleyhine söylemi ve bunu silahlı grubunun operasyonal gücüne güvenerek yapması, ne Amerika’nın ne de hükümetin işine geliyor. Üstelik, tüm Şii grupların bir şekilde uyum sağladığı ABD’nin yeni güvenlik planlarına tek karşı çıkanın Sadr olması ve Amerikalılara karşı sık sık ayaklanması, tasfiye edilmesini kaçınılmaz hale getirmişti. Ancak burada, Sadr’ın şahıs olarak, kazanma garantisi olmaksızın işgal güçleri ile hiçbir çatışmaya girme isteklisi olmadığının fakat sahip olduğu çatışma potansiyeli nedeniyle işgalcileri rahatsız ettiğinin altını çizmek gerekiyor. Bu duruma paralel olarak, Şii ve Kürt grupların ağırlığındaki hükümet, siyasi, ekonomik ve etnik kaygılarla bir an önce tüm otoriteyi denetimine almak istiyor. Bu amaçla, sayısı 200 bini bulan ordu güçlerinin eğitim ve ekipmanları için 22 milyar dolar harcadığı halde, milis güçlerinin halihazırdaki varlığı onlar açısından olumsuz bir durum oluşturmakta.
Sadr’ın kendi içindeki tartışmalar ve yaşanan bölünmeler ile petrol özelleştirmeleri öncesinde Basra kentinin hükümetin tam kontrolüne alınması gibi faktörlerin de önemli rol oynadığı son çatışmaların, Sadr’ın askeri gücünü büyük ölçüde gerilettiği görülüyor. Yakın ve orta vadede Sadr’ın siyasete dönme ve silahlı direnişe yönelme arasında keskin bir seçim yapması ve bunun da grup içinde kesin bir bölünmeye yol açması büyük ihtimal.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: AVRUPA ; Almanya'da Vatandaşlığa Kabul Testi
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. H...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DOSYA: Çocuk istismarı ve ihmali: Türkiye ve dünyada durum
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişile...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...