1.
İSLAM COĞRAFYASI; Özgürlük savaşının tarihi adı: Moro
: Zeliha Sağlam
Bangsomorolular, bölgeye ait enstrümanları tagonggo ve kapanirong ile özgürlüğe adanmış tarihleri, yok olmaması için ellerinden geleni yaptıkları kültürleri ve öz değerleri için ağıtlar yakıyor…
2.
İKTİBAS; Geleceğin önüne kurulan bentler: Barajlar
: Barbara Rose Johnston * Günümüzde el değmemiş yeni su kaynaklarının bulunduğu topraklarda yaşayan yerel halklar, etnik azınlıklar ve diğer görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalkınma”nın önünde engel olarak görülüyor.
4.
DOSYA; Çözüme, doğru tespitle başlamak
: Ahmet Emin Dağ Bugün tüm uluslararası sözleşmelerde de belirtildiği gibi, insanın en önemli hakkı “yaşam hakkı”dır. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açlık ise bu en önemli hakkı tehdit eden başlıca düşmandır. İnsan hayatı korunacaksa, açlık sorununa bir insan hakkı ihlali olarak bakmanın vakti çoktan geldi ve geçiyor. Sorunun temelinde insan hayatı olduğu müddetçe açlık bir hak ihlalidir.
5.
DOSYA; Küresel gıda krizi: Nedenleri sonuçları ve öneriler
: Battal Doğan
İnsanlar dünyada yeterince gıda olmadığı için değil, alım güçleri ve paraları olmadığı için, yani yoksul oldukları için açlık riski altında hayatlarını sürdürüyorlar. Yaşanan adaletsizliğin, eşitsizliğin ve dengesiz gıda dağılımının sebeplerini ve müsebbiplerini araştırmak ve bilmek, açlık sorununu çözmede yerinde ve sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
7.
DOSYA; Dünyada ve Türkiye'de açlık sorunu
: Doç. Dr. Mustafa Acar *
İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden birini açlık sorunu oluşturmuş; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açlık “mahşerin dört atlısı”ndan biri sıfatıyla anılmıştır. Bunun gayet anlaşılabilir nedenleri vardır: İnsan, hayata tutunabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için karnını doyurmak zorundadır. Dahası, sadece ölmeyecek kadar karın doyurmak yetmemektedir. İnsanın hayatını anlamlı kılacak ekonomik, siyasi, kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılabilmesi, üretebilmesi ve değer yaratabilmesi sağlıklı olmasına, sağlıklı olması da iyi beslenebilmesine bağlıdır.
8.
DOSYA: AÇLIK KADER DEĞİLDİR
: İHH Artan gıda fiyatları açlık sorununun derinleşmesine neden olarak gösteriliyor; ancak gıda fiyatlarının artması ve açlığın yaygınlaşması, sadece gıda stokları ve iklim şartları ile ilgili değildir. Bu durum, gıda borsasından ve market spekülasyonlarından, biyoyakıt üretiminden, doğal kaynakların tüketiminden, gelişmekte olan ülkelerdeki yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürülmesinden, dahası kuzey ülkelerinin güney ülkeleri ile kurduğu ilişki biçiminden bağımsız düşünülmemelidir.
448 Hit
9.
DÜNYA GÜNDEMİ; Bağımsız Kosova Hristiyanlaşıyor mu?
: Zeynep Özbek 17 Şubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halkımızın demokratik yollarla seçilmiş liderleri olarak Kosova’nın bağımsız ve hakim bir devlet olduğunu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’nın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90’ı Müslüman olan bir Avrupa ülkesinin bağımsızlığına kavuşması açısından İslam aleminde sevinçle karşılandı. Ancak öyle görülüyor ki, olayın ardında dinin de işe alet edildiği çok farklı siyasi hesaplar yatmakta. Bağımsız Kosova bugün özgürlük ve insani yardım maskesi altında misyonerlerin hedefi haline gelmiş durumda.
10.
DÜNYA GÜNDEMİ; KAFKASYA: Kafkas çocuklarını yiyip bitiren gizem
: Fehim Taştekin
Küçük Dinara okul koridorunda hissettiği bir kokunun ardından nefes alamayıp yere yığıldı. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra boğazında şiddetli ağrılar hissetmeye başladı. Sonrasında da geçici bir hafıza kaybı yaşadı. Durduk yere çığlık atmaya başladı. Halüsinasyonlar arsız bir nöbet gibi gelip gitti. Bu sadece Dinara’nın hikayesi olsaydı mesele değildi belki. Ancak küçük kızın yakın ve uzak bütün arkadaşları, tamı tamına 93 çocuk, gizemli bir hastalığın pençesine düşmüştü. Dinara, Rus işgalinin nüfusunun dörtte birini, yani 250 bin ferdini yuttuğu, felaketlerin kanıksanıp katliamların sıradanlaştığı Çeçenya’nın şanssız evladı, talihsiz neslin bir halkası...
11.
DÜNYA GÜNDEMİ; Yemen'de kuzeyden yükselen ateş, Sana'yı da kuşatacak mı?
: Ahmed el-Kureyşi Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle ayrılıkçı el-Husi taraftarları arasında, binlerce kişinin hayatını kaybettiği silahlı çatışmaların yaşandığı Yemen, geçtiğimiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla karıştı. 2004 yılından beri devam eden şiddetli çatışmaların ardından böyle bir gelişme yaşanması çatışmaların daha da sertleşeceği ve ülkenin yine bir iç savaşa sürükleneceği yönünde görüşleri kuvvetlendiriyor.
12.
DÜNYA GÜNDEMİ; Vilayet seçimleri öncesi Şii gruplar arası gerilim
: Emre Yıldırım Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararları, Amerika’ya kök söktüren Sünni aşiretlerin, en azından önemli bir bölümünün, Amerikalılara karşı savaşmaktan vazgeçmesi, Irak cephesindeki önemli değişimleri ifade ediyor.
13.
DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Lübnan'da devr-i Süleyman
: Mustafa Özcan Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüşmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortadoğu’nun minyatürü ve aynasıdır ve mayın tarlasıdır. Ortadoğu’daki karmaşa ilk önce ona yansır ve kozlar orada paylaşılır.
14.
DÜNYA GÜNDEMİ; Kasırgaya rağmen referandum, cuntaya rağmen yaşam: Myanmar gerçeği
: Tuba Nur Sönmez Önce Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleşti, şimdi de Myanmar oldu Güneydoğu Asya’nın bu fakir ülkesi. Altın Buda heykelleriyle dolu tapınaklarında bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etrafında pervane olup alacakları bir dolar karşılığında bir dolu hediyelik döken satıcılar şimdinin değil, yılların tablosunu yansıtıyor. “Hazine üzerinde oturan dilenci” benzetmesi, doğal kaynakları düşünüldüğünde Myanmar için canlanıyor gözlerimizin önünde.
15.
DÜNYA GÜNDEMİ; Güney Afrika Cumhuriyeti'nde yabancı düşmanlığı
: Mustafa Efe Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine doğru gidiyor. 1994’e kadar beyaz azınlığın siyah çoğunluğa uyguladığı ırkçı şiddet, şimdilerde Afrikalı göçmenler üzerinde yoğunlaşıyor. Göçmenlere karşı yapılanlar, ülkede tam bir iç savaş görüntüsü oluşturuyor.
17.
DÜNYA GÜNDEMİ; Burundi tekrar iç savaşın eşiğinde
: Rodrique Buvaye Burundi, farklı isyancı grupların iktidara gelmeleri nedeniyle soykırımlardan ve soykırım suçlamalarından başını alamıyor. Bir zamanların isyancıları gün gelip iktidar olunca diğerleri isyancı konumuna düşüyor. Şu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karşı soykırımları ile bilinen bir Hutu organizasyonu.
18.
DÜNYA GÜNDEMİ; Sonu gelmez yolsuzlukların başkahramanı: BM Barış Gücü askerleri
: Doç. Dr. Berdal Aral
Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü askerlerinin, görev yaptıkları ülkelerde çatışan taraflar arasındaki ateşkes hattının korunmasını sağlamak, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek, gerektiğinde isyancı grupların silahsızlandırılmasını sağlamak gibi “barış” için büyük önem taşıyan pek çok görevi var. Şu anda dünyanın çeşitli çatışma bölgelerinde 100 bin kadar BM Barış Gücü askeri görev yapıyor. Ne yazık ki, son yıllarda bu askerlerin, en azından bir bölümünün, görev yaptıkları ülkelerde bazı yasa dışı faaliyetlere giriştiği ortaya çıkarıldı.
19.
Kısa Kısa
: İHH Irak Savaşı’nın milyonerleri kimler? Savaş ve işgal, bir yandan yüz binlerce insanın hayatına mal olurken diğer yandan işgalci güçlerin servetlerini artırıyor. OMB Watch adlı kuruluşun yaptığı araştırma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlasının Irak’taki işgal ve yıkımdan para kazandığını ortaya koydu. Yayımlanan rapora göre; 151 Kongre üyesi Irak Savaşı’nın ilk yıllarında Pentagonla anlaşmalı olarak Irak’ta faaliyette olan şirketlere yaklaşık 196 milyon dolar para yatırdı. Bu şirketlerin 2006 yılında, Irak’taki faaliyetlerinden dolayı ABD hükümetinden aldığı toplam meblağ ise yaklaşık 275,6 milyon dolar. Irak’taki ihalelerden en fazla parayı kazanan Kongre üyelerinin 3,2 milyon dolarla Cumhuriyetçi James Sensenbrenner ve 2,6 milyon dolarla Demokrat Senatör John Kerry olduğu açıklandı. Kongre’nin Irak Savaşı’nı izleyen organı Senato Dışişleri Komitesi üyelerinin de Savunma Bakanlığı ile çalışan şirketlerdeki yatırımlarından 44 milyon dolar gelir elde ettikleri belirtiliyor.
Tibet’teki olaylarda 30 mahkumiyet Çin’in özerk bölgesi Tibet’te, geçtiğimiz mart ayında yaşanan şiddet olaylarına karıştığı öne sürülen 30 kişi hapse mahkum edildi. Lasa Orta Halk Mahkemesi’nin verdiği kararla üç sanığa ömür boyu, yedi sanığa 15’er yıl ve 20 sanığa 3 ila 14 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. 14 Mart’ta Çin karşıtı protesto olarak patlak veren olaylarda 7 okul, 5 hastane, 120 ev ve 908 dükkan yağmalanmış, yaklaşık 244 milyon yenlik (35 milyon dolar) hasar meydana gelmişti. Kararı duyuran resmi Şinhua haber ajansı, yaşanan olaylarda 18 sivilin ve bir polis memurunun öldüğünü, yüzlerce sivilin ve polis memurunun da yaralandığını haber vermişti.
Pakistan’da Guantanamo benzeri hapishane The Guardian gazetesi, İngiltere’nin Pakistan’da Guantanamo benzeri bir hayalet hapishane kurduğunu açıkladı. İngiliz yetkililerin terör zannıyla tutukladıkları İngiliz vatandaşlarını işkence ederek sorguladıklarını öne süren gazetenin haberine göre, gizli sorgulama merkezi, Ravalpindi şehrinin Saddar semtinde, yüksek duvarlarla çevrili ve kameralarla gözetim altında tutulan bir bölgede bulunuyor. 2004 yılında bu merkeze getirildiğini ve 10 ay boyunca işkence gördüğünü söyleyen İngiliz vatandaşı Selahattin Emin dışında onlarca kişinin daha burada kötü muameleye maruz kaldığı tahmin ediliyor. Her gün bir yenisi açıklanan bu illegal hapishaneler için dünya sessizliğini bozabilecek mi, merak konusu.
ABD 2500 çocuğu tutuklamış Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU)’nin mayıs ayının ortasında yayımladığı bir rapora göre, Irak ve Afganistan’da 2002 yılından bu yana 18 yaşından küçük 2500 çocuk, ABD güçleri tarafından tutuklandı. Rapora göre, Irak ve Afganistan’da çocuk yaştaki tutuklular, ABD güçleri tarafından gözaltına alınıp delil gösterilmeksizin aylarca tutulabiliyor. Nisan 2008 itibarıyla, Irak’taki Amerikan askeri tesislerinde halen 500 çocuğun tutulduğu belirtiliyor. Afganistan’da ise Bagram Üssü’nde halihazırda 10 çocuk tutuluyor. Raporun açıkladığı bir diğer vakaya göre, ABD güçleri tarafından Afganistan’da tutuklanan çocuklardan sekizi, hukukun kara deliği olarak bilinen Guantanamo’ya sevk edilmiş.
Misket bombalarının kullanımı yasaklanıyor, üretici ülkeler anlaşmaya katılmadı İrlanda’nın Dublin kentinde misket bombalarının kullanımının yasaklanması amaçlı gerçekleştirilen konferansta 100’ün üzerinde ülke temsilcisi misket bombalarının kullanımı ve stoklanmasını yasaklayan anlaşmayı imzaladı. Mayın özelliği taşıyan misket bombaları yüzünden dünyanın birçok ülkesinde savaş bittikten uzun yıllar sonra bile insanlar yaralanma veya ölüm tehlikesi ile burun buruna yaşıyor. Silahlanmanın dünya ülkelerinin harcamalarında ön planda olduğu günümüzde bu anlaşma anlamlı görülebilir ancak misket bombalarının üreticilerinin konferansa katılmamaları kafalarda soru işareti bırakıyor. ABD, Rusya, Çin, İsrail, Hindistan ve Pakistan gibi misket bombası üreticisi ülkelerin anlaşmaya imza atmasını beklemek fazla iyimserlik olacak gibi. Zira Amerikan yönetimi, savaş bölgelerinde askerlerinin güvenliği için misket bombalarının kullanılmasına devam edeceklerini bildirdi.
Yüzer hapishanelerde işkence yolculuğu İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre; ABD, Guantanamo ve Diego Garcia gibi askeri üslerinin yanı sıra, savaş gemilerini de hapishane olarak kullanıyor. İnsan hakları kuruluşlarına göre, 2001’den beri ABD’nin en az 17 “yüzer hapishanesi” olduğu biliniyor. ABD Başkanı Bush’un bu tür yapılanmaların durdurulduğunu açıkladığı 2006’dan itibaren en az 200 tutuklunun bu hapishanelere nakledildiği ve sorgulanmak üzere ABD’den başka ülkelere taşındığı gelen bilgiler arasında. Yüzer hapishanelerde, ABD’nin 2007 yılında Kenya, Somali, Etiyopya ve Cibuti’de gerçekleştirdiği operasyonları sırasında kaçırdığı “terör zanlıları”nın da tutulduğu sanılıyor. Halihazırda ABD, 26 bin kişiyi gizli hapishanelerde sorgulamaya tabi tutuyor. 2001 yılından bu yana kaçırılan, tutuklanan ya da ABD’nin operasyonları esnasında “kaybolan” kişi sayısının ise 80 bine ulaştığı tahmin ediliyor.
400 Hit
20.
43. Sayı Sunuş
: İHH Değerli Okuyucularımız, Son aylarda yoğun olarak medyada yer alan, dünya gıda stoklarının azalmaya başladığı haberlerinden sonra birçok ülkede tahıl ve bakliyat fiyatlarının fahiş oranda yükselmesi, Yemen ve Mısır gibi ülkelerde gıda fiyatları için çıkan isyanlar, açlık tehlikesinin dünyayı sarmaya başladığını ve tehlikenin artarak devam edeceğini göstermektedir. Peki, gıda stoklarının gerçekten tükeneceği doğru mu? Dünyanın bazı yerlerinde insanlar pervasızca tüketirken bazı yerlerde de açlık sorununun yaşanması, açlığın bir kader değil uygulanan ekonomik ve siyasi politikaların sonucu olduğunu gösteriyor. Hakkı gözetmeyen, sömürüye dayanan anlayışlar müreffeh ülkeleri beslerken yoksulluğun yaşandığı coğrafyalar açlıkla karşı karşıya kalıyor. Gıda fiyatlarının yükselmesi ve alım gücünün düşmesiyle oluşan ve gittikçe yayılacak olan açlığın yoksul insanların yaşadığı bölgeler için büyük bir tehlike olacağı ve halklar arası çatışmalara sebep olacağı da ekonomistler tarafından sıklıkla vurgulanıyor. Bu ay dergimizde açlık konusunu işleyerek, bir insan hakkı ihlali olarak açlığı, küresel boyutları ile açlığa sebep olan etkenleri ve yayılan açlık tehlikesini azaltmak veya ortadan kaldırmak için alınması gereken tedbirleri dosya konumuza taşıdık.
DOSYA; Irak'ın Sessiz Çığlığı: Sonuç ve öneriler 2003 yılından bu yana Irak’ın içinde bulunduğu koşullar, olumsuz ambargo mirası üzerine bindiğinden çok büyük bir yıkıma neden olmuştur. İşgal sonrası uygulanan yanl...
Afrika’da tarımın bugün içinde bulunduğu durum, büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet eden, doktrinlere sıkı sıkıya bağlı ekonomi modellerinin koca bir kıtanın ...
45. Sayı Sunuş Değerli Okuyucularımız, Geçtiğimiz temmuz ayında, 1995 yılında Srebrenitsa’da katledilen Müslümanları anma merasimi için bölgedeydik. BM Barış ...