Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 42

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTA ASYA: Meşalenin ışığında görülenler PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahsen Utku   
ImageTerörle mücadele adı altında Uygur Türkleri ve Tibet üzerindeki baskısını giderek artırmakta bir sakınca görmeyen Çin’de, 2008 Ağustos ayında başlayacak olimpiyat oyunları yüzünden güvenlik paranoyası zirveye çıkmış durumda.

“Bağımsız Tibet!” Böyle bağırmıştı dünyaca ünlü İzlandalı şarkıcı Björk, Çin’de verdiği konserin sonunda, Çin’e rağmen, Çin’e karşı… Çin’i ayağa kaldıran bu olay, Tibet’i “nihayet” dünyanın gündemine taşıyan şey oldu belki de…
Deniz seviyesinden ortalama 4.900 m. yüksekliğindeki platosu dolayısıyla “Dünyanın çatısı” olarak adlandırılan, 1950 yılındaki Çin işgalinden bu yana özgürlük mücadelesi veren Tibet’in efsanevi tapınaklarında artık huzur kalmadı. Tibet’in bugünlerde dünya gündemini oldukça meşgul eden bağımsızlık mücadelesi, “özerk statü” adı altındaki diğer örneklerinden pek de farklı değil.
Image1950 yılında ülkeyi işgal eden Çin, Tibet’e özerklik statüsü verir. Yapılan anlaşmaya göre Pekin yönetimi, Tibet’in kültürel, dini ve politik işleyişine karışmayacaktır; ancak Çin’in Doğu Türkistan gibi diğer özerk bölgelerde uyguladığı politikalarından anlaşıldığı üzere Tibet’in akıbetinin de pek farklı olmayacağı aşikardır. Ezelden beri Tibet üzerinde hak iddia eden Çin’in bu iddialarını devralan Çin Halk Cumhuriyeti, Tibet’i 30 bin kişilik bir orduyla 7 Ekim 1950 tarihinden itibaren Doğu bölgelerinden işgale başlar. Filmlere konu olan işgali izleyen 20 yılda, ülkede 200 bine yakın insan hapishanelerde işkence görürken yaklaşık 350 bin kişi açlıktan, 156 bin kişi ise idam sebebiyle ölür ve yaklaşık 9000 kişi de suikasta kurban gider. Toplamda bir milyonu aşkın Tibetli, Çin işgali altında hayatını kaybeder.
Çin işgali sırasında henüz 15 yaşında olan Tibet’in dini ve siyasi lideri Dalai Lama, 1959 yılında Çin’e karşı bir ayaklanma başlatır. Ancak bu ayaklanma tam bir trajedi ile son bulur. Çin ordusu ayaklanmayı bastırmak için binlerce Tibetliyi öldürür ve Dalai Lama şiddeti bitirmek amacıyla Hindistan’a kaçar. Tibet’te bu tarihlerde yaşananlar, Dalai Lama’nın bugün “kültürel soykırım” olarak nitelendirdiği baskı politikalarının ta kendisidir.
Ancak Çin’in konuyla ilgili BM kararlarını görmezden geldiği uzun yıllar boyunca, dünyanın unutageldiği Tibet, mart ayından bu yana yeniden ayakta ve bu sefer dünya gündeminin tam ortasına oturmuş durumda. Hiç kuşkusuz bunda 2008 Olimpiyatları’nın Pekin’de yapılacak olmasının çok büyük etkisi var. Öyle ki; bütün dünyayı dolaşan olimpiyat meşalesi adeta Tibet yanlısı gösterilerin gerçekleştirildiği yolları aydınlatır hale geldi. Meşale İstanbul’dan Paris’e, Londra’dan Yeni Delhi’ye kadar bütün dünyayı gezerken istisnasız her şehirde gerçekleştirilen gösteriler Çin’in imajını feci şekilde alt üst etti. Bu sırada Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama, Pekin Olimpiyatları’nı desteklediğini açıklayarak şiddetten uzak durmak istediklerini gösterdi. Ancak Çin’de başlayan gösteriler ordu tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı ve Hindistan’da sürgün bulunan Tibet hükümetinin ifadesine göre gösterilerde en az 150 Tibetli öldürüldü. Kesin rakamlara ulaşmaksa neredeyse imkansız gibi. Çin yönetimi, kanlı görüntülerin internet aracılığıyla dünyada izlenmesini önlemek için ülkede “youtube” gibi video paylaşım sitelerine erişimi yasakladı.
ImageÖte yandan olimpiyat organizasyonunda yer alan bütün devletler, herhangi bir “skandal”a meydan vermemek için güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkartırken Çinli yetkililer de “olimpiyat hazırlıklarını” son hızla sürdürüyor. Çin hükümeti, Sincan eyaleti olarak adlandırdığı Doğu Türkistan özerk bölgesinde olimpiyatlara katılacak sporcuları kaçırmaya hazırlandıkları iddia edilen Uygur kökenli kişilere yönelik bir operasyon düzenledi ve bu operasyonlarda 35 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan Uygur Türklerinin akıbeti ise şu anda bilinmiyor. Mahkemeye çıkarılıp çıkarılmayacakları da meçhul. Çinli yetkililer, gözaltına alınan kişilerin eylem hazırlığı içinde olduklarını ve operasyonlarda çok sayıda patlayıcı madde ele geçirildiğini belirtiyorlar; ancak Çin’de bu iddiaların gerçekliğini gün yüzüne çıkartacak bir hukuk sistemi -en azından azınlıklar için- işlemiyor. İnsanların gözaltı süreci, suçlarını gerçekten kanıtlayacak bir sorgulama ve mahkeme aşaması olmaksızın, yakınları ve aileleriyle görüşmelerine izin verilmeksizin devam ediyor ve bu süreci tutuklama takip ediyor. Tutuklanan kişiden, hele de bu kişi bir Uygur Türkü ise, çoğu zaman haber alınamıyor.
Terörle mücadele adı altında Uygur Türkleri ve Tibet üzerindeki baskısını giderek artırmakta bir sakınca görmeyen Çin’deki güvenlik paranoyası, 2008 Ağustos ayında başlayacak olimpiyat oyunları yüzünden zirveye çıkmış durumda. Uygur halkı, güvenlik bahanesiyle kendilerine karşı arttırılan baskıdan şikayetçi; ancak seslerini duyuramıyorlar. Çin’in ekonomi ve enerji alanında kurduğu ilişkiler dolayısıyla pek çok ülke Doğu Türkistan konusunda hiçbir politikaya sahip değil; hatta burada yaşananları görmezden geliyor. Tibet konusundaysa Batı’da alternatif sesler yükselmeye başladı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy, olimpiyat törenlerine katılmak için bazı şartlar öne sürerken ABD’de demokrat başkan adayları Barack Obama ve Hillary Clinton başta olmak üzere pek çok siyasi, Bush’a törenleri boykot etme çağrısında bulunuyor. Ancak yine de dünyaya yön veren devletler arasında Çin’i politikalarından caydıracak etkide bir tepki, bir yaptırım, söz konusu bile değil. Öyle görünüyor ki, bu yıl ağustos ayında gerçekleştirilecek olimpiyat oyunlarında spordan çok yine siyaset konuşulacak.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

47. Sayı Sunuş
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...

DÜNYA GÜNDEMİ: Afrika'da kronik açlığın temel sebepleri
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer al...

DÜNYA GÜNDEMİ: Kafkasya'daki savaşla kırılan fay hatları
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, ulu...

Kısa kısa
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan ...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...