Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 42

DÜNYA GÜNDEMİ; AFRİKA: Afrika'nın büyük güçlerle hesabı PDF Yazdır E-posta
Yazar İHH   
AFRICOM ile Afrika’yı kendi askeri çıkarları için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD, bu girişimiyle AB’nin yanısıra Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin de kıtadaki askeri girişimlerini yakın takibe alabilecek.
Image

Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının bolluğu yanında coğrafi konumunun da bir sonucu olarak Afrika kıtası, tarih boyunca güçlenen her devletin ilgi odağı oldu ve halen de olmaya devam etmekte.
Çok değil daha 25-30 sene önce açlığa ve sefalete mahkum edilen kıta, artık uluslararası zirvelerin odağı haline geldi. Avrupa Birliği ile üçüncü zirvesini 2007 Aralık ayında gerçekleştiren Afrika kıtası, 2006 yılı sonunda Çin ile, 2008 yılı Nisan ayında ise Hindistan ile birer zirve yaptı. Bu zirveler, aslında zengin hammadde kaynaklarına ihtiyaç duyan güçlerin Afrika ülkeleri ile daha yakın temas kurup bu ülkelerden olabildiğince fazla istifade edebilmeleri için ciddi birer fırsat.
Afrika ülkelerinin gerek Avrupa Birliği gerekse Çin, hatta en son Hindistan ile yaptıkları zirve dahil bütün buluşmalar, kıta üzerinde kimlerin ne hesap peşinde olduklarını gözler önüne sermekte. Her bir zirvenin gerçekleşme aşamasında ve sonrasında ilgili ülkelerle bu kıtanın karşılıklı ithalat ve ihracat verileri ortaya konularak gelinen aşamalar göz önüne serilmekte. Daha da önemlisi, zirvelerin düzenlenme aşamasında Afrika kıtasının giderek artan itibarı da dikkatlerden kaçmamakta. Hatta bazı ülkelerin Afrika ülkelerinden bir kısmını dışlama girişimleri dahi geri tepebilmekte. Bunun en güzel örneği, 3. Avrupa Birliği-Afrika Zirvesi’nde yaşandı ve Zimbabve Devlet Başkanı Robert Mugabe, İngiltere’nin her türlü siyasi manevrasına rağmen, Portekiz’in başkenti Lizbon’daki zirveye katıldı. Yine Afrikalı devlet adamları, Avrupalı meslektaşlarının gözlerinin içine baka baka kendilerine geçmişte reva gördükleri gayriinsani davranışları defalarca hatırlattı. Özellikle bu son zirve, aslında eski sömürgeci devletlerin Afrika ülkeleri için vazgeçilmez tercihler olmaları yerine, iş birliği temalarına ağırlık verilen bir atmosferde gerçekleşti.
ImageÇin ve Hindistan zirvelerine gelince; 2006 yılı sonunda Pekin’de yapılan zirve tam bir gövde gösterisine dönüştü. Öyle ki bu zirveye olan yüksek katılım, dünyaya parmak ısırtacak cinstendi. Zirvede 44 Afrika ülkesi, devlet başkanı veya hükümet başkanı seviyesinde temsil edildi. Bu da Çin’in kıta üzerinde son yıllarda takip ettiği çok yönlü siyasetin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından son derece manidardı. Bütün uluslararası kuralları gerektiğinde bir tarafa bırakması sebebiyle bir çok eleştiri alsa da, dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi, menfaatleri için Afrika’da belirlediği çizgisini devam ettirmekte. Çin, Doğu Türkistan, Tibet ve Milliyetçi Çin olarak da bilinen Tayvan’da işlenen insan hakları ihlalleri noktasında herkese adeta meydan okurken Afrika’daki birçok siyasi krizin arka planında olmaktan da kaçınmıyor. Sudan’da yaşanan Darfur meselesinin yoğun hak ihlallerinin olduğu bir soruna dönüşmesinde Çin’in tutumu devamlı eleştirilmekte. Kıtada kriz yaşanan bölgelere silah sattığı yönündeki ithamlar karşısında, bu bölgelerdeki silahların sadece %3’ünün Çin’den ithal edilen silahlar olduğunu iddia eden Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ile ABD gibi ülkelerin Afrika silah piyasasında çok daha etkin olduklarını ileri sürmekte.
 7-8 Nisan 2008 tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenlenen Afrika-Hindistan Zirvesi ise bir gerçeği daha ortaya koydu. Asya’nın Çin’den sonraki ikinci büyük ülkesi olan Hindistan da artık bu rekabet ortamının dışında değil. Gerçi 1990’lı yılların başına kadar Afrika ülkeleriyle bir milyar dolara yaklaşan ticaret hacmiyle Hindistan, Çin’den çok ileri seviyedeydi. Ancak Çin, özellikle son 10 yılda Afrika’ya o kadar büyük ilgi duymaya başladı ki, 2007 verilerine göre Çin, 55 milyar dolarlık bir ticaret hacmini yakalarken Hindistan 25 milyar dolar gibi bir seviyede kaldı. İki dev güç arasındaki rekabet, her iki devletin başkentlerine giden Afrikalı devlet adamlarının katılım oranlarıyla da kendisini gösterdi. Çin’deki zirveye neredeyse bütün Afrikalı devlet adamları en üst seviyede katılırken Hindistan’da bu rakam yedi ile sınırlı kaldı. Ayrıca Hindistan basınında bu zirve ile ilgili çıkan haberlerde, Çin ile Afrika konusunda bir rekabet içinde olmadıklarının ısrarla vurgulanması, aslında şuur altında bu konuların inceden inceye işlendiğinin de bir işareti. Bir diğer husus ise, tıpkı Çin gibi Hindistan’ın da -Keşmir meselesi- insan hakları ihlallerinde dünyaya hesap verme endişesi taşımıyor olması ve Afrika’da yaşanan insanlık dramlarından ziyade kendi ekonomik menfaatlerini öncelemesidir.
Sovyetler’in yıkılışından sonra kendisini dünyanın tek süper gücü olarak gören ABD’ye gelince; henüz üç asrını doldurmadığı tarihi boyunca ilgilenmediği Afrika kıtasına günümüzde ciddi derecede alaka duymakta. ABD öncelikle, Afrika’nın başta petrolleri olmak üzere diğer zenginliklerini elde etme telaşı içinde hareket etmekte ve kıta ülkelerini kendisiyle iş birliği yapmaya zorlamaktadır. Özellikle 11 Eylül sonrasında Afrika kıtasını adeta abluka altına alma hevesine kapılan ABD, el-Kaide’yi bahane ederek birçok ülke ile yakın askeri temas kurdu. İlk önce askerlerini yerleştirmek için kıtanın hem en fakir hem de en savunmasız ülkesi olan eski Fransız sömürgesi Cibuti’yi tercih etti. Burada bulunan ve 4000 askerden oluşan Fransız askeri birliğinin yarıya indirilmesini sağladıktan sonra bu ülkeyi kendisi için kıtadaki yegane askeri üs olarak belirledi.
Cibuti küçük bir ülke olmasına rağmen ABD’nin sadece Afrika’daki operasyonları için değil, aynı zamanda başta Yemen olmak üzere bütün Arap yarımadası için stratejik bir konum arz etmekte. ABD’nin askeri planlarının gerçekleştirilmesi için de, Bush’un isteğiyle, Afrika’da yapılacak bütün güvenlik ve askeri operasyonları idare etmek üzere Pentagon tarafından 2007 yılında askeri bir birim kuruldu. 2007 yılına kadar içlerinde Avrupa’nın tamamı, Türkiye, Grönland, beş Orta Asya ImageCumhuriyeti hariç eski Sovyetler Birliği toprakları, Mısır, Sudan, Cibuti, Kenya, Somali, Eritre, Etiyopya ve Madagaskar hariç Afrika’nın tamamı dahil olmak üzere toplam 34 milyon km2’lik geniş bir coğrafya, Birleşik Devletler Avrupa Komutanlığı (EUCOM)’na bağlıydı. Birleşik Devletler Afrika Kumandanlığı (USAFRICOM veya kısaca AFRICOM) adıyla kurulan ve 30 Eylül 2008 tarihinde faaliyetlerine başlayacak olan bu yeni askeri yapılanmanın merkez karargahı şimdilik Almanya’nın Stuttgart şehrinde olacak. Ancak Amerikan Savunma Bakanlığı daha sonraki bir tarihte bu komutanlığın merkez karargahını herhangi bir Afrika ülkesine taşıyabilecek. Halen ABD’nin en gelişmiş askeri birliği, Cibuti’deki Fransız birliği ile yan yana bulunmakta. AFRICOM ile Afrika’yı da kendi askeri çıkarları için müstakil bir üs haline getirecek olan ABD’nin bu girişimiyle Avrupa Birliği’nden ziyade Çin ve Hindistan gibi Asya devlerinin bu kıtadaki askeri ve güvenlik girişimlerini de yakın takibe alacağı şimdiden ileri sürülmekte.
Kısacası Çin ve Hindistan gibi hızla gelişen ve geliştikçe de dünyanın hammadde kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyan iki Asya devi, her geçen gün belirsiz bir geleceğe doğru sürüklenen Avrupa Birliği karşısında Afrika üzerinde ne kadar etkili olabilecekler? Dünyadaki bütün insan hakları ihlallerini, kendi menfaatlerini önceleyerek çözme iddiasındaki ABD’nin Afrika kıtası üzerindeki özellikle askeri emelleri, 21. yüzyılı bu kıta toplumları için içinden çıkılamaz krizlerin yeni yumağı haline getirebilir. İşte böylesine hassas bir noktada Afrika ülkeleri kendi kıtalarını pazarlamak yerine ona sahip çıkıp rekabet ortamının imkanlarından en üst seviyede istifade etme siyaseti geliştirmek durumundadırlar.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DÜNYA GÜNDEMİ: AVRUPA ; Almanya'da Vatandaşlığa Kabul Testi
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. H...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...