Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 43

DOSYA; Çözüme, doğru tespitle başlamak PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
DOSYA; Çözüme, doğru tespitle başlamakBugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir insan hakkı ihlali olarak bakmanın vakti çoktan geldi ve geçiyor. Sorunun temelinde insan hayatı olduğu müddetçe açlık bir hak ihlalidir.

İnsanlık tarihinin son 2000 yılında, bilinen büyük kıtlık vakıalarının sayısı 160’tır. Bu kıtlıklarda 200 milyonu aşkın insan açlık sebebiyle hayatını kaybederken, açlıktan en büyük ölümlerin 20. yüzyılda meydana gelmesi ise bu tablonun asıl çarpıcı yönünü ve çelişkisini oluşturuyor.
Açlığın yol açtığı kitlesel ölümlerin en az yarısının sadece 20. yüzyılda meydana gelmesi, üstelik bunun, tüm uluslararası kurumların insan hayatının onurunu korumaya yönelik en büyük atılımları yaptığı bir çağda yaşanması ayrı bir ironi olsa gerek.
Bu kadar insan bir savaşta, katliamda ya da bombalı saldırıda hayatını kaybetse idi, kuşkusuz o savaşın aktörleri savaş suçları mahkemesinde yargılanıp, tıpkı II. Dünya Savaşı’ndan sonra Nazi yöneticilerine yapıldığı gibi ağır cezalara çarptırılırlardı. Yani uluslararası hukuk işletilip benzer bir durumun bir daha yaşanmaması için önlemler alınmaya çalışılırdı. Ama aynı sayıda insan açlıktan hayatını kaybettiği halde bununla ilgili hiçbir yaptırım olmaması; bu ölümlerde hiç kimsenin sorumluluğu olmadığından değil, bununla ilgili uluslararası düzenlemelerin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır.
BM raporları, açlık sorununun her geçen yıl katlanarak arttığını ortaya koyarken, ömrünün ilk yıllarında yeterli beslenemeyen çocukların ya erken yaşta hayatını kaybetme ya da kronik zayıflık sebebiyle ömür boyu birtakım hastalıklardan muzdarip olma gibi sonuçlara maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Her iki halde de “yaşam hakkı” tehdit altına girmektedir. Tehditten öte, milyonlarca insan bilakis hayatını kaybetmekte ya da sakat kalmaktadır.
Image
Bu insanların her birinin birer ülke vatandaşı olduğu gerçeğini düşündüğümüzde de “vatandaş” olmalarından kaynaklanan temel ve medeni hakları olduğu unutulmamalıdır.
“Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.” ifadesi İnsan Hakları Bildirgesi’nin üçüncü maddesidir.
Yaşam hakkını garanti altına alan tüm BM sözleşmeleri ve özellikle insan hakları bildirgelerinin, hâlâ neden açlıktan ölüme sebebiyet veren siyasi otoriteler, çarpık kalkınma modelleri ile Afrika ve Asya’daki ülkelere on yılları kaybettiren Batılı hükümetlere herhangi bir yaptırım öngörmediği, tartışılması gereken önemli bir problem ve sorunun çözümünde ciddi bir engel olmayı sürdürmektedir.
“Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır.” aynı bildirgenin dördüncü maddesidir.
Milyonlarca insanın açlık ya da buna bağlı sebeplerle istismara açık hale gelmesi ya da çok kötü koşullarda çalışmaya mecbur kalması gerçeği, bu çağın köleliği olarak yorumlanmayacaksa, bu maddede belirtilen kölelik nasıl bir köleliktir ki, daha yazıldığı çağda hiçbir işleve sahip olmamaktadır. İnsanların ömürlerinden çalınan yılların tazminatını ödemeye kimse mecbur bırakılmadığı gibi, daha iyi imkanlarla çalışmak için Avrupa’ya gitmek üzere yollara düşen milyonlarca göçmenin, eğer Avrupa sınırlarında ölmedilerse, yolda ve Avrupa içinde istismarının faturasını da sadece insan kaçakçılarına kesmek ne derece tutarlı olacaktır.
“Herkesin, anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.” diyen sekizinci madde, açlığa mahkum edilmiş ve hayatta kalma, onurlu yaşama ve güvenli bir yaşam hakları ellerinden alınmış olan insanlar için, yani dünya nüfusunun yedide birini aşkın insan için, uygulanmayacak ise kim için tatbik edilecektir?
“Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.” diyen 23. madde ile “Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücret hakkı vardır.” diyen üçüncü fıkra, bugün bir milyarı aşan işsizin ve 800 milyonu aşan aç insanın hak arama mücadelesinde temel kaynaklığı oluşturmamışsa, buna uygun hiçbir uluslararası önlem düşünülmemişse, bu bildirgenin göstermelik bir slogandan ibaret olduğu savını kim çürütecektir?
BM’nin resmi istatistiklerine göre 800 milyondan fazla insanın aç olduğu ve her beş saniyede bir çocuğun açlık ve açlığa bağlı sebeplerden hayatını kaybettiği dünyamızda, “Bunun sorumlusu kim?” sorusunun yanıtı net olarak verilemiyorsa; bütçelerinin %20’sini silahlanmaya ayırdıkları halde, halka iş imkanları oluşturmak için %1’i bile çok gören yönetimler herhangi bir yaptırıma uğramıyorsa, ya da gelişmekte olan ülkeleri borç batağına saplayıp her yıl bir trilyon dolar faiz gelirini kendi zenginlerinin cebine pompalayan Batılı hükümetler hukuken sorumlu tutulamayacaksa, kısacası açlık felaketinin insan eliyle olan kısmı konusunda hiç kimse ceza almayacaksa, bundan sonra da milyonlarca insanın ölümünü beklemekten başka hiçbir seçeneğimiz kalmamış demektir.
Gelişmekte olan ülkelerdeki milyonlarca çiftçi, Avrupalı gıda devlerinin insafına terk edilmiş bir şekilde, insanlık dışı koşullarda köle gibi çalışıp dururken, birkaç kilometre ötesinde kendi yurttaşlarının açlıktan ölümü karşısında hiçbir şey yapamayan bu insanların haklarını kim savunacaktır? Kendi emekleri üzerinden Avrupalı ve Amerikalı gıda dağıtıcıları milyarlar kazanırken, hayatta kalıp kalmama arasında gidip gelen milyonlarca insanın hakkını “bir insan hakkı ihlali” olarak görmeyeceksek bu durumu hangi kelimerle ifade edeceğiz?
Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir insan hakkı ihlali olarak bakmanın vakti çoktan geldi ve geçiyor. Sorunun temelinde insan hayatı olduğu müddetçe, açlık bir hak ihlalidir.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...

DOSYA: Çocuk istismarı ve ihmali: Türkiye ve dünyada durum
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişile...