Index arrow Düşünce Gündem arrow Sayı 42

DÜNYA GÜNDEMİ; ORTADOĞU: Ortadoğu'da barış oyunu PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Emin Dağ   
ImageOrtadoğu’da siyasi rüzgar, Amerikan Başkanı George W. Bush’un görev süresinin dolmasına yedi ay kala şiddetli biçimde esmeye başladı. Ardı ardına bölgeye ve bölgeden dışarıya gerçekleşen ziyaretler, yaşanan bu diplomatik hareketliliğin göstergeleri olurken; görev süresince birçok savaşa imza attığı halde Nobel Barış Ödülü’nü almış olan ABD eski Başkanı Carter’ın bölgeye yaptığı ziyaret, İsrail ve Amerikan cephesinde ciddi kaygıların yaşandığını ortaya koyuyordu.
Aslında geçen ay, yeni bir savaş ihtimali ile başlamıştı. Nisan ayı başlarında İsrail, muhtemel bir kimyasal ve biyolojik saldırıya karşı, kendisinin 60 yıllık işgal tarihindeki en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirdi. Bunun üzerine Suriye, yedekleri askere çağırırken, Lübnan cephesi hareketlenmiş ve İran’ın da olaya açıklamaları ile müdahil olması, “yeni bir Ortadoğu savaşının ayak sesleri mi geliyor” sorusuyla ortamın hareketlenmesine neden olmuştu.
Ancak yanıltıcı olan bu manzara, “tırmandırma” siyasetinden ziyade, karşı tarafa yönelik “Her şeye hazırım!” mesajı vermeyi hedefleyen taktik adımlar olduğunu gecikmeden ortaya koydu.
Amerikan eski Başkanı Carter’ın, Mısır’ın başkenti Kahire’de Hamas’ın ikinci adamı Mahmud Zahar başkanlığındaki Hamas heyeti ile başladığı görüşmeleri, bir gün sonra 18 Nisan tarihinde de Şam’da Hamas lideri Halid Meşal ile buluşması izledi. Hamas’sız barış olamayacağı mesajını hem kendi yönetimine hem de İsrail’e açık bir biçimde veren eski ABD başkanının niyeti, Hamas’ı siyasi sürece ikna etmekten ve ateşkese çağırmaktan çok, bölgedeki reel durumu açık biçimde İsrail tarafına anlatmak idi. Bu reel durum, Hamas’ın artık öyle ya da böyle muhatap alınmasından başka bir şey değildi.
Ancak Carter’ın, etkileri bakımından abartılan ziyareti, Amerikan ve İsrail hükümetlerinin öteden beri ısrarla sürdürdükleri politikalardan farklı bir açılım getirmediği gibi, gereksiz bir heyecan oluşturmaktan başka bir işe de yaramadı. Bu nedenle asıl dikkatlerden kaçan, Carter ziyaretinin gölgesinde kalan sessiz sedasız Kahire’de yürütülen Hamas-Mısır görüşmeleri oldu
Mısır istihbaratının arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’ya saldırılarını durdurması karşılığında, Hamas ateşkesi kabul edecek, bunun garantörlüğünü de Mısır üstlenecek. Diğer Filistinli grupların da sıcak baktığı bu ateşkesi İsrail tarafı bozarsa Mısır tek yanlı olarak Refah Kapısı’nı açacak ve Hamas’ın bölgedeki otoritesini güçlendirmesine göz yumacak.
Bir sonraki adımda ise, Filistinli tüm gruplarla görüşmesinin ardından Mısır’ın, Filistin’de Hamas ve Fetih’i dışarıda bırakan bir teknokratlar hükümeti kurmasının ardından durumun normalleşmesi beklenecek.
Tüm bunlar ne anlama geliyor? Bunlar öncelikle, Mısır’ın politikalarında köklü bir dönüşüm demek. Çünkü Mısır, öteden beri Gazze’de Hamas’ın Fetih grubunu tasfiye etmesini eleştirerek, yeni durumu resmi olarak tanımıyordu. Kendi ülkesinde de İslamcılarla başı dertte olan Mısır’ın Gazze’deki İslamcılarla uğraşmaya hiç niyeti yoktu. Nitekim Gazze’ye yönelik ambargo sürecinde herkesin eleştirilerine hedef olmasıyla sonuçlanacak bir inatla, Hamas’ın Gazze’deki otoritesini görmezden gelmesi ve sınır kapısını kapalı tutması, birçok insanın hayatına mal olmuş ve İsrail’e büyük cesaret vermişti. Mısır, gerekçesinde Filistin adına söz söyleyen tarafın sadece Mahmud Abbas’ın Fetih’inin olması gerektiğini gösterse de, bunun Filistin içindeki gerilimi daha da tırmandırdığı ve çözümü tıkadığı gerçeği geç de olsa anlaşıldı. Çünkü Filistin’le ilgili bir konuda halkın %50’sini temsil eden Hamas tarafını görmezden gelmek ne onların işine yaramış ne de barışa hizmet etmişti. Resmi ve diplomatik düzeyde değil ama istihbarat başkanı düzeyinde ve hiçbir şekilde bağlayıcı olmayan kurallara göre yürütülen ikili görüşmelerde Mısır, artık Hamas’ı bir muhatap olarak almakla Filistin halkının diğer yarısını da görmeye başlamıştır. Bundan sonrasının daha kolay olacağını söylemek mümkündür.
Image Olayın Hamas yönü ise çok daha karmaşık bir süreci ifade ediyor. Hamas, ateşkesin ardından gelecek barış pazarlıklarında 1967 sınırlarında bir İsrail ve Filistin devletine olumlu bakabileceği görüşünü açık bir dille tekrarlarken, temel ilkelerinden olan; Filistinli göçmenlerin geri dönüşü, Yahudi yerleşim birimlerinin boşaltılması ve Kudüs’ün başkent olması gibi unsurlarda hiçbir şekilde pazarlık yapmayacağını yineledi.
Ardı ardına hem Carter hem de Mısır’ın muhatap aldığı Hamas’ın, bundan sonraki süreçte Ortadoğu’daki barış pazarlığında aktörlerden biri olduğu gerçeğini kabul ettirmiş olması önemli bir başarı olmakla birlikte, Hamas hükümeti ya da bir Fetih-Hamas koalisyonunun mümkün olmadığı ortada. Dolayısıyla Filistin’in geleceğinde bir teknokratlar hükümetinin kurulması, Gazze ve Batı Şeria’nın birleşmesi yolunda ara bir çözüm olmakla birlikte, yapılacak ilk seçimlerdeki sonuçların Hamas’ı yeniden iktidara taşıması halinde tüm aktörlerin nasıl bir pozisyon alacakları merak konusu.
İsrail ile barış pazarlıklarında Filistin tarafının bölünmüşlük görüntüsü, ellerini zayıflatıyor. Bu hem Fetih hem de Hamas’ın rahatsızlığına neden olurken, güçlü bir elle İsrail’in karşısına çıkmak için başvurulacak yöntemin, halkın tam desteğini almış ve meşruiyet tazelemiş bir yönetim olması gerekiyor. Arap ülkeleri birleşme için baskılarını yoğunlaştırırken, Hamas’ı resmi olarak tanımayan Amerika’nın birleşmeye yönelik bu baskılarda dolaylı bir rolünün olup olmadığı tartışma konusu. Zira karşısında Mahmud Abbas gibi güçsüz biriyle iki yıldır hiçbir adım atamayan İsrail ve ABD’nin, Abbas’a nisan ayındaki yoğun ziyaretlerde bu telkinlerde bulunduğu tahmin ediliyor.
Sonuç olarak 2008 sonuna kadar Filistin’de cılız da olsa bir devlet kurmaya çalışan ABD ve İsrail, teknokratlarla muhatap olmayı çıkarlarına daha uygun görüyor olmalı.
 
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...

Sayı 47

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTA AMERİKA: Karayip Köle Ayaklanmalarından Haiti devrimine -Başarının Başağrısı-
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispan...

DÜNYA GÜNDEMİ: GÜNEYDOĞU ASYA; Moro'da bitmeyen savaş
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzu...

İSLAM COĞRAFYASI: İhtilaller ülkesi Moritanya

Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...

DÜNYA GÜNDEMİ: AVRUPA ; Almanya'da Vatandaşlığa Kabul Testi
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. H...

ADANMIŞ HAYATLAR: Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...

DÜNYA GÜNDEMİ: ORTADOĞU Kudüs'te kritik dönemeç
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti...

DOSYA: Küresel ölçekte çocuk istismarı ve hukuki yetersizlik
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafın...