Yunanistan, Makedonya Cumhuriyeti’nin Yunan kültürüne ait olan Makedonya isminden vazgeçmesi durumunda yeni ismin kabul edilebileceğini savunuyor. Makedonya Cumhuriyeti için ise isimden vazgeçmek, “Makedon etnik kimliği”nden vazgeçmek demek.
I. Dünya Savaşı’nın çıkmasının önemli nedenlerden biri de Balkanlar’daki siyasi gelişmelerdi. 1990’lı yıllarda Yugoslavya’nın parçalanmasıyla birlikte Balkanlar tekrar uluslararası siyasi gündeme oturmayı başardı. Uluslararası siyasi arenada önemli gelişmeler oluyordu. Soğuk Savaş döneminin son bulmasıyla iki kutuplu dünya düzeni son aşamalarını yaşıyordu. Diğer taraftan Avrupa Birliği, Maastricht Antlaşması’yla siyasi entegrasyona doğru ilerlerken, bu süreci baltalayacak, içinde çok taraflı çıkar çatışması oluşturacak, yanı başında, Yugoslavya’da cereyan eden siyasi oluşumlara ise kayıtsız kalmayı ve “bekle gör” şeklinde pasif bir politika izlemeyi seçecekti. Böyle bir ortamda Eski Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti (SFRJ)’ni oluşturan cumhuriyetlerden Slovenya Cumhuriyeti’nin başını çektiği bağımsızlık hareketleri, Bosna Hersek’in bağımsızlık ilanı ile Sırpların katliamlarına maruz kalacak ve 1995’e gelindiğinde Dayton Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte Yugoslavya Halk Ordusu adına Bosna Hersek’te insanlık suçu işleyen Sırp generallerine “dur” denilecekti. Ancak parçalanmayı yaşayan Yugoslavya’nın, gündeme getirdiği en önemli iki sorun çözülememiş, sürekli ertelenmişti: O zamanki Kosova özerk bölgesi ve Makedonya sorunu. Mart-Haziran 1999’da NATO’nun Sırbistan Cumhuriyeti’ni bombalamasıyla Kosova sorununun çözümüne doğru ilk adım atılacak ve 17 Şubat 2008’de Kosova’nın bağımsızlığı büyük devletler tarafından tanınacaktı. Böylece Kosova sorunu büyük devletler nezdinde noktalanacak ve varlığının, bölgesel dengeler açısından tehlike oluşturmaktan ziyade, bölgeye istikrar getireceği görüşü ağır basacaktı. Makedonya sorununa gelince; 1913 Bükreş Antlaşması’yla üç ayrı bölgeye (Vardar-Makedonyası, mevcut Makedonya sınırları içinde; Pirin-Makedonyası, Bulgar devleti sınırları içinde; Ege-Makedonyası ise Yunanistan devleti sınırları içinde bulunmaktadır.) bölünmüş olan Makedonya, 95 yıl sonra NATO’nun Bükreş Zirvesi’nde Adriyatik grubu ülkeleri arasında aranan üyelik teknik kriterlerini yerine getirdi.Ancak Hırvatistan ve Arnavutluk, NATO üyeliği için davet edilirken; isim anlaşmazlığı yüzünden, Yunanistan’ın açık bir şekilde karşı gelmesiyle (veto hakkını kullanabileceği tehdidiyle), Makedonya’nın NATO üyeliği konusunda, NATO Bükreş Zirvesi Deklarasyonu’nun 20. maddesinde, Yunanistan ile var olan isim anlaşmazlığının “karşılıklı kabul edilebilir çözüm” bulunması durumunda gerçekleşebileceği ifade edilmiştir. Aynı maddede, isim anlaşmazlığının giderilmesi için iki tarafın görüşmelere hiç ara vermeden devam etmesi tavsiyesi de yer almaktadır. Peki, hem Yunanistan hem de Makedonya Cumhuriyeti böyle bir çözüm formülüne ne kadar yakın? Yunanistan, çözüm formülünü, Makedonya Cumhuriyeti’nin Yunan kültürüne ait olan Makedonya isminden vazgeçmesi durumunda kabul edebileceği tezini yüksek sesle savunmakta. Bunun yanında, Makedonya’nın NATO üyeliğine karşı çıkan Yunanistan, genişlemenin mutabakat ile karar verildiği Avrupa Birliği üyeliği için de, 2008’de müzakerelere başlamayı hedefleyen Makedonya karşısında aynı duruşu sergileyeceğini ifade etmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun 21 Nisan 2008 raporunda “isim konusu”nun yer bulması, Yunanistan tarafından izlenecek politikanın açık ifadesi olmuştur. Makedonya Cumhuriyeti için ise isimden vazgeçmek, “Makedon etnik kimliği”nden vazgeçmek demek olacak. Her ne kadar ülkenin NATO ve AB üyeliği, devletin asli çıkarlarına hizmet ediyor olsa da, Makedon etnik kimliğinin korunmasının, ülke için daha çok önem arz ettiği imajı sergilenmeye çalışılmaktadır. Mevcut hükümetin resmi politikası, “Üyelik için ne kimliğimizden vazgeçebilir ne de onu satabiliriz.” cümlesiyle özetlenebilir. Görünen o ki, NATO Bükreş Zirvesi Deklarasyonu’nda ifade edilmiş olan “karşılıklı kabul edilebilir çözüm” formülünün, her iki taraf için de mevcut dengeler içerisinde hayat bulması olanaksızdır. Böyle bir durumda, her ne kadar anlamsız görünse de, Makedonya devletinin isim anlaşmazlığı konusunun çözümü yolunda Yunanistan ile görüşmelere devam etmesi son derece hayatidir. İsim anlaşmazlığı, Makedonya’nın 1991’de Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan etmesinden beri süregelmektedir. Bağımsızlıktan sonra ülkenin Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde üyelik başvurusunun kabulü tam bir yıl sürmüş ve sonunda, Makedonya Cumhuriyeti yerine, “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (FYROM)” şeklinde, geçici bir referans tanımayla üyelik başvurusu kabul edilmiştir. Başka bir deyişle; BM, ülkenin üyelik başvurusunu kabul etmiş, ancak anayasal isim olan Makedonya Cumhuriyeti, taraflar arasında uzlaşmaya bırakılmıştır. BM’nin bu yaklaşımı, Makedonya’nın diğer bütün uluslararası örgütlere (AGİT, DB, IMF, AB vb.) FYROM geçici referans ismiyle üye olmasının veya üyelik görüşmelerinin başlamasının yolunu açmış ve ülkenin dış dünyaya entegre olmasını sağlamıştır. Hatta yaklaşık 120 ülke tarafından, anayasal ismi olan Makedonya Cumhuriyeti ismiyle tanınmasına sebep olmuştur. Ancak bütün bu olumlu gelişmeler, Yunanistan’ın üye olduğu uluslararası örgütler tarafından anayasal ismiyle tanınması için yeterli olamamıştır. (Resmi dokümanlarda FYROM referansının geçtiği her yerde dipnot olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Makedonya’yı anayasal ismiyle tanıdığı geçmektedir.) Bunun içindir ki, Makedonya Cumhuriyeti, 2005’ten itibaren BM Özel Müzakerecisi Matthew Nimetz’in arabuluculuk ettiği ve NATO Bükreş Zirvesi’nden önce ABD’nin uyarmasıyla temposunu arttırdığı fakat zirve sonucu durma noktasına gelen görüşmelerini devam ettirmelidir. Çözüme ancak iki tarafın görüşmeleri devam ettirmesiyle ulaşılabilecek ve ancak bu sayede Makedonya, FYROM takma isminden kurtulabilecek. Son olarak, tarafların çözüme ne kadar yakın olduklarını, son Sosyalist Federatif Yugoslavya Cumhuriyeti başbakanı olan Ante Markoviç’in kendi tabiriyle, paradoksal ülkesi Yugoslavya için söylediği, fakat rahatlıkla Makedonya ve Yunanistan için uyarlanabilecek olan şu cümlesiyle bitirelim: “Bir anlaşmanın sağlanabilmesi için, önce bunalımın alabildiğine saçma bir noktaya tırmanması gerekir. Durum gerçekten saçmalaştığında çözüm daha kolaylıkla bulunur.”
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzerinde milyonlarca çocuk ne çocuk olduğunun ne de herhangi bir hakkı olduğunun bilincinde. Temel insan haklar...
Afganistan’da sivil ölümleri artıyor İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından eylül ayında yayımlanan raporda, 2008 yılında, Afganistan’da, ABD ve NATO’nun hava saldırıları sonucu gerçekleşen sivil kayıpların geçtiğimiz...
Cenevizli gemici Kristof Kolomb, 3 Ağustos 1492’de Santa Maria, Pinta ve Nina gemilerine aldığı 39 tayfasıyla Atlantik’in karanlık sularına doğru açıldı. Hispaniola adını verdikleri, bugün Haiti ve Dominik Cumhuriyeti’nin ortaklaşa paylaştığı ada, yerlilerle ilk karşıla...
1967 yılında işgal ettiği Kudüs’ün demografik ve fiziki yapısında aradan geçen 40 yıl içinde büyük değişiklik yapan ve kenti ebedi başkenti ilan eden İsrail, bu yöndeki çabalarında yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, yasal kurumları kapatmaya ...
Güneydoğu Asya’da Çin Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan Mindanao, Sulu, Palavan, Basilan ve Tavi Tavi adaları, İslam’ın bölgede uzun yıllardır yaşandığı coğrafyalardır. Bölgenin Müslüman halkı için kullanılan Moro ismi, Katolik İs...
Afrika, 1980’li yıllarda kıtada yaşanan büyük kuraklık ve buna bağlı sebeplerden kaynaklanan toplu ölümlerle dünya kamuoyunun gündeminde yer almaya başladı. Bu yıllardan sonra da dönem dönem -bazen yoğun bir şekilde- kıtadaki kuraklık, açlık, bula...
Almanya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok sayıda işçi göçü almasına rağmen, vatandaşlık yasasında uzun süre bir değişiklik yapmadı. Hep, gelen işçilerin bir gün geri döneceklerini varsaydı. Geri dönüşün olmayacağını &ccedi...
Tarihi ya deliler yazıyor ya da dahiler. Ama maalesef Kafkasya’nın nasibine hep deliler düşüyor. Güney Osetya’ya saldırı ile patlak veren son savaş, uluslararası düzene yeni bir şekil verme potansiyeline sahip olsa da ardındakinin dahi olduğunu düşünmek deli...
18 Ağustos 2008 günü Pervez Müşerref, televizyondan yayınlanan konuşmasında istifasını ilan etti. 1999’da kansız bir darbe ile dönemin başbakanı Nevaz Şerif’i devirmiş ve tüm dizginleri eline almıştı. ...
Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının kanunlarla korunmasıdır. ...
Çocuk istismarı konusunda çok fazla tanım yapılabilse de en kapsamlı tanım, 1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından konunun uzmanları tarafından yapılan tanımdır: ...
Çocuk istismarı; çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. ...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, daha sonra ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı çıkarak Mladi M...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında Senegal, güneydoğu ve doğusunda Mali, kuzeydoğusunda Cezayir, kuzeyinde ise Batı Sahra yer alır. Yüzölç&...
1925 yılında Bosanska Kruba şehrinde doğan Aliya İzzetbegoviç Saraybosna’da büyüdü. 1943 yılında Alman Erkek Lisesi’ni bitiren Aliya II. Dün...
DOSYA: Çocuk korunmasının tarihsel gelişimi Çocuk hakları, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma haklarının ve fiziksel, duygusal ya da cinsel sömürüye karşı ko...
Hak, insana belli bir yaşa ulaştığında verilmez. Her insan, yaşına, cinsiyetine, ırkına, rengine bakılmaksızın temel insan haklarına sahiptir. Oysa bugün dünya üzer...
Ülkemizde çok az bilinen Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, bir Kuzeybatı Afrika ülkesidir. Batısında Atlas Okyanusu, güneybatısında ...