Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 43

DOSYA; Küreselleşen açlık PDF Yazdır E-posta
Yazar Yrd. Doç. Dr. Sadık Ünay   
ImageAçlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl, unsur küresel kapitalist paradigmanın kendisidir.

“Küresel açlık” konusu da hazin bir son olarak tartışma gündemimize girdi nihayet. Sistemik meşruiyet kazanımı noktasında gösterilen tüm çabalara ve yapay söylem/politika inşalarına rağmen, kapitalizmin yapısal sorunları ve hiç de insani olmayan sınırsız kâr eksenli irrasyonalitesi, insanlığı 21. yüzyılın başında küresel açlık tehlikesini konuşur bir noktaya sürüklemiş bulunuyor.
Son dönemdeki küresel gıda krizi veya “açlığın küreselleşmesi” üzerinden, küresel ekonomik sistemin yönetişim sorunlarına dair çok sarih bir okuma yapmak da mümkün. Örneğin Braudel’e kadar giderek, konvansiyonel piyasa ilişkilerinin ötesine geçen kapitalist örgütlenme biçimlerinin tekelci, tahakkümcü ve rekabete karşı tabiatını hatırlayarak yola koyulabiliriz. Bu meyanda, sosyo-tarihi gerekçelerle tam kapitalistleşmenin sadece Anglosakson dünya, Avrupa ve Japonya’da gerçekleştiğini düşündüğümüzde, gerek uluslararası gerekse ülke içi sosyoekonomik statü grupları arasındaki derin eşitsizlikleri ve bu eşitsizlikleri yapısal olarak tahkim eden güç ilişkilerini normal karşılamamız gerekecektir. Ancak bütün bunlara rağmen, “beyaz adamın yükü”nden “küreselleşerek birlikte zenginleşmek” dönemine uzanan bir çizgide, küresel ekonominin, kapitalizmin merkezi ile çevresindeki ülke ve toplumların kabaca “kapitalist bir sosyoekonomik çerçeve içinde refah ve huzura kavuşacakları” tezinin farklı biçimlerde işlene geldiği de unutulmamalı.
20. yüzyılda, Bretton Woods sistemi ve BM’nin ekonomik kolları üzerinden, kapitalizmin tarihsel olarak ispatlanan yıkıcı etkilerini sınırlayacak etkin bir yönetişim mekanizmasının kurulacağı yönünde umutlar yeşermişti. Küresel hegemon rolüne soyunan ABD ve mihmandarı İngiltere’nin ekonomi-politik çıkarları doğrultusunda, 1950’li ve 60’lı yılların gelişmekte olan ülkelerin umutlarını besleyen görece bir istikrar dönemi olması da bu erken iyimserliği destekledi. Ancak küresel sistemin kurumsallaşan yönetişim mimarisinin yerleşmesi için, dekolonizasyon sürecinde bağımsızlıklarını kazanan az gelişmiş ülkelerin “aşağıdan” meşruiyet sağlayıcı katkılarına ihtiyaç vardı.
Image
Büyük plan, sistemin “taşra”sından bakıldığında kabaca şöyleydi: Egemen dünya güçlerinin sömürgeci sistemlerine yüzyıllardır cebren eklemlenen ve dekolonizasyon sürecinde bağımsızlıkları kerhen tanınan “üçüncü dünya” ülkeleri, liberal ticaret öğretisinin buyruklarını takip ederek küresel ekonomik oyuna katılacaklardı. Aktif ticaretteki “mukayeseli avantaj”larını takip ettiklerinde, kazan-kazan prensibinin gereği olarak, kendilerine göre bir kalkınma ve öndekilere yetişme (catch-up) yolu tutturacaklar ve kolonyal efendilerinin lütfettikleri borç ve yardımlara ihtiyaç duymadan varlıklarını sürdürebileceklerdi. Dönemin popüler öğretisi olan “modernleşme teorisi” tarafından siyasi ve sosyal dönüşüm boyutlarıyla desteklenen bu değişim projeleri manzumesi, Afrika ülkeleri başta olmak üzere ardı ardına pek çok ülkede “liberal demokrasi-piyasa ekonomisi” formülüyle hayata geçirilecek ve “bağımsızlar hareketi”nden ilhamla, daha adilane yeni bir “uluslararası ekonomik düzen” dahi talep edilecekti.
Fakat küresel kapitalizmin uzun süreli tarihsel devinimi içinde, iki savaş arası dönemin sıkıntıları, büyük buhranın yol açtığı sistemik çalkantılar ve II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerine karşı bir restorasyon dönemi olarak görülen Keynezyen aralığının, kapitalist genişleme dinamiğinin yapısını değiştirmediği kısa zamanda anlaşıldı. 1970’lerin başından itibaren patlayan uluslararası petrol ve borç krizleri, gelişmekte olan dünyanın erken gelişme umutlarını süpürüp, sistemin tepesindekiler ile dibindekiler arasındaki farkı daha da keskinleştiren neoliberal çerçeveli finansal (gazino) kapitalizmin de önünü açtı.
Sanal ortamda sürgit ticari işlemlerin yapıldığı; yerkürenin finansal sermayeye ev sahipliği yapan birkaç şehri arasındaki hisse senedi, tahvil, bono, türev ticaretinin üretime dayalı ekonomi ile ilişkisinin koptuğu ve tıpkı petrol ile değerli taşlarda olduğu gibi tahıl ve yiyecek maddelerinin de uluslararası spekülasyon konusu olduğu bir dünyada, açlığın yayılması değil küreselleşmemesi sürpriz olurdu. Geldiğimiz noktada, Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerin pek çoğunda küresel ısınmaya paralel olarak artan kuraklık, spekülatif etkiler, biyoyakıt üretimi gibi sebeplerle tahıl ve temel gıda fiyatları, özellikle düşük gelir gruplarındaki milyonlarca insanın geçimini tehdit eder bir noktaya doğru hızla ilerlemekte. Buna bağlı olarak küresel yönetişim sisteminin başarısız aktörleri; Mısır, Senegal, Hindistan, Yemen ve Meksika dahil 33 ülkede açlıktan kaynaklanan siyasi-sosyal kaos, toplu ayaklanma ve yağmalama tehlikesinin had safhada olduğunu belirtmekteler. Tony Blair gibi mesiyanik liderlerin gayretleriyle çalışmalarını 2015 yılında dünyada fakirliği yarıya indirmek dahil, pek çok abartılı hedef içeren “Milenyum Kalkınma Hedefleri”ne endeksleyen BM ile, yaklaşık 20 yıldır “fakirliği azaltma” şarkıları söyleyen Bretton Woods kuruluşlarının tüm inandırıcılık ve güvenilirliklerini yitirdikleri de ortada.
Açlığın küreselleşmesi riski altında iflas eden asıl unsurun küresel kapitalist paradigmanın kendisi olduğu daha derin bir analizle görülebilir. Kâr ve verimlilik söylemleri ile gerçek rekabeti yok eden; yaşam hakkı dahil cari tüm insani ihtiyaçları imtiyazlı bir “yatırımcılar” grubunun çıkarlarının türevi olarak gören; spekülasyon ve şişirilmiş kazanç alanları üretme noktasında sınır tanımayan ve hiçbir ahlaki nosyon ile sınırlanamayan kapitalist bir paradigma bu. Dünya üzerinde epey bir zamandır açlığın kaderin bir cilvesi olmadığının ve sessiz sedasız kitlesel cinayetlere doğru yol alan bu  paradigmanın en büyük zaaflarının en büyük kuvvetlerinde yattığının da farkındayız.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEY ASYA; Siyaset rayına oturdu, sorunlar büyüyor
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şe...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...