|
Yazar İHH
|
Çad’ın “yetimleri” evlerine dönüyor
Geçtiğimiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Fransız yardım kuruluşu tarafından kaçırılan beş yaşın altındaki çoğu yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yakınlarına kavuşacak. Şu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocukların yakın zamanda akrabalarına iade edilecekleri açıklandı.
Olaydan sorumlu olan yardım kuruluşu, konuyla ilgili olarak yaptığı
açıklamada, geçen yıl Çad’ın başkenti N’Djamena’da bulundukları sırada
“bu çocukların Sudan’ın Darfur bölgesinden oldukları ve kötü şartlar
altında yaşam mücadelesi verdikleri” yönünde kandırıldıklarını öne
sürmüştü. Kuruluş, yetimleri içinde bulundukları zor şartlardan
kurtarıp Fransız ailelerin yanına yerleştirme isteğinin hukuka aykırı
olmadığını iddia etmişti. Yaşanan skandal, kaçırılan 21 kız ve 82 erkek
çocuğun aslında Çadlı olduğu ve halen yaşayan yakınlarının bulunduğunun
ortaya çıkmasıyla aydınlandı. Fransa Adalet Bakanlığı’ndan yapılan en
son açıklamaya göre ise Fransa’yla yapılan anlaşma kapsamında
cezalarını çekmek üzere ülkelerine gönderilen görevliler, Çad Devlet
Başkanı İdris Debi tarafından affedildi.
Fas’ta İslamcı parti yasaklandı
Kuzey Afrika ülkelerinden Fas’ta, liderlerinin polis tarafından ortaya
çıkarılan bir terörist ağıyla bağlantısı olduğu iddiasıyla İslamcı
partilerden biri olan Badil el-Hadari (Medeni Alternatif Partisi)
yasaklandı. Aralarında parti lideri Mustafa Mutassım’ın da bulunduğu 32
kişi polisin düzenlediği bir operasyonda “terörizmle” suçlanarak
tutuklanmıştı. Polis, yakalanan terör şebekesinin başında Belçika’da
yaşayan Faslı Abdülkadir Belliraj’ın bulunduğunu öne sürdü. Başbakanlık
makamından yapılan açıklamada ise parti kuruluşu ile terör örgütü
arasındaki bağlantıların ispat edildiği iddia edilerek partinin resmen
yasaklandığı bildirildi. Fas’ta ilk kez yasal bir İslami parti lideri
ve en üst düzey yöneticileri terörizmle suçlanıyor.
Arjantin’in kayıp çocukları
Arjantin’de siyasi mahkumlardan alınarak başka ailelere evlatlık
verilen kayıp çocukların davası sürüyor. Ülkede 1976-1983 yılları
arasındaki “Kirli Savaş” adı verilen askeri cunta döneminde kaybolan 30
bin kişinin akıbeti bilinmemekte. Aynı dönemde güvenlik güçlerince
gözaltına alınan tutuklulardan alınan yaklaşık 300 bebek yönetime yakın
kişilere evlatlık olarak verilirken, siyasi tutuklu olan ebeveynleri
ise öldürülmüştü. Şu an 20-30 yaşlarına gelmiş olan kayıplara yardım
etmek amacıyla kurulan Ulusal Kimlik Belirleme Komisyonu sayesinde, o
dönemde evlatlık verilmiş yaklaşık 100 kişi gerçek yakınlarına kavuştu.
30 yaşlarındaki Maria Sampalla isimli bir kadın ise kendisini evlat
edinen ailesine karşı adam kaçırma suçlamasıyla dava açtı. Davada
tanıklık etmeye hazırlanan emekli subay Paul Navone ise evinin
yakınlarındaki bir parkta ölü olarak bulundu. Polis, Navone’nin intihar
etmiş olabileceğini açıklarken, insan hakları örgütleri olayın davanın
gizli kalması için planlanmış bir suikast olduğunu öne sürüyor.
Haşhaş üretimi İran ve Pakistan’ı etkiliyor
Afganistan’da üretilen haşhaş en çok komşu ülkeler olan İran ve
Pakistan’ı etkiliyor. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan raporda
eroinin hammaddesi olan haşhaş üretiminin %90’ının Afganistan’da
gerçekleştirildiği ve son dönemde korkunç boyutlara ulaştığı
kaydedildi. Çoğunlukla Taliban güçleriyle çatışmaların yaşandığı güney
eyaletlerde yapılan haşhaş ekimi, bölgede organize suçlar, yolsuzluk ve
uyuşturucu kullanımı gibi vakaların da artmasına sebep oluyor. Raporda
bundan en çok etkilenen ülkelerin İran, Pakistan ve Orta Asya
cumhuriyetleri olduğu kaydediliyor.
“Özgürlükler ülkesi” Amerika, Irak işgalini protesto edenleri tutukladı
Irak İşgali’nin beşinci yıldönümü nedeniyle Amerika’da düzenlenen
protesto gösterilerinde 200’den fazla kişi tutuklandı. Washington, San
Francisco, New York ve Boston’da yapılan gösterilere Amerikan polisi
müdahale etti. Savaş karşıtı gösteri yapan aktivistler savaşın
maliyetine de dikkat çekmek için ABD vergi toplama kurumu IRS ve resmi
kuruluşlar önünde gösteri yapmak isteyince polis tarafından
tutuklandılar. Göstericilere yapılan müdahale, ifade özgürlüğünün ve
katılımın önemini sıkça vurgulayan ABD’nin kendi politikalarına karşı
eleştirilere açık olmadığını bir kez daha kanıtladı.
Tibet’te şiddet olayları
Çin zulmü altında bulunan Tibet’te yoğun şiddet olayları yaşanıyor.
Tibet’in bağımsızlık talepleri ve Çin’in bu talepleri şiddet kullanarak
bastırması Tibet’te kanlı olayların çıkmasına sebep oldu. Medyanın
giremediği ve kesin bilgilerin elde edilemediği bölgeyle ilgili gelen
haberlerde, rahiplerin protesto gösterilerinin ardından gerginliğin
devam ettiği ve bölgede Çin hükümeti karşıtı gösteriler esnasında 10
kişinin yanarak öldüğü bildirildi. Tibetli kaynaklar toplam ölü
sayısının 100’ü geçtiğini savunuyor. Özellikle Lhasa kentinde
yoğunlaşan protestolarda bazı iş yerleri ateşe verilerek birçok kişi de
gözaltına alındı. Bölge hükümeti yaptığı açıklamada göstericilere ateş
açılmadığını öne sürerken, eylemler sırasında ölen olup olmadığı sorusu
ise yanıtsız bırakıldı. Bundan 50 yıl önce yine bağımsızlıklarını
kazanmak için ayaklanan Tibetliler, olaylar sonrasında Hindistan’a
sürülmüşlerdi.
Basra çatışmalarında kanlı bilanço: 40 ölü, 200 yaralı
Irak'ın önemli petrol kenti Basra'da aylardan sonra çatışmalar yine
şiddetlendi. Irak polisi ile radikal Şii lider Mukteda el-Sadr'a bağlı
milisler arasında yaşanan çatışmalarda, aralarında sivillerin de
bulunduğu 40 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi de yaralandı. Basra'da
başlayan, ardından başkent Bağdat'a sıçrayan çatışmalarda, ölü
sayısının arttığı kaydedildi. Polis ve hastane kaynakları, Irak
güçlerinin Basra'yı silahlı gruplardan "temizleme" operasyonu
başlatmasından sonra radikal Şii lider Mukteda el-Sadr'a bağlı Mehdi
Ordusu milisleriyle güvenlik güçleri arasında süren çatışmalarda yaralı
sayısının da her geçen gün arttığı bildirildi.
Batı Trakya Türklerini sevindiren karar
2005 yılında İskeçe Türk Birliği ve Rodoplar Bölgesi Türk Kadınları
Derneği’nin Yunanistan aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
yaptıkları başvurular sonuçlandı. Yunan hükümeti, 2001 yılında, Batı
Trakya’da faaliyet gösteren Batı Trakya Türklerine ait bazı dernekleri,
“dernek adında Türk kelimesinin geçmesi”, “bölgede Türk nüfusun
olmaması” gibi nedenlerle kapatma veya faaliyetlerine engel olma kararı
almıştı. AİHM, Yunanistan’ın Türk azınlığa ait dernekleri kapatma
kararlarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin örgütlenme özgürlüğü
ve adil yargılanmayla ilgili maddelerini ihlal ettiğini belirtti.
Böylece Türk azınlığın etnik kimlik konusunda verdiği 25 yıllık hukuk
ve demokrasi mücadelesi sonuçlandı.
|
|
Sayı 44
SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Av. Abdulhalim Yılmaz*Türkiye’de mültecilerin hukuki sorunlarının çözülmesi ve STK’ların rolü
Günümüzde sığınma sebepleri daha çok siyasi nitelikteki “zulüm” kaynaklı olsa da; önümüz... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Michel Gaude*Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın
düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi
sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur... Adanmış Hayatlar Mülteci bir çizer; Naci el-AliFilistin direnişinin 60 yıllık öyküsünü, işgaller ve sürgünlerin özgürlüklerine gölge düşürdüğü binlerce Filistinlinin yurtlarından edilerek ülkelerine hasret bir hayata mahkum edilişini, çizgileriyle... MÜLTECİ HAYATLARDAN TANIKLIKLARBaşımızın üzerine toprak döker, paramızı çıkarırız.
“1944 yılında daha sekiz yaşımda iken Rusya’nın gerçekleştirdiği büyük sürgünde ailemle beraber Özbekistan’... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Dr. Lami Bertan Tokuzlu*Türk sığınma mevzuatında devletin takdir yetkisi sorunu
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “insan haklarına saygılı devlet” ilkesi gereği sığınma hakkını Anayasa... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Ahmet Emin Dağ*İHH üç kıtada mültecilerin yanında
Mülteci kampları, çoğu ülkede başlangıçta mağdurların sığınağı olurken, bir süre sonra onların hayatını sınırlayan birer hapishaneye dönüşüyo... SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ: Prof. Dr. Kemal Kirişçi*Osmanlı ve cumhuriyet Türkiye'sinde göç ve sığınma
Avrupa Birliği’nin son yıllarda mültecilere yönelik geliştirmiş olduğu mevzuatlar Türkiye’yi ve AB etrafındak...
|